Meclis’te ilgili komitede Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı üzerinde bir çalışma yapıldığı ancak bunun henüz kesin şeklini almadığı, çalışılan bir metin olduğu anlaşılmaktadır. Üzerinde çalışılan tasarı veya taslağı bir vesile okudum. İlk etapta bende olumlu izlenim yarattı.
Bu şekli ile bakıldığı zaman, ihtiyaç duyulmakta olan kamu etkinliği için tahsil, ehliyet, liyakat, tecrübeye ağırlık ve önem verildiği görülmektedir. Halkın süratli ve kaliteli hizmet alma isteği epeyce zamandan beri yüksek sesle seslendirilmektedir. Hükümetin de aynı nedenlerle icraatta yaşadığı zorluk ve eksikliklerin giderilmesi zaruretini hissettiği anlaşılmaktadır. Esasen kamuda reform hükümetin verdiği sözlerden biri idi.
Bu tasarıda şimdilik değiştirilmemiş şekli ile yöneticilik hizmetlerinde getirilen yeni tasnifte, her kademede ehliyet, tahsil, tecrübe süresi ve öngörülen asgari hizmet şartlarıyla hizmet kalitesinin artacağı açıktır. Bugün genelde yaşanmakta olan önemli ehliyet eksikliğinin ve yetersizliğin, yasa ile bu hizmet şartlarının getirilmesi halinde, bu seviyedeki şartları haiz Yöneticilerin ve yetkililerin atanmasından sonra zaman içinde kamu yönetiminin etkinlik ve verimliliğinin artacağı kuşkusuzdur. Tasarı veya taslakta üçlü kararname ile atamalar çok sınırlandırılmış ve sadece tüm Müsteşarları ve Bakanlar Kurulu GS’yi kapsamaktadır. Bu şekli ile değişmezse, bizim gibi küçük bir ülkede israfın önlenmesi ve teknik donanım, bilgi, liyakat ve tecrübenin öne geçmesiyle kamu etkinliğinin, sevk-i idarenin güçleneceği ve her alanda gelişimin daha kolay sağlanabileceği kanaatindeyim.
Esasen 7/1979 Kamu Görevlileri Yasası’nın ilk çıktığı şekli ile şimdiki şekli arasında yapılan değişikliklerle o kadar fark yaratılmıştır ki ruhunu tamamen değiştirmiş, yasa adeta kişiselleştirilmiştir. Değişen iktidarların istedikleri her kademeden ehliyet ve diğer şartlar gözetilmeden Yöneticilik kademesine atama ve maaş avantajı sağlama vasıtası haline getirilmiştir.
7/79 Kamu Görevlileri Yasası’nın ilk halinde, ehliyete, tahsil, liyakate, tecrübeye ağırlık veren, ilgili tüm amirlerinin sicil değerlendirmeleri ile birleşen ve hiyerarşik düzene uygun bir terfi sistemi öngörülmekte idi. Bir denge vardı. Bu denge içinde de sevgi ve saygı ilişkilerinin gelişmesi, daha huzurlu bir hizmet üretme ortamının doğduğu unutulmamalıdır. Yönetimde, bu hususların verimliliği ve başarıyı arttırdığı da malûmdur. Terfilerde bir alt derecedekiler yeterli hizmet koşulları ile geldiği cihetle ve hiyerarşik düzenin alt üst edilmemesi için yasa gereği yöneticilik hizmetleri ve üst kademe yöneticiliği atamalarında da aynı kriterlerle yukarı doğru atamalar bir alttan yapılabiliyordu. Şimdiki gibi 2-3-4 kademe birden tüm amirlerini atlayarak, ehliyet ve hizmette yeterli duruma gelmemiş kişilerin en tepeye atanmasına yasa cevaz vermiyordu.
7/79 Kamu Görevlileri Yasası’nda yalnız 2000 yılından bu yana çoğunluğu esasa dayalı 33 değişiklik yapılmıştır. Her defasında yöneticilik hizmetleri başta olmak üzere tahsil, ehliyet ve hizmet koşulları ile oynanmıştır. Her değişiklikte hem tahsil seviyesinde ve ehliyette hem de tecrübe yılları düşürülmüş hizmette kalite oldukça zayıflatılmıştır. Üst kademe yöneticiliğinde başlangıçta bir alttan yukarıya atama yapılabiliyorken, yasada değişikli yapılarak Barem 15’ten şube amirlerinden en üst müsteşar ve müdürlüğe atama yapma imkânı getirilmiştir. Dolayısıyla barem 15’teki bir şube amiri müdür muavinlerini 17 A ve müdürlerini 18A ve ara yöneticilik hizmetlerinden 18 B ile 17 B’yi atlayarak Amirlerinin üstüne çıkabilmiş ve onların Amiri olmuştur. Sistem bu şekilde altüst edilmiştir.
