Son günlerde Türkiye’de, yine TL faizlerinin indirimi konusundaki kurumlar arası tartışmalara şahit olmaktayız. Hükümet kanadının ve genelde iş çevrelerinin istekleri, MB tarafından faizin düşürülmesi yönündedir. Faizin yüksekliğini dile getiren iş adamları ve hükümet yetkilileri bunun önemli bir maliyet unsuru olduğunu ve maliyetin düşürülmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Faiz derken, tabii ki borç faizini kastediyorlar. Ve bu borç faizi ile yerli yatırımcıların yeterli yatırım yapamadıkları, yatırım ve istihdam için faiz düşüşünü talep etmektedirler.
Şimdi burada sorulacak iki önemli soru var. Bir tanesi, borç faizleri ile birlikte mevduat faizleri de söz konusudur. Çünkü faiz tek taraflı bir işlem değildir. Borç faizi düşürülünce bankalar da balansı sağlayabilmek için haliyle mevduat faizini de düşürecektir. Halen tasarruf açığı olan bir ülkede ve geleneksel olarak halkın genelinin tahvillere itibar etmeyen bir yapı içinde olduğu noktasında, faiz düşürülmesi ile zaten yeterli olmayan iç tasarrufların büyük bir kısmını teşkil eden toplam mevduatın azalmasına neden olmayacak mı? Olacağı açıktır.
Bir de faiz tespitinde, ikinci en büyük etken enflasyon oranıdır. Nominal faiz ile reel faiz arasındaki fark her halükârda enflasyon oranının biraz üstünde olması ve az da olsa mevduat sahibine bir getiri sağlaması gerekir ki her kes TL’ye yatırım yapsın, mevduat oluştursun. % 8-8.5 enflasyonun hüküm sürdüğü bir ülkede enflasyon altında faiz uygulanması demek, tasarrufların erimesi demektir ve halk bu durumda, alışık olduğu diğer yatırım aracı olarak emlak, altın gibi sektörlere, yani ölü yatırımlara yönelecektir. Peki bu durumda zaten ihtiyacın altında olan tasarruf miktar ve oranı daha da azaldığında yerli yatırımcılar yeterli tasarruf kaynağını nasıl temin edecektir? Edemeyecek ve yine dışa bağımlı bir yatırım ihtiyacı bu defa artarak devam edecektir.
Şimdi burada bazı yetkililer bir şey daha söylüyorlar. Japonya’da, ABD’de faizler bizden çok düşük diyorlar. Ancak bu ülkelerin ekonomik yapıları nedir? Gelişmiş ülke ekonomik yapıları ile aynı durumda mıyız? Aynı yapıda olmadığımız biliniyor. Enflasyonları nedir? Çok düşük, % 1-2’lerde, hatta zaman zaman eksiye geçtikleri oldu. Türkiye’nin enflasyonu bu kadar yüksek iken, çok düşük enflasyonu olan ülkelerin örnek gösterilerek faizlerin bu ülkelerle eşleşmesini istemek veya beklemek mümkün değildir. Liberal bir ekonomi sisteminde dikte kararlar uygulanamaz. Faizleri düşürmeden önce enflasyonun düşürülmesi gerekir. Esasen enflasyona neden olan maliyetlerin biri de, daha önce faizlerin düşük tutulması sonucu dövize olan talebin artmasıyla yaşanan döviz krizi ve döviz fiyatlarının fırlamasının sonucudur. Aşırı kur tırmanmalarının neticesinde ekonomi alt üst oldu. Sonra MB tarafından bir yanlış düzeltildi ve faizler Ocak ayında birden bire arttırılınca bir gecede kurlar düşmeye başladı ve bugünkü üç aşağı beş yukarı stabil değerini korumaya şimdilik devam ediyor.
Kurların tırmanması olaylarının üzerinden daha çok geçmedi. Ve unutulmaması gereken husus, zamanı gelmeden faizlerde yeniden aşağı yönlü bir oynama tekrar aynı krizi yaşatabilir.
