Sayın Mehmet Moreket,
Bu ülkede öyle şeyler oluyor ki gerçekten kendimi her ne kadar zorlasam da anlayamıyorum. Ülkenin siyasi gündemi içerisindeki, Yönetim Kurulları ya da Genel Müdür veya Murahhas Aza gibi pozisyonları içerisinde barındıran sigorta şirketleri ile ilgili bildiklerimi sizlerle paylaşmak ve son gelişmeler konusunda sizleri bilgilendirerek kamuoyunu uyandırmanızı sağlamak istiyorum.
Kamuoyu uyuyor mu, evet maalesef. Çünkü bazı kişiler zamana oynayarak geçmişi unutturmak ve yeni bir sayfa açarak istediklerini elde etmek peşindeler. Son zamanlarda ülkemizde sigorta sektörünü ilgilendiren iki büyük sigorta şirketi olan Şeker Sigorta (Kıbrıs) Ltd. ile Kıbrıs Sigorta’da yaşananlar gerçekten de trajik komik.
CTP BG – UBP koalisyon döneminden UBP – DPUG koalisyon dönemine kadar her ne hal ise evsafı (nitelikler, vasıflar) 60-2010 sayılı Sigorta Hizmetleri (Düzenleme ve Denetim) Yasasına uymamasına ve defalarca Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi tarafından uygunsuz bulunmasına rağmen halen Hasan Basri Beycanlı’nın ille de bir sigorta şirketine Genel Müdür ya da Murahhas Aza olarak atanmak istenilmesinin sebebi nedir acaba, bunun arkasında yatan neler var?
Hasan Basri Beycanlı için hangi siyasiler ya da hangi üst düzey yöneticiler, yasalara uymadığı halde bu kadar ısrar ediyor? Hasan Basri Beycanlı CTP BG-UBP koalisyon döneminden beridir Kıbrıs Sigorta’ya Murahhas Aza olmak için beklemekte ama evsafı uymadığından bir türlü Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi’nden onay alamamaktaydı. Hükümet değişince, Kıbrıs Sigorta’da bu işin olmayacağını anlayınca bu kez Şeker Sigorta’da Genel Müdür olmayı istedi ve en sonunda Mayıs ayı başlarında Şeker Sigorta’yı basarak alt katta bir oda boşalttırarak oraya yerleşmiş ve üst katta Eren Adataş alt katta da kendisi birkaç gün beraber Genel Müdürlük yapmışlardı. Sonra Beycanlı beklemeye çekilmiş ve Eren Bey görevden alındıktan sonra üst kattaki genel müdürlük odasına tamamen yerleşmişti. Demokrat Parti’de olan Şeker Sigorta’nın Genel Müdürü olmuştu.
[images_grid auto_slide=”no” auto_duration=”1″ cols=”three” lightbox=”no” source=”media: 164896,164895,164894″][/images_grid]
Bu arada tabi ki Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi’den Genel Müdür olmak için yine onay alamadı çünkü halen 60-2010 sayılı yasaya göre ne genel müdür ne de murahhas aza olacak evsafı taşımamaktaydı. Buna ek olarak DP’li yönetim kurulu üyeleri ile tartışınca, bu kez de Şeker Sigorta’dan vazgeçti ve yine Kıbrıs Sigorta’ya Murahhas Aza ya da Genel Müdür olmak için uğraşmaya başladı. Onu istemem, bunu istemem, o olmazsa bu, bu olmazsa, şu olsun şeklinde talepkar olmaya devam etti.
Şeker Sigorta’ya Genel Müdür olabilmek içinse daha önceden basın önünde arkadaşları ile birlikte Kıbrıs Sigorta’nın Yönetim Kurulu Üyeliğinden istifa ettiklerine dair yapmış oldukları açıklamanın, Şubat ayından itibaren geçerli olması için Kıbrıs Sigorta’ya başvurmuş ve yazılı istifasını onaylatmıştır. Bu istifa Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi’ne de gönderilmiştir.
Ne yazık ki Şeker Sigorta’daki işleri yolunda gitmeyince 17 Haziran Cuma günü yapılan Kıbrıs Sigorta’nın Mali Genel Kurulu’na katılmış ve sanki de hiç istifa etmemiş ve oranın gerçek bir yönetim kurulu üyesiymiş gibi hareket etmiştir. Ayrıca aynı genel kurula UBP tarafından atanmış ama henüz Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi tarafından Yönetim Kurulu Üyeliği onaylanmamış başka isimler de katılmıştır.
