Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Antalya G-20 Ülkeleri Liderler Zirve Toplantısı’nda öne çıkan kararlar

Aralık 2014 yılından beri G-20 ülkeleri toplantılarına başkanlık ve ev sahipliği yapan Türkiye, geçen hafta tüm dünyada en güçlü ve dünya GSYIH’sının % 85’ini temsil eden ülkelerin zirvedeki Yöneticilerine  Antalya’da ev sahipliliği yaparak başarılı bir organizasyon sergiledi. Türkiye’ye hem prestij kazandırması ve dünyaya her yönden tanıtılması açısından popülaritesini önemli ölçüde arttırmış, Dünya politikasına yön veren liderler de toplantı konusunda çok olumlu görüşler beyan etmişlerdir.

Toplantıda ağırlık kazanan konular; ekonomik, mali ve sosyal politikalar, özellikle istihdam, kadınların çalışma hayatına daha fala katılımı ve etkin olması, sosyal güvenlik konuları ve yatırımlar olmuştur. Daha da açarsak enerji konuları ve KOBİ’lere önem verilmesi ve uluslararası bir hüvviyet kazandırılması için, her imkânın arttırılması ve finansmana erişiminde dünya fonlarından ve sermayelerinden daha kolay yararlandırılması öngörülmüş,  Türkiye’nin teklifi ile bir yıldan beri gündeme giren bu konu üzerinde mutabakatlar sağlanmıştır. İlaveten örneğin, diğer uluslararası kuruluşlar arasına katılmak üzere tüm KOBI’lerin bir organizasyon altında toplanması ve uluslararası KOBİ teşkilatının faaliyete geçmesi öngörülmüştür. Bu husus KOBİ’lerin uluslararası alanda ekonomik faaliyetlere katılmayı kolaylaştıracak ve KOBİ’leri kalkındırmak amacını güçlendirecektir.
Toplantıya, G-20 ülkeleri Devlet Başkanları, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, ilgili Bakanlar, BM Genel Sekreteri, İMF Başkanı, AB Komisyonu Başkanı, Dünya Bankası, OECD, İLO, uluslararası bir kuruluş olan Finansal İstikrar Kuruluşu, Dünya ticaret Örgütü, ilgili ülkelerin Ticaret ve Sanayi odaları ile, ilgili sivil toplum meslek kuruluşları, üye ülke Merkez Bankası başkanları ve bu ülkelerin üst düzey  yetkilileri katılmıştır. Bu husus, küresel sistemde, ekonomik açıdan söz sahibi olan etkin ülkeler ve uluslararası kuruluşların en üst düzey yetkililerinin bulunduğu bir toplantıda alınan kararların bağlayıcılığı ve dünya politikalarına yön verme, ve uygulanması konusunda etkinliği açısından önemlidir.
Dönem başkanlığını yapan ülkelerin gündemi belirleme yetkisi dolayısıyla, bu dönemde 2015 Başkanlığı yürüten Türkiye’nin öncelik verdiği önerilerini bu toplantıda TC Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden vurgulamıştır. Nedir bunlar ; 1- Kapsayıcılık, 2- Uygulama , ve 3- Yatırım olarak 3 başlık altında toplanmıştır.  Ülkelerin kendi içinde tüm halkı kucaklayan  ve kapsayan, büyüme ve refah seviyesinin tüm halka yansıyacak şekilde politikaların saptanması ve geliştirilmesinin, esas alınacağı  açıklanmıştır. Ayrıca bu politikaların uygulanmasının takibini yapacak bir mekanizma kurularak bunun takibi gerçekleştirilecek.
Üç başlıktan biri olan Yatırım’ların önemi üzerine vurgular yapıldı. Ve tüm yatırımları kamunun tek başına yapma imkânının bulunmadığı , gelişen teknoloji ve süratle yatırımların artmakta olduğu karşısında, halkın ve ülke ihtiyaçlarının karşılanması için kamu mali imkânlarının buna cevaz vermediği, dolayısıyla tüm dünyada kamu-özel ortaklığında, özelin mali imkânları da kullanılarak çeşitli yöntemler kullanılarak işbirliği içinde  yapılması kabul görmektedir. Bu yöndeki müşterek görüşler çerçevesinde, ülke yatırımlarında  kamu-özel işbirliği ile kamu yatırımları genel bir uluslararası  politika olarak öngörülmektedir.
Küresel ekonominin itici gücü olan yatırımların arttırılması ve büyümenin herkes tarafından paylaşılabilmesi için de kapsayıcılığın önemine vurgu yapılırken, ana fikir olarak büyümeden herkesin faydalanmaması halinde, toplumlararası bağları tehdit ettiği ve şahısların refahını tehlikeye atan tehlikeli bir gelişme olarak nitelendirildi.
Bunun farkına varılması ve işsizliğin gittikçe artmasının dikkate alınması ve buna karşı küresel politikalar oluşturulması ve önlemler alınması gereğine vurgu yapılması Liderler seviyesinde kabul edilen önemli bir gelişmedir.