Bu da yetmedi 10 yıl önce bir yasa değişikliği daha yapılarak, yöneticilik hizmetlerine atanma, barem 15’in de altına indirilmiştir. Yapılan değişiklikte üst kademeye atamada, “Barem 15’in karşılığı fiilen maaş çeken” personel ifadesi getirilmiştir. Bu ne demektir? Daha düşük örneğin 12, 13, 14 baremde olanlar da (barem basamakları birbirinin içine geçtiğinden) barem 15’in içindeki basamak karşılıklarından, “fiilen maaş çektiklerinden” dolayı, hükümetlerce alınan ve Meclis’ten geçen bu atama yetkisi ile 2,3,5, derece atlayarak hiçbir kriter gözetilmeden tahsil, ehliyet, tecrübe bir kenara itilerek, yönetici atamaları ile kamu yönetimi altüst edilmiştir. Bu değişikliklerle birlikte kamu yönetimi de çökertilmiştir. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen gayrı adil ve kamu yönetimini dinamitleyen bir yapı oluşturulmuştur. Hal böyle iken nasıl verim beklenecekti? Hayal olurdu. Esasen bunu hazmedemeyen geniş ve ehil bir personel kitlesi zaman içinde emekliye ayrılmış veya kalanların bir kısmı haliyle işleri yavaştan almaya ve savsaklamaya başlamış veya görevden alınanlara görev verilmeyerek (müşavirler) evlerine gönderilmişlerdir! Her partinin yaptığı bu partizanlıklar devlete her yönden çok pahalıya mal olmuştur.
2000 yılından sonra yapılan değişikliklerden biri de, arada yapılan diğer değişiklikte, alt kademelerden alınarak müdür/müsteşar yapılan kişilerin maaşları Barem 17 B’nin altında idi ise görevden alındıktan sonra 17 B’ye intibak edilirdi. Sonra yapılan değişiklikle ise, kaç derece alttan olursa olsun, Üst kademe Yöneticiliğine atanan kişi 2 yıl bu görevlerde kalırsa görevden alınsa da yine bu müsteşar veya müdür vb makamların maaşlarının aynısını almaya devam eder, emekli hakları da ona göre düzenlenir, duruma getirilmiştir. E, bu kadar avantaj tanınınca insanların birbirlerini niçin yedikleri ve ispiyonculuğun niçin bu kadar arttığı daha net anlaşılır. Bir de tüm partilerde, neden aynı partiye mensup bakan değişikliğinde de, tüm üst kademenin değiştirilmesine gerek duyuluyor? ve sayı arttırılıyor, nedeni bellidir.
Şimdi gelinen aşamada mevcut hükümet bunları tekrar düzeltmek için çok önemli bir adım atmış bulunuyor. İnşallah Meclis’ten geciktirilmeden ve amacı değiştirilmeden oy birliği ile geçer.
Bu yeni tasarıda şimdiki şekliyle, sadece müsteşarlar üçlü kararnameye tabi olacak ki gayet normaldir. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların en yakın çalışma arkadaşını seçmesi gayet doğaldır. Genel müdürler, müdürler ve tüm Yöneticilik Hizmetleri sınıfına girenlerin hizmet şartlarının tahsile, ehliyete, liyakate ve tecrübeye dayandırılan hizmet koşulları, içten veya dıştan olsun, kamu yönetimini güçlendirici unsurlar taşımaktadır. Hiyerarşik düzen gözetilerek yapılacak atamalar da dalgalanmaları asgariye indirecektir. Ast üs ilişkilerini normalleştiricidir, her zaman için bilgi, ehliyet, liyakatin ön planda tutulması, idarenin etkinliği ve hizmetlerin verimliliğini arttıracak unsurlardır.
Kamu Hizmeti Komisyonu’nun özellikle son yıllarda basına ve mahkemelere düşen olaylar ve sınavların güvenirliliğini yitiren bir pozisyona getirilmesi, atamaların hak ve adalet ölçüleri içinde olmadığı hususunda kamuoyu üzerinde yaratılan şüphelerin minimize edilmesi için sınav komisyonlarının oluşturulması ve atamaların seyrinde denetim sağlayacak komisyonların oluşumları tarafsızlığı kısmen giderebilir ve yerindedir. Dıştan atamalarda bilgi ve ehliyetin yükseltilmesi de kamu yönetiminin iyileştirilmesine katkı sağlayacaktır. Genellikle, mevcut tıkanıklıkları giderici düzenlemeler vardır. Kamunun bu öngörülen önlemlerle zaman içinde toparlanmasına yardımcı hükümler söz konusudur. İnşallah Meclis çalışmaları esnasında değişiklik yapılacaksa kamu reformuna yardımcı olacak düzenlemeler eklenir. Maksadı dışına taşacak değişikliklere gidilmezse, tasarı, yasanın şimdiki halinden çok daha etkin, Kamuda bir iyileşme yaratacak kapasitededir.
































