Yeni hükümet Türkiye ile ekonomik protokolu imzalayıp, kesenin ağzını açma planları yaparken, protokolun getirilerinin büyük toplumsal eylemlere neden olacağını hesaplamış mıydı acaba? Limanların, telekomünikasyonun, belki elektriğin bir kısmının özelleştirilmesi konusunda fikrimizi defalarca yazdık. Kalkınma için yatırım, yatırım için de para gerekli. Komünist bir düzende yaşamadığımıza göre de, devlet bu yatırımları yapacak güce sahip değil. O halde, çağdaş dünyada geçerli olan ekonomik politikaları izleyerek, özel sektörle işbirliği yapılması kaçınılmaz. Ya bu köhnemiş çağdışı yapıda devam edeceksiniz, ya da yatırım gücü olan sermaye ve tecrübeyle birlikte yürüyeceksiniz. Bir önceki hükümet döneminde ufaktan ses çıkartmaya başlayan sendikalar, bu kez UBP-DP hükümetinde seslerini daha çok çıkaracağa benzerler. Bunun sebebi de bence güven konusudur.Toplumun büyük çoğunluğunda, bu iki partinin, vur deyince öldüreceği kuşkusu hakim. Mesela su konusunda CTP’nin, içindeki direnişe rağmen yürüttüğü tartışma ve sonunda elde edilen kazanım sürecinin, bu kez yaşanmayacağı inancı var. Sonra… Sonrası daha mühim. Özelleştirme başladığında, daha doğrusu ihale aşamasına gelindiğinde olabilecek olanlar. Acaba geçmişinde berbat ihale sözleşmeleri olan bu iktidar bu kez makul, mantıklı, toplum ve devlet yararına, şaibesiz ihaleler yapabilecek midir? Ne yalan söyleyelim, biz de bu kuşkuları taşıyoruz. Eğer toplumla ters düşmeden, arkalarına toplumsal desteği alarak yürümek istiyorlarsa, o güveni vermek zorundalar. Her şeyden önce şeffaf olduklarını göstermeliler. Bunu başaramazlarsa, en iyisini de yapmaya kalksalar, karşı eylemler destek bulacak, büyüyecek. Sendikalarla başlayacak eylemler, gerilimi arttırabilir ve hayatı da, icraatları da kilitleyebilir… Umarım “biz yaparız, olur” diyerek devam etmezler… Tek bir hatanın bile, domino ertkisi yaratacağını unutumamak lazım.

GÖNYELİ’YE Mİ KAÇSAK…
Gönyeli Belediyesi, yıllardır devam eden alt yapı çalışmaları belli bir noktaya geldikten sonra, şimdi çevre düzenlemesi ve temizlik konularına ağırlık veriyor… Lefkoşa’nın pisliğinden, kaosundan sonra, Gönyeli kavşağına geldiğiniz anda dünyanız değişiyor. İçiniz açılıyor. Tarihin her döneminde bakımsız bir köy görüntüsünden öteye gidemeyen Gönyeli’de, yeni yerleşim yerleri açıldıktan sonra da, bu görüntü devam etti ne yazık ki. İnsanlar binlerce sterline aldıkları arsalara, bir o kadar da masrafla villalar yaptılar, ama etraf ovaydı, tarlaydı, bakımsızlıktı. Bir on yıl kadar da biz yaşadık Yenikent’de. Bir o günlere bakıyorum, bir de şimdiki duruma. Gönyeli Ahmet Benli’nin Başkanlığından sonra, adanın tümünde eşi benzeri olmayan bir örnek haline geldi. Orada yaşayanlar, hangi partiden olurlarsa olsunlar, hayatlarından memnunlar. Özellikle biz Lefkoşalıların hasret kaldığı temizlik, düzen, kaldırımlar, çiçekler… Bu mucize öyküsü yazılmalı diye düşünürüm. Mali yapısıyla, yönetim başarısıyla ve büyük özverisiyle… Belediyelerimiz de aynen devlet yönetimindeki gibi, hep baştan savma, içini boşaltma, adam doldurma politikaları sonucu 40 yılda batak duruma geldi. Bir yol, bir çıkış bulunamıyor. Hem devlette, hem de genelde yerel yönetimlerde… Dün bir haber vardı. Belediye şimdi, ihaleye çıkarak, genel bir temizlik kampanyası başlatıyor. İnsanın satıp, savıp, Gönyeli’ye yerleşesi geliyor…
YERİN KULAĞI VAR
EYLEMLERE HAZIR OLUN: Yeni hükümetin, ekonomik pakette yer alan özelleştirmeleri hayata geçireceğini açıklaması, sendikaları ayağa kaldırdı. TÜRK-SEN Genel Başkanı Arslan Bıçaklı, özelleştirmelere karşı süresiz grev ve eylem uyarısı yaptı. Bu konuda hükümetin geri adım atacağını sanmıyorum, bu eylemler destek bulur mu bilemem ama, yine de toplum olarak kitlesel eylemlere hazırlıklı olmakta fayda var sanırım…
BORÇ KONUSU KOLAY: Serdar denktaş, Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis’in, “Türkiye Kıbrıs Türk toplumunun 17 milyar Euro’ya ulaşan borcunu silmezse, çözüm başarılamaz, sürdürülebilir olamaz” sözlerine karşı, “sizin yüzünüzden borçlandık anlamına gelen şeyler söyledi. Aslında söylenmesi gerekenşu, bu parayı Rumların ödemesine de gerek yok. Hele bizim de kabul edeceğimiz bir anlaşmayı imzalasınlar, Türkiye 17 milyarlık borcu bir kalemde silmeye çoktan razı… Onlar kendi borçlarını halletsinler bakalım.