Bütün bu alınan kararlar vahşi kapitalizmin dünyayı bu güne kadar nereye sürüklediğinin görüldüğünü de göstermektedir. Aynı şekilde Devletçiliğin de artık olağanüstü teknolojik gelişme ve değişmekte olan dünyamızda yürümediğini ve özel sermaye yatırımlarına ilaveten, kamu yatırımları için de kamu-özel ortaklığının gerekliliği, bir dünya politikası olarak belirlenmektedir. Çıkan sonuçlarda dünya politikasına yön veren ülkeler nezdinde artık, gerek ‘bırakınız yapsınlar’ gibi anarşist serbest piyasa ve vahşi kapitalizm, veya devletçilik  gibi katı extrimist görüşlerin değer bulmadığı, eski savunulan katı ideolojik sistemlerin kalkmakta olduğunu gösteriyor. İyi ve doğru bir gelişme .
Alınan kararlarda daha ziyade insan odaklı, gelişmenin paylaşılması ve sosyal rahatsızlıkların çok büyük boyutlara ulaşacak sonuçlara ve gerek toplumlar içinde ve gerekse toplumlar arasında ayrışmalara ve şiddete neden olduğu gerçeği çerçevesinde,  Sosyal Devlet anlayışı yönünde politikaların ağırlık kazandığını görüyoruz. Küresel sistemde Devletlerin, bu toplantılarda piyasaya ve ekonomiye yönlendirici ve müdahaleci politikalara rağbet ve yönlenmeye daha fazla önem vereceği müşahede edilmektedir.
Toplantıda bir de küresel ekonomiyi etkileyen 5 unsur üzerinde duruldu. Bunlar -emtia fiyatları, -özellikle petrol fiyatlarının ülkelere göre olumlu veya olumsuz etkileri,- gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı sermaye yavaşlaması, -küresel ticaretteki yavaşlama ve büyümeye olumsuz etkileri, -döviz kurlarındaki sert iniş ve çıkışlar ve finansal piyasalarda yarattığı dalgalanmalar ile -devam eden jeopolitik riskler, ayrıntılı olarak değerlendirildi. Ve 6’cı olarak da gündeme Kadın 20 eklenerek kadının istihdamda ve iş hayatında daha fazla yer alması üzerinde duruldu. Aynı şekilde genç işsizliğin yüksekliği ve bunun giderilmesinin gerekliliği hem ekonomik hem de sosyal bir gereklilik olarak vurgulandı. Hem büyüme’ye katkı bakımından hem de sosyal sorunların giderilmesi açısından önemi büyük..
Bütün bu saydıklarım KKTC’de de mevcut sorunlardır. Ve bu kararlardan, yetkililerin istifade etmesi ve Orta Vadeli Programa dahil edilerek çözülmesi bir gerekliliktir. 
Antalya Eylem planına büyüme stratejileri ve uygulama takvimleri de dahil edildi. Yatırımlardaki durgunluğun aşılması için yatırım ortamının iyileştirilmesi , finansmana erişim ve 2018 yılına kadar 4.4 trilyon $ yatırım hesaplandığı açıklanmıştır. Bakalım hangi ülkeler bu imkânlardan ve oluşacak yatırım ortamından en çok yararlanabilecek? Gelecek yıllarda bunu göreceğiz. Ancak her hal-û kârda ciddi ve doğru politikaları ciddi ve zamanında uygulayanlarla tamamlayanlar en çok  kazanacaktır.  Bu kararların dünya barışına da katkı yapacağı umut edilmektedir.
Ancak barışçıl  bir ortamda, samimi bir G 20 toplantısı ve umut dolu kararlardan üç beş gün sonra, geçen gün Suriye’de Rus  hava bombardımanlarının artması ve Türkiye sınırlarının ihlali sonucu Rus savaş uçağının düşürülmesi ile yaşanmakta olan Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilerin gerginleşmesi, son günlerin çok tedirgin edici olayı olmuştur. Gerginliğin azaltılması konusunda Türkiye’nin bilâhare tüm görüşme ve uzlaşma  yönündeki gayretlerine rağmen, Rusya’nın çok sert çıkışları ve bir çok ilişkileri kısıtlama, ticari ve ekonomik konulardaki teşebbüs ve yatırımları askıya alması ve askeri irtibatları Türkiye ile koparması aşırı bir tepki olarak değerlendirilmektedir.  İnşallah gerginliğin tırmandırılmasına fırsat verilmeden taraflar itidalle sorunların yumuşamasına ve tekrarlanmamasına itina gösterirler. Türkiye zaten Suriye sorunundan ve 2.5 milyonu aşan mültecilerin maddi ve manevi yükümlülüğün paylaşılmamasından yeteri kadar mağdur olmuştur. Türkiye sınırlarına dayanmış orta  doğudaki vahşi savaşların getirdiği felaketler, en kötü bir şekilde bu bölgelerde yaşanmaktadır. Daha fazla gerginliklerin yaşanmaması ve bölgeye barışın en erken zamanda gelmesi, Türkiye ile Rusya gerginliğinin giderilmesi bölge barışı için en büyük dileğimizdir. İki komşu ülke arasında son yıllarda gelişmekte olan ticari, ekonomik ve siyasi yönden olumlu gidişatın yeniden tesisi, iki ülkenin de menfaatleri , huzuru ve bölge barışı için çok önemlidir.