Türkiye’de YÖK geçtiğimiz günlerde çok önemli bir karar aldı. YÖK’ün bu kararı hem Kıbrıs’taki üniversitelerimizi, hem Türkiye’de öğrenim görecek Kıbrıslı Türk öğrencileri de yakından ilgilendiriyor. Çünkü YÖK’ün aldığı karar hemen bu yıl uygulamaya giriyor. Yani 2014-15 öğretim yılında yapılacak olan YGS ve LYS bu yeni uygulamaya göre yapılacak.
Peki nedir bu karar? Tıp ve hukuk fakültelerine taban puan uygulaması getiriliyor. Yani her üniversite keyfine göre “ben şu kadar puana tıp ve hukuk fakültesine öğrenci alıyorum” diyemeyecek. Tıp ve hukuk fakültesine girebilmek için YÖK’ün belirlediği taban puanın üzerinde bir puan almak gerekecek. Siz o bölümü tercih etseniz bile YÖK’ün belirlediği taban puanın üzerinde puan alamadıysanız o bölüme giremeyeceksiniz. Bu önümüzdeki yıllarda Tıp ve Hukuk dışındaki diğer bölümleri de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacak. Yani benim anladığım bundan sonra her isteyen istediği üniversitenin istediği bölümüne giremeyecek. Her parası olanın üniversite okuduğu bir dönem Türkiye’de ve tabii ki KKTC’de de yavaş yavaş son bulacak.
Yalnız bu konu Türkiye’de akademik çevrelerde uzun süredir tartışılıyordu. Belli ki bu konuda ciddi rahatsızlıklar vardı. Türkiye’de mantar gibi çoğalan vakıf üniversiteleri ve öğrenciyi müşteri gibi gören anlayışın yarattığı bu düzenin önüne geçilmesi gerekiyordu. Özellikle Tıp alanının insan sağlığını yakından ilgilendirmesi ve devlet üniversitelerinde 500 puan alan öğrenciler yanında vakıf ve özel üniversitelerde 300 puan alan öğrencinin de doktor olabilmesi akademik çevrelerde ciddi sorgulamalar yarattı. Türkiye’nin saygın gazetelerinden Milliyet’in duayen eğitim yazarı Abbas Güçlü geçtiğimiz ağustos ayında bu konuda kaleme aldığı “parayı veren rahatça üniversiteye giriyor” başlıklı yazısında tıp ve hukuk bölümlerinde devlet üniversiteleri ile vakıf üniversiteleri arasındaki puan farkının 150 puanı aştığını belirtmişti. Bakınız Güçlü o makalesinde neler demişti: “Bu yıl Ankara Tıp’a 496, Hacettepe’ye 517, Antalya’ya 476, Kocaeli’ne 474, Manisa’ya 466, Yozgat’a 467, Erzurum’a 456, Sivas’a 454 puanla öğrenci alınırken, vakıf üniversitelerinin paralı bölümlerinde, tıp puanları 300’lere kadar indi. Devlet tıp fakültelerinde 450 puanın altına inilmezken, Yakındoğu Tıp 300’e, Bahçeşehir 309’a kadar indi.
Hukuk fakültelerinde de durum farklı değil, Ankara Hukuk 450, Eskişehir 415, Antalya 409, Erzurum 397, Afyon 380 puanla öğrenci alırken, Şehir 256, Aydın 273, Okan 272, Girne Amerikan 261 puanla öğrenci aldı.”
******
Gelelim KKTC’deki üniversitelerimize… Belli ki YÖK’ün bu kararı KKTC’deki üniversiteleri de etkileyecek. Biz uzun süredir bu satırlardan uyarıyoruz. Niceliksel büyümeyi artık bırakıp niteliksel bir büyümeye yönelmek gerekir. Nitelikli üniversite, nitelikli öğrenci demektir. Bu ülkede 20 yılını doldurmuş çok sayıda üniversite var. Artık emekleme dönemini bırakıp, yürümek hatta koşmak gerekiyor. Belki ülkede bulunan 56 bini yabancı 75 bin üniversite öğrencisi bizi sevindiriyor. Unutmamak gerekir ki hem üniversitelerimizin hem de öğrencilerin niteliği ve kalitesi tartışılır durumdadır.
Eğer ciddi önlemler alınmazsa, YÖK’ün aldığı bu karar önümüzdeki yıllarda Tıp ve Hukuk alanları dışındaki alanlara da yaygınlaştırılırsa, üniversitelerimiz öğrenci kaybına uğrayabilir. Dolayısı ile devletin de bu konuda bir politika geliştirmesi gerekecek. Devlet her yıl eğitim bütçesinden vakıf üniversitelerine önemli miktarlarda paralar ayırıyor. Bu paraların üniversitenin niteliğini artıracak yatırımlar için kullanılmasını zorunlu kılabilir.
Açıkçası Türkiye’de alınan her karar bizi etkiliyor. Hal böyle ise “dur bakalım ne olacak” anlayışı da yavaş yavaş terk edilmesi gerekiyor. Çünkü biz burada gerekli tedbirleri almazsak sürekli olarak sorunu kucağımızda bulacağız. Bundan önce olduğu gibi… Türkiye’de eğitimde sürekli bir şeyler değişiyor ama biz sürekli seyreder pozisyondayız. Etkileneceğimiz bile bile seyrediyoruz. YÖK’ün aldığı bu kararın bizi ciddi bir şekilde etkilememesi için seyretmek, beklemek yerine aktif olmakta yarar vardır.
Haaa! Bu karardan sonra bir de şunu düşünmek durumundayız. Biz üniversitelere Kıbrıslı Türk öğrencileri nasıl alacağız?
































