Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sırat köprüsü

Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere süreci kendi kendisini tekrar eden bir duruma gelirse ne olur?

Olacağı gayet açıktır; bundan önceki müzakere süreçlerinde yaşananların benzeri bir sonuç yaşanır ve süreç başarısızlıkla sonuçlanır.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Lider Nikos Anastasiades arasındaki görüşmeler bundan öncekilerden farklı bir enerji ile başlamıştı.

Liderlerin kimyasının uyuştuğu ve bu kez müzakerelerden bir sonuç alınmasının mümkün olabileceği konusunda yeniden umutlar yeşermişti.

Liderlerin ısrarla 2016 yılı bitmeden bu meselenin biteceğine dönük verdikleri mesajlar yeşeren umutlara her gün yenilerini eklemişti.

Medyaya yansıdığı kadarı ile süreçte yeni ve önemli ilerlemeler sağlandı.

Ancak bu ilerlemelerin süreci son aşamaya taşıması mümkün değil.

Liderler arasında devam etmekte olan yoğunlaştırılmış müzakerelerde var olan yakınlaşmalara yenileri eklenmek zorundadır.

Ancak bu şekilde süreç son aşamaya taşınıp ortaya kapsamlı bir çözüm planı çıkarılabilir.

Gelinen aşamada liderlere ve ekiplerine daha fazla yakınlaşmanın sağlanması konusunda görev ve sorumluklar düşmektedir.

Müzakerelerde bunun sağlanması için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.

Var olan uzlaşıların üzerine yenileri konulmadan müzakere süreci havanda su döver misali devam edecek olursa bu ciddi sıkıntıları ve hayal kırıklıklarını da beraberinde getirecektir.

Bu durumda da yeni travmalar yaşanacak, yeterince derin olan ayrılıklar bir daha hiç giderilemeyecek bir duruma gelecektir.

Bunun sonucunda da federal çözüm modelinin gündemde kalamayacağı bir durumla karşı karşıya kalınabilecektir.

Bunların yaşanmaması ve müzakere sürecinde yaratılan umutların ileriye taşınması konusunda özellikle liderlere görev düşmektedir.

Liderler cesaretle adımlar atmak ve var olan uzlaşılara yenilerini ekleyecek bir mekanizmanın oluşmasını sağlamak durumundadırlar.

Ancak bu şekilde 2016 bitmeden çözüme ulaşma hedefi  gerçekleşebilir.

Eski anlayışlarla ya da zamana oynayarak müzakerelerde başarı elde edilmesi mümkün değildir.

Bunu özellikle Rum Lider Nikos Anastasiades anlamalı ve çözüm konusunda daha etkin ve cesur bir pozisyon almalıdır.

Almadığı ve Güney’deki statükoya teslim olduğu takdirde Kıbrıs’taki bölünmüşlüğü kalıcılaştıracak son adımı atan lider olarak tarihteki yerini alma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Müzakereler sırat köprüsünden geçerken, başarının iki tarafın da bunu gerçek anlamda istemesi ve bu konuda gerekli cesaret ve liderliği göstermesi ile mümkün olabileceği unutulmamalıdır.

Gelinen aşamada cesaret ve liderliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.

Çözüme giden yola ancak bu şekilde girilebilir.

Yoksa her şeyin tekrar edeceği koşullarda başarısızlık da kaçınılmaz olur.