O kadar ilginçtir ki, Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi tarafından henüz Yönetim Kurulu Üyelikleri onaylanmayan ve daha önce istifasını sunan Hasan Basri Beycanlı bu kez de 20 Haziran Pazartesi günü yeniden Kıbrıs Sigorta Yönetim Kurulu’nu toplamış ve görev dağılımı yapmıştır. Yapılan görev dağılımında ise İskele Belediyesi eski başkanı Halil İbrahim Orun başkan ve İnönü Belediyesi eski başkanı Hasan Basri Beycanlı’da Genel Müdür olarak tayin edilmiştir. Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesininden habersiz yapılan bu tayinlerden sonra ise Hasan Basri Beycanlı Kıbrıs Sigorta’nın şirket arabası ile dolaşmaya bile başlamıştır.
Memlekete bak hizaya gel. Yasa yapıyorsun tanıyan yok, yasaları uygulatması gerekenler tam tersi çiğnetmeye çalışıyorlar. Kapatın o zaman Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesini. Ne anlamı var ki bu dairenin? Yoksa eskiden Maliye Bakanlığı’na bağlı olup da Hasan Basri Beycanlı’ya olumsuz görüş veren Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesinin Yöneticisi, bu kez daire Ekonomi Bakanlığına geçince görüşünü mü değişecek? Görevden alınma yazısı yazıldığı iddia edilen Şifa Hanım koltukta kalmak adına yan çizip, defalarca olumsuz görüş belirttiği Beycanlı için artık olumlu görüş mü verecek?
Gerçekten de bu ülkede olup bitenleri anlamakta zorlanıyorum. Hiç kimse de çıkıp hiçbir şeyi sorgulamıyor.
Merak ettiklerim :
-Hasan Basri Beycanlı kim?
-Sigorta sektöründeki vazgeçilmezliği nereden geliyor?
-Kıbrıs Sigorta Genel Kurulunda yaşanan keyfilik karşısında Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesinin tutumu ne olacak?
-Bu ülkedeki yetkili kurumlar neden yasalara aykırı hareket etmeye çalışıyorlar?
-Bu kadar zamandır evsafı uymayan Beycanlı için nasıl bir şey uydurulacak ya da uydurulmaya çalışılıyor?
-Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi Yöneticisi koltuk uğruna karar değiştirecek mi?
-Beycanlı hakkında Şeker Sigorta Genel Müdürü iken yazılan raporlarda neler var?
-Neden yasalar çiğnenmeye ve evsafı uymayan kişiler bu tür önemli görevlere atanmaya çalışılıyor?
Saygılarımla”. (İsmi mahfuz)
YERİN KULAĞI VAR
ANASTASİADİS’İN OYUNUNU BOZMAK: Türkiye’nin yardım talebine Rum Yönetimi’nin koyduğu şart, tam bir tinyozluk. “Benim havaalanlarıma ineceksin” diyor. Sadece kendilerine ait bir olay gibi. Oysa dünya mirası yanıyor… Hala daha siyasi çıkar peşinde olduklarını görmek üzücü. Bence Türkiye, bayrağını göstere göstere inmeli Baf Havaalanına ve Anastasiadis’in oyununu bozmalı. Nasıl ki uluslararası toplantı, spor karşılaşması adı altında onların bayrakları Türkiye’de göndere çekiliyor, hem bu onlardan çok daha insani bir konu…
YANGIN DA POLİTİK: Cumhurbaşkanı Akıncı, yangın işinin perde gerisini güzel anlattı. Türk uçaklarının Güzelyurt ya da Pınarbaşına inebileceklerini, hatta diğer ülkelerin uçaklarının da Güzelyurt körfezinden su alabileceklerini söylemiş. Ancak Rumların ret kararını basından öğrenmiş. Cumhurbaşkanı; “Konunun tamamen politik çerçevede değerlendirildiğini, olaya coğrafi yakınlık, etkinlik ve sonuç odaklı olarak yaklaşılmadığını üzülerek gözlemledim” diyor. Bu noktadan sonra, “Rumlar Türkiye’nin teklifini kabul etti” diye başlayan yorumlar gereksiz ve yanlıştır…
SU SAVAŞLARI: Güzelyurt Belediye Başkanı Özçınar’ın, “Birkaç hafta içerisinde beldemize Türkiye’den gelen su ulaştırılmazsa, Lefkoşa’ya çekilen suyu bir şekilde kesmek zorunda kalacağız, suyu biz kullanacağız” ifadelerine Lefkoşa Belediye Başkanı Harmancı’dan tepki geldi. Harmancı Özçınar’ın açıklamalarını, “tehdit ve şantaj” olarak değerlendirerek, sosyal medya üzerinden, “Hade yapın da görelim” mesajını verdi.
