Geçen gün TCMB, şimdilik faizleri aynı seviyede tutmaya karar aldı. Bununla politika faizini % 8.25, marjinal faizi % 11.25, repo faizini % 10.75 ve MB borçlanma faizini % 7.5 seviyesinde muhafaza etti.
MB’nin bu kararını etkileyen unsurun, enflasyonun düşmemesi oldu. Ve yapılan açıklamada faizlerin aynı seviyede bırakılmasının nedenini, enflasyonda beklenenin gerçekleşmemesine bağladı. Yani beklenen de enflasyon düşüşü idi. Enflasyonun kur dalgalanmalarından kaynaklandığı malûm. Gıda fiyatlarındaki artışın da enflasyonun iyileşmesini geciktirdiği MB açıklamasında üzerinde durulan konu oldu ve emtea fiyatlarının düşüşünün ise enflasyon yükselmesini frenleyebileceği, görüşü ileri sürülmüştür.
Para politikasındaki sıkı duruşun çekirdek enflasyon üzerindeki etkisinin gözlenmeye başlandığı ve enflasyon dengelenmesine kadar faiz ve sıkı para politikasındaki duruşa devam edileceği görülmektedir. Bu husus deklere edilmekle, gelecekteki MB politikasının bu yönde olacağına vurgu yapılmış oldu. Buna aslında piyasaların ve finans kesiminin ihtiyacı vardı. Çünkü gelecekte faiz indirimi yapılabileceği belirsizlikleri güvensizlik ve kararsızlıklar yaratmakta idi. Aslında bu konuda hükümette farklı görüşler olmasına rağmen ekonomi yönetimindeki hükümet üyelerinin de bu açıdan MB ile aynı görüş paralelinde olması, alınacak kararlarda siyasi etkilerden ziyade ekonomik gerekliliğin ağır basacağı işaretini güçlendirmektedir.
Esasen MB Başkanı da enflasyon dengelenene kadar faiz ve sıkı para politikasının devam ettirileceğini söylemiştir. MB bu dönemde jeopolitik risk görmüyor.
Diğer taraftan büyük iş kesimlerinden gelen mesaj jeopolitik risklerin mevcut olduğudur. Ayrıca bazı kesimler kurlar dalgalanırken faizlerin yukarı doğru bir hareket yerine faizlerin yerinde bırakılmasına karşı olmuştur. Ve uluslararası alanda Kırılgan tabir edilen ülkeler arasında Türkiye’nin de olması yabancı sermaye akışını yavaşlatabilir endişeleri devam etmektedir.
Hükümetin zam getirmemesi ve aksi halde enflasyonu körükleyeceği uyarısında da bulunulmuştur.
Bu hafta Dolar’da değerlenme oldu. FED kararları ve açıklamaları 2015 yılı içinde faizlerin arttırılmasının duruma göre değerlendirileceği yönündedir. FED Başkanı’nın görüş ve açıklamaları bu yönde oldu. Ancak FED bölge başkanları ise daha kesin, yani faizlerin arttırılacağı yönünde açıklamalar yaptı. Çelişkili beyanlar piyasalarda tereddütlere neden oldu ise de faiz artışı mesajı, ve ABD’de çıkan güçlü veriler, işsizliğin azalması doların değerinin yükselmesine neden oldu. ABD piyasalarının da son 8 haftada en düşük seviyelere düştüğü görüldü.
Türkiye’de de Dolar yükseldi ve geçen hafta borsa İstanbul haftayı düşük 74,600’lerde kapattı.
Doların TL karşısında değer kazanması ve kur oynaklıkları üzerine, Cuma günü TC Merkez Bankası 29 Eylül’den itibaren günlük döviz satışı ihale tutarını asgari 10 milyon$’dan, 40 milyon$’a çıkardı. Ancak bu tarihi daha beklemeden aynı gün Cuma günü satışı 40 milyon $’dan yaptı.
Türkiye’de zayıflayan küresel talebe karşı ihracat dengeli büyümeyi desteklemektedir. Birçok risklere rağmen Türkiye’de ihracat artışı olmuştur. Diğer yandan ithalatta da azalış olmuş ve cari açık azalmıştır. Türkiye Hükümeti yetkilileri büyümeyi iç tüketimden değil ihracattan gelmesini hedefliyorlar.
Öte yandan TC Başbakanı Davutoğlu, geçen günkü açıklamasında kayıt dışılığa önlem paketi geleceğini açıkladı. Orta Vadeli Plan (OVP) ve 2015 yılı Bütçe tasarısı ile ilgili verdiği sunumda Ekim veya Kasım 2014’te kayıt dışılıkla mücadele programını açıklayacağını söyledi. İki ayaklı bir mücadeleden bahsetti ve ikinci ayağın da kamu tasarrufu olacağını, gelirlerin arttırılacağı harcamaların kısıtlanacağını, dolaylı ve dolaysız vergilerdeki orantısızlığın kaldırılacağını ifade ederek, özelleştirmeyi de kapsamlı bir biçimde ele alacaklarını, ayrıca Şans oyunlarından devletin tamamen çekileceğini açıkladı.
Sanırım aynı yönde politikalar KKTC ‘de de geçerli olacaktır.

Sonraki Haber

























