Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Terör başka bir gündeme hizmet ediyor

Soğuk savaşın 1989 yılında sona ermesiyle oluşan belirsizlik aslında ağırdan giden bir dönüşüm sürecini içinde barındırıyor. Bu dönüşümün nereye varacağı tüm dünyada merak konusudur.

 

Hâlbuki demir perdenin yıkılması gibi benzeri derecede önemli değişimlerde, örneğin 1.Dünya savaşından sonra, imparatorluklar yıkılmış ve yeni düzen kurulmuştu. 2. Dünya savaşının ardından IMF ve Dünya Bankası gibi Bretton Woods kurumları ile Birleşmiş Milletler ortaya çıkmış ve yine yeni bir düzen oluşmaya başlamıştı.

 

Son 25 yıldır yaşanan ise yalnızca problemlerin dondurulmasından ibaret.

 

Bundan dolayı dünya kamuoyuna yansıyan küresel siyasi düzensizlik had safhadadır.

 

xxx

 

Küresel siyasi düzensizlik ile birlikte dikkat ederseniz dünya son yıllarda ülke sınırı ve egemenliği tanımayan problemlerle de meşgul.

 

Global ısınma ve bunun sebep olduğu doğal afetler, giderek azalan ve kirlenen dünya su kaynakları.

 

Domuz gribi, kuş gribi gibi bulaşıcı hastalıklar.

 

Global ekonomik krizin oluşmasına sebep olacak derecede yetersiz ve uygulamaların çok gerisinde kalmış serbest piyasa kontrol ve denetim mekanizmaları.

 

Bölgesel çatışmalardan dolayı oluşan göç ve mülteci sorunları.

 

Kültürel çatışmaların 3. Dünya ülkelerinin problemi olmaya devam ettiği gibi dışarıdan göç alan batının da problemi olması.

 

Ve bir yerde tüm bunların sonucunda uluslararası terörizmin batıdaki metropolleri de içine alması ve çok daha geniş bir kitleyi endişeye düşüren bir boyut almasını da ekleyebiliriz.

 

xxx

 

Doğudan batıya bu tabloyu çaresizlik içerisinde seyreden geniş bir ülkeler yumağı oluştu.

 

İnsanlık için yeni olan ve bunların tümüyle mücadele etmeyi zorlaştıran unsur da hepsi ile ayni anda mücadele ediliyor olunması gerekliliği.

 

Giderek sınır tanımayan ve bir ülkenin aldığı kararlarla pek bir ilerleme kaydedemeyeceği sorunların ön plana çıktığı veya çıkarıldığı bir dünya düzenine doğru yol aldık.

 

Bu sorunlara çözüm bulamamak gelişmekte olan ülkelerde çok yadırganacak bir durum olmayabilir ama batıda vatandaş buna tahammül etmekte zorlanıyor.

 

Gelecekle ilgili endişeden dolayı da batı göç ve yabancılara karşı iyice hassaslaştı. Oluşan çaresizlik ve endişeden dolayı, ırkçılıkta artış ve kendini dışa kapatma da batıda bunun su yüzüne çıkan toplumsal yansıması oldu.

 

Çöken ekonomi ve bankacılık sistemi ile patlayan bombalar ve terör batının güçlü ülkelerinin bile tek başına ne kadar yetersiz kalabileceklerini kendi vatandaşlarına göstermiş oldu.

 

Sorunların küresel boyut kazandığı bir ortamda dünyanın ülkeler bazında örgütlendiğini unutmamak lazım. Özellikle batıda vatandaşların en büyük güvencesi olarak gördüğü devlet çözüm üretemez ve hatta engel olan bir unsur haline indirgenmeye başlandı.

 

Bu aşamada dünyada ülkelerin yerini küresel bir devletin almasını önermek gerçekçi olmaz.

 

Esas amaçları küresel devlet düzenine geçmek olan büyük sermaye grupları ve küresel kurumlar seçimlerin, eğitim sisteminin, vergi toplama yetkisinin ülkeler bazında örgütlendiği bir dünyada bu küresel sorunlara çözüm bulabilmenin gittikçe güçleştiğini artık her platformda işlemeye başladı.

 

Açıkça olmasa da söylenmeye çalışılan bu sorunların çözümü için ülke egemenliklerinin paylaşımının gerektiği. İngiltere ‘’ulus devlet’’ özelliğini koruma adına referandumda buna hayır demiştir. Önümüzdeki dönemde İngiltere’de terör saldırıları göreceli olarak artarsa şaşırmamak lazımdır.

 

Bugün uluslararası şirketlerin iş planlarında bulundukları ülkelerin yerel yönetimleriyle işbirliğine gitmeleri stratejik öncelik olarak yer almaktadır.

 

Tüm bunlar neyin habercisidir diye düşünmek lazım.

 

xxx

 

Küresel örgütlerle birlikte uluslararası sermayenin küresel sorunları ön plana çıkararak insanları ve ülke kaynaklarını kontrol etmeyi ve kendi düzenini korumayı amaçladığını söylemek hafife alınacak bir iddia değil.

 

İnsanların ve kaynakların kontrolünü artık askeri güç kullanarak değil bu şekilde yapmayı hedefliyor küresel sermaye.

 

Ulus devletten daha konfedere bir yapıya geçme düzeninin önünde birçok ülkede devletin çimentosu konumundaki ülke orduları duruyor.

 

Bir başka gelişme orduya kamuoyu önünde dik durabileceğini göstermek küresel sermayenin ciddi prim verdiği kriter olmuştur.

 

Eskiden küresel sermaye, hedeflerine orduyu araç olarak kullanarak ulaşıyordu. Bugün bu da değişmiştir.

 

Ortadoğu’da kendi baskıcı düzenlerini sürdürmek için ‘’laik’’ ve giderek kendi kafalarına özgü ‘’ulusalcı’’ bir toplum yaratma hedefine yönelen tüm asker kökenli diktatörler yerlerini mezhebe ve teröre dayalı bir düzene devrettiler. Saddam, Kaddafi ve büyük ihtimal Esat buna en güzel örnekler değil mi?

 

xxx

 

Ortadoğu ve İslam kaynaklı olduğuna inandırılmak istenen terör Ortadoğu’dan başlayarak dünya düzenini değiştirmeye yönelik bir araç olarak kullanılmaktadır. Geçtiğimiz haftaki İstanbul Atatürk havalimanındaki terör saldırısını bu kapsamda değerlendirmek lazım.

 

Bu olasılığı görmek için biraz daha geniş bir perspektiften yalnızca olanları değil olanların sebep olduğu toplumsal davranış, yöneliş ve beklentilerdeki değişimi de içine alarak değerlendirmek lazım.

 

Ulus devlet yapısı ve ülke egemenliklerinden vazgeçilmesi ile yeni bir dünya düzenine geçmek istenilmektedir. Bu büyük değişimi yapma isteği kitlelerin güven ve güvensizlik duygularıyla oynanarak hayata geçirilmek isteniyor. Terörün ortaya çıkardığı sonuç ve esas hizmet ettiği hedef de budur.