Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Buyurunuz son oyun başlıyor

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi “özelleştirmenin zararları” konulu bir açık oturum düzenliyor.

Başlık ilginç.

Özelleştirmenin kendisi değil “zararları” tartışılacak.

Dolayısı ile CTP, özelleştirmenin zararlı bir uygulama olduğunu peşinen kabul ediyor ve bu zararları toplumun dikkatine getirmeye çalışıyor.

Böyle mi anlamak gerekir?

CTP’yi yakından izleyen birisi olarak doğrusu bu soruya bir yanıt vermekte zorlanırım.

Niye?

Çünkü söylemde ve bazı tutumlarda CTP’nin özelleştirme karşıtı bir parti olduğu sanılır.

Gerek yöneticileri ve milletvekilleri ve gerekse üyeleri arasında çok sayıda özelleştirme karşıtının bulunduğu bilinir.

“Özelleştirme peşkeş çekmedir” sloganını benimseyenlerin ağır bastığı sır değildir.

Bu açıdan bakıldığında CTP’nin özelleştirmenin zararlarını gündeme getirmesi normal sayılabilir.

Fakat;

Ülkede  gerçekleştirilen belli başlı özelleştirmelerde CTP’nin imzası vardır.

Elektrik piyasasının yüzde ellisine AKSA’nın dahil edilmesi, haberleşme piyasasına Turkcell ve Telsim’in  girmesi ve nerdeyse piyasanın tamamını ele geçirmeleri, ülkenin en önemli yatırımlarından olan, yüz milyonlarca dolara mal olan Geçitkale Havaalanı’nın bir şahsa devredilmesi.

Sırf bunlar bile ciddi özelleştirme hareketleriydi ve hepsinde CTP’nin  imzası vardır.

Peki öyleyse bunları yapan CTP’nin özelleştirmeye karşı olduğunu söylemek mümkün müdür?

Görünüşe göre hayır.

Gerçekte ise durum belirsizdir.

CTP’de yaşanan iç çatışmaları ve iktidar kavgalarını bu açıdan ele almak bence mümkündür.

İktidarı ele geçirmek için ciddi bir iç savaşa tutuşanlar nasıl ki kendi aralarında “politik mücadelenin” asgari ahlak kurallarını oluşturamadılarsa aslında CTP  özelleştirme de dahil birçok toplum meselesinde asgari görüş birliğini sağlayamadı.

Bu nedenle da savruluyor.

Sürekli kendi kendini öğütüyor ve şahıslar üzerinden çıkış noktası arıyor.

Şimdi bu çıkış noktası bulundu galiba.

Mehmet Ali Talat’ın da “öğütülmesinden” sonra iktidar savaşının tarafları Tufan Erhürman üzerinde “geçici” bir uzlaşıya vardılar.

Tufan Erhürman başkan olacak.

Peki sonrası ne olacak?

Örneğin şimdi özelleştirmeye karşı çıkan ama görev yaptığı dönemde belediye hizmetlerini taşeronlara devreden ve o ölçüde aslında özelleştirmenin ta kendisini yapanlar Tufan Erhürman’ı destekliyorlar.

Bu desteğin ideolojik değil şahsi bir destek olduğu ayan-beyan ortadadır.

Yani CTP’deki ideoloji sorunun üstü yeniden örtülmektedir.

Nereye kadar?

                                                                                              ***

Bu yazının konusu aslında CTP değildir.

CTP’nin anlamlandıramadığı “elektrikte özelleştirme olmaz fakat haberleşmede olabilir” ikircikliği ile yürütmeye çalıştığı ve yürütemediği hükümet sonrası göreve gelen UBP ve DP koalisyonu özelleştirmeleri de içeren ekonomik paketi imzaladı.

Dünkü ziyaret sonrasında Ankara’nın tam desteğini de aldılar ve artık hızlanacaklar.

Kısacası, “son oyun başlıyor.”

Bir yandan kesenin ağzını açıp halkı rahatlatacak, diğer yandan hızla özelleştirme yapacak yeni bir döneme giriyoruz.

Sadece CTP değil, toplumun tavrı ne olacak?

İşte asıl tartışılması gereken budur.

Yoksa özelleştirmenin zararları üniversitelerde, Ekonomiye Giriş derslerinde okutuluyor.

Toplumun yokolmasını önleyecek ideolojilere  ve hocalara ihtiyaç vardır…