Dolayısıyla Merkez Bankası haklı olarak ihtiyatlı gidiyor ve zaten Haziran ayı enflasyonu ve diğer çıkacak ekonomik göstergeleri değerlendirdikten sonra faizlerin düşüşüne geçebileceğini söylüyor. Böyle bir kararın alınması için MB’nin önce önünü görmesi gerekir.
Diğer taraftan cari açık sorunu ortada hala duruyor ve önemli bir iyileşme yok. Yani iddia edildiği gibi iç yatırımlar bu sorunu hemen bir yılda iki yılda çözemez. Yapısal bir sorundur ve bunu çözmek için hedef konacak uzun bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Halen yatırımların finansmanının çoğu dış kaynaklıdır. Üretim ve ihracatın çoğunluğu ithalata bağımlıdır. Bu durumda 60-65 milyar$’ın üzerinde olan cari açık, hemen faiz indirimi yoluyla yapılacak iç kaynaklı yatırımla nasıl çözülecektir? Verilen ülke örnekleri ile ekonomik yapılar arasında çok farklılıklar ve farklı şartlar vardır. Bu koşullarda faiz indirimi kanaatimce koşullar oluşmadan dengeyi bozacak bir karar olur ve bu kadar büyük yatırımları hedef alan Türkiye’nin dış sermayeye de ihtiyacı vardır. Esasen iç sermaye durumu müsait olmadığı cihetle bu güne kadar uluslararası sermayeden yararlanılmış ve büyümesini sürdürmüştür. Bütün kalkınmakta olan ülkeler gibi küresel sermayeden pay alınmaya çalışılmalıdır. Yapısal dışa bağımlılık, dış ticaret açığı, cari açık gibi sorunlar daha uzun vadede çözebilecektir.
Bütün gelişmekte olan ülkeler sermayeleri yeterli olmadığı sürece dıştan ne kadar sermaye celbedebilir yönünde politikalar üretmektedirler. Türkiye de bu güne kadar böyle davranmıştır. Dıştan gelen sermaye miktar ve oranı düşerse cari açık daha da artacaktır. Kaldı ki Türkiye’nin dövize bağlı önemli ölçüde dış borçları vardır. Bunların ödeme zamanları söz konusudur. Dövize olan talebin arttırılması halinde, tekrar bir çıkmaz yaratılmasından çekinen Merkez Bankası, para politikası üretmede rahat bırakılmalıdır.
Nitekim gerek TC Maliye Bakanı gerekse Başbakan Yardımcısı Babacan, Merkez Bankası Başkanına destek olabilecek kısa da olsa birer açıklama yaptılar ve MB’nin yıpratılmamasını tavsiye ettiler. Ve kurumların ana prensiplerinden vazgeçmeden uygulamalarına devam etmeleri gerektiğini söylediler. Aksi halde uluslararası piyasalarda da prestij kaybı söz konusu olabilir.
Diğer bir husus faizi esasen piyasa belirler. MB bir faiz tespit eder ancak esas olan piyasalardır.
Hedef üretim ve istihdamı arttırmak ise genel dengeyi bozmayacak başka önlemler de kullanılabilir. Örneğin istihdam yaratacak büyük yerli yatırımlar için Devlet böyle projelerin borç faizlerine sübvansiyon yaparak bu projelerin borç faizlerini ve maliyetlerini düşürebilir. Bunu ya hükümet bütçesinden veya MB bünyesindeki fonlardan yararlanarak yapabilir. Yatırım ve işletme kredileri şeklinde.
Veya şu anda bankaların munzam karşılıklarına faiz verilmemektedir. Munzam karşılıklara faiz uygulayarak bankaların maliyetlerini düşürebilir. Şimdiki kurulan hassas dengeyi bozmadan başka önlemler, örneğin ek teşvik önlemleri alınabilir.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