ŞÜPHESİ VAR HERHALDE: UBP milletvekili Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı, Rum lider karşısında Kıbrıs Türkü’nün haklarını layıkı ile korumaya davet etmiş. Öyle anlaşılıyor ki Tatar görüşme masasında Akıncı’nın Kıbrıs Türkü’nün haklarını korumadığına inanıyor. Aslında hükümetin, “Dışişleri Bakanının da görüşme masasında olması gerektiği” yönündeki talebinin altında da bu güvensizlik yatıyor sanırım…
KARALAR BAĞLADIK: Türkiye’de Davutoğlu başbakanlığındaki hükümetin bozulması, onlardan çok bizlerin derdi oldu. Nasıl olmasın ki? Yeni hükümet, geçen ay borç harç ile maaşları ödedi, nasıl olmasa protokol imzalanır ve Mayıs maaşlarında bir sıkıntı olmaz beklentisi vardı. Ancak Davutoğlu’nun çekilme kararı, bütün planları bozdu. Şimdi yeni hükümetin kurulması beklenecek. Bu da en iyi ihtimalle Haziran’ın ilk haftasına sarkacak. Sözün kısası Mayıs maaşları için ya yüksek faizle yeni borçlanmaya gidilecek, ya da ufak bir kriz daha yaşanacak…
ÇİLEKEŞ HALKIM: Sevgili Özdemir Tokel özelleştirmelerle ilgili görüşünü paylaşmış sosyal medyada. Şöyle diyor; Peşkeş’e de razı değiliz.. Ama; limana mal geldi çile çek. Yağmur yağdı, internet gitti çile çek,telefon arızalı bekle ki gelecekler çile çek. Gök gürledi elektrik gitti çile çek, Arıza’yı ara bekle ki meşgul çalmasın çile çek, Kendi evine elektiriği kendin çek, çile çek, çilekeş olmaya da razı değiliz…Bu işin bir arası olmalı… Peşkeş diye diye halkı çilekeş ettik…Devlete dair ne varsa orada bir çile de var…”. Olaya bir de bu yönüyle bakmalı…
CİNGÖZLÜĞE BAKIN: Adamlar Güney’de büyük bir ithalat şirketine sahip. Ancak şahsi vergi ödememek için, yerleşim yerlerini İngiltere’de gösteriyorlar. Ama bakıyorlar, adamlar sürekli memlekette. Nasıl oluyor? Güney’e göstermemek adına, ülkeye girişlerini Ercan üzerinden yapıyorlar. İnanılır gibi değil ama gerçek. Vergi kaçırmak dünyanın her yerinde en çok başvurulan yöntemlerden biri de, böylesini hiç görmedik. Bakın devam eden Kıbrıs meselesi kimlere yarıyor…
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER Mehmet Yorgancı: “Ülkede ekonomi çöktü, pahalılık aldı başını gitti. Bir milletvekili bir senede üç beş tane kapı değiştirirse ne beklersiniz artık siyasetten. Bir X bir Y parti, bir bağımsız, daldan dala geziyorlar. Nasıl güvenelim artık bu siyasete?” diye sormuş. Siyaset ve siyasetsizliğe olan güvensizlik, bu kadar güzel anlatılamazdı…[/quote]
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER TÜK Çalışanları: Toprak Ürünleri Krumu’nda hükümet değişiliğiyle birlikte görevden alınan ve “haksızlık, ayrımcılık ve kurumu batırmaya yönelik icraatlar” yaptığını iddia ettikleri müdür vekilinin gidişini kutlayan çalışanlar, kurban kesip helva dağıtmışlar. Aslında partizanlığın kanımıza kadar nasıl işlediğinin en güzel örneklerinden sadece birisi. Gerekçesi ne olursa olsun bu yapılanları onaylamamızı kimse beklemesin…[/quote]
