YA BİZİM SAĞLIĞIMIZ: Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, hellim konusunda çıkan haberlerin, sektöre zarar verdiğini söylemiş. Ya bize, bilgimiz, haberimiz olmadan yıllardır yutturulan kazeinin sağlığımıza verdiği zarar? Ucuza, daha az süt kullanarak hellim yapan üretici zarar görmesin, ama içinde ne olduğunu bile bilmeden zehiri yutan tüketici zarar görse de olur. Öyle mi? Neden AB’nin emrettiği gibi, yüzde 70 küçükbaş hayvan sütünden yapılmıyor bu hellim? Onun izahı var mı? Biz yıllarca yuttuk, ama AB yutmayacak. Orman kanunları sonsuza kadar sürmeyecek…
SEFALET ÜCRETİ: Asgari ücrete yapılan 104 liralık artış, sendikaların tepkisine neden oldu. Bazı sendikalar bu artışı reddettiklerini açıklarken bazıları ise, işçi ile dalga geçildiğini söyleyerek tepkilerini ortaya koydular. Peki sonuç? Birkaç gün açıklama yapacaklar, itiraz edecekler, sonra da unutup gidecekler. Bugüne kadar hep böyle olmadı mı zaten..?
DEĞİRMENLİK HALKI; EYLEMİ YAYGINLAŞTIRIN: Sivil toplumun tepki göstermekte yetersiz kalması, sürekli dile getirdiğim ve rahatsız olduğum bir konudur. Sorunlara bizzat muhatap olanlar, seslerini çıkartmadıkları, örgütlenmedikleri, yönetenleri rahatsız etmedikleri için herşey aynen devam eder gider. Taşocakları konusu… Sorun en az yirmi yıllık. Ama bölge insanlarının eylem yaptığını pek duymamıştım. Olduysa da, sinek vızıltısı gibi gelmiştir baştakilere. Çünkü dağlar oyulmaya devam ediyor. Geçtiğimiz gün nihayet Değirmenlik halkı ses verdi. Sonuç almak istiyorlarsa, kitleyi büyütüp, eylemlerini topluma maletmeyi başarmalıdırlar.
ZİRVEDEKİLER: Ferdi Sabit Soyer: “Ana dili Türkçe olanlar her yerde oluşan ayrılıkçılığa tepki gösteriyorlar ama, Kıbrıs’ta federal çözümle ayrılıkçılığı hedefliyorlar. Ana dili Elence olanlar ise ayrılıkcılığa karşı, AB’nin demokratik birliğini ama Kıbrıs’ta Federal çözüme karşı da hakimiyetçi anlayışı…”.
DİPTEKİLER: Su Rezaleti: Su konusunun geldiği noktaya bakar mısınız? Güzelyurt Belediye Başkanı, “Türkiye’den gelen su bir kaç haftaya beldemize verilmezse, Lefkoşa’ya verilen suyu kesip, Güzelyurt’a vereceğiz” demiş. Neresinden tutsan elinde kalıyor artık. Halkın temel ihtiyacının üstünde tepinen bir takım insanlar. Su gelmiş, baraj dolmuş, taşıyor, bunlar siyaset yapıyor. Yazıklar olsun. Lafım, sadece Özçınar’a değil, hepsine. Bir vana meselesi tutturup milleti zevkleyenlere de… Bir buçuk yıldır Su Dairesi Müdürü bile yok…
































