Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Özersay başarabilir

KKTC’de yeni bir siyasi oluşum tutar mı?
Bu koşullarda tutar.
Tutar çünkü mevcut siyasi partiler artık kendilerini tüketme noktasına geldi.
Bugüne kadarki siyasi serüvenlerinde siyasi partilerin yaptıkları en iyi iş de bu oldu.
Partilerin birilerinin malı ve kişisel ikbal aracı haline dönüştürülmesi partileri tüketen en önemli etkenlerden biri oldu.
Parti içi kavga, çekişme ve kurultay süreçleri memleket meselelerinin önüne geçti.
Siyasi alan, lider ya da parti içinde grup sultası kurulacak diye çoraklaştırıldı.
Adı fazla öne çıkan, kafası biraz farklı çalışanlar ötekileştirilerek partilerden uzak tutuldu.
Kişilere çıkar dağıtan bir sistem oluşturuldu.
Akılcı davranılmadı, siyasi hedef, vizyon ve düşüncelere gerek duyulmadan siyaset yapılmaya çalışıldı.
Çok el sıkmak, ya da düğün, dernek ve cenazeye gider olmak siyasette başarının aranan bir kriteri haline getirildi.
Çok ama boş konuşup, güzel slogan atmak meziyet sayıldı.
Liderlere tapmak, biat etmek bazı siyasi partilerde siyaset yapmanın olmazsa olmaz koşulu haline getirildi.
Siyaset kişisel rant elde etme aracı haline dönüştürüldü.
Hayatta hiç bir başarı hikayesi olmayanların etkin rol aldığı bir sahne haline çevrildi.
Siyasi partiler birilerinin babasının tapulu malı olarak görüldü ve Rahmetli Süleyman Demirel’in tabiri ile “Tapulu arazime ben gecekondu yaptırmam” mantığı ile hareket edildi.
Yıllarca, Türkiye’den gelen kaynağın hesapsız, kitapsız bir şekilde kullanıldığı bir anlayışla siyaset yapıldı.
Yarın hiç düşünülmedi. Siyaset sahnesinde erki elinde bulunduranlar “kısa günün karı benim olmalı” anlayışı ile ülkeyi yönetti.
Ve sonuçta bu ülkede yıllarca taş taş üstüne koymadan birileri siyaset sahnesinde uzunca bir süre kendisine yer bulabildi.
Ama ekonomi artık iyice bir dibe vurdu. İşsizlik ve buna paralel olarak yetişmiş beyin göçü arttı.
Eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda devlet kurumları çuvalladı.
Halk siyasete olan güvenini tamamen yitirdi.
Kısacası mevcut siyaset anlayışı gemiyi karaya oturttu.
Şimdi seçmen “bunların bir birinden farkı yok” deme noktasına geldi.
Eskiden birine kızdığında diğerine oy atarak “belki bir şeyler değişir, yapılan yanlışların hesabı sorulur” anlayışı ile hareket eden seçmen, alternatiflerin tükendiği sonucuna vardı.
UBP ile DP arasında o kadar çok gidip gelmeler yaşandı ki vatandaşta bu iki parti arasında bir fark kalmadığı yargısı oluştu.
Hatta öyle dönemler oldu ki iki partiye de perde gerisinden ayni kişi ya da kişiler yön verdi.
Geniş halk kitleleri için CTP ve TDP bir birinin alternatifi olamadı.
Genelde CTP’ye kızan seçmen UBP’ye, UBP’ye kızan seçmen CTP’ye yöneldi. Şimdi ikisi de birlikte oluşturdukları uyumlu koalisyon hükümeti ile iktidardalar.
Kısacası artık tüm yaşananlardan sonra halkın önünde deneyebileceği bir alternatif kalmadı
Halk artık yeni ve mevcutlardan çok farklı bir siyasi oluşum istiyor.
Yeni yüzler ve yeni hedefleri halkın önüne koyacak.
Temiz siyaset yapıp halkın güvenini kazanacak bir siyasi oluşum.
İşte bu nedenle Kudret Özersay’ın oluşturacağını açıkladığı mevcut sistemi sarsma iddiasında olacak siyasi partinin bence şansı var.
Tabii ki söylemleri ile eylemlerini örtüştürürse…