Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bayrak sallama meselesi!

Hüseyin Ekmekçi dünkü yazısını “Hükümet ‘DP’li üyeleri görevden alırken, CTP’li üyeleri’ hangi başarı kriterlerine göre halen görevde tutuyor o da ayrı…” diyerek bitirdi.

Ortada başarı diye bir kriter yok ki Sevgili Hüseyin…
Başarılı olmak, bilgili, donanımlı ve işin ehli olmak aranan bir kriter değil.
Bazı çok istisnai örnekler dışında göreve atanabilmenin ya da görevde kalabilmenin kriterleri çok farklı.
Bir kere her şeyden önce ilk kriter sıkı bir partili olup, bayrak sallamak…
Son dönemlerde sadece partili olmanın da yeterli bulunmadığı ve Başkan’a bağlılık ve yakınlığın öne çıktığı durumlar da oluyor.
İşin özeti, bir yerlere gelebilmek için o iş için doğru adam olmanız gerekmez. Partili olup bayrak sallamış olmak yeterlidir.
Geldikten sonra da o görevde ne kadar kalacağınızı parti ile bağlarınız belirler.
İstisnai durumlar dışında yıllardır bu böyle olmuştur.
Üzücü olan toplum tarafından da bu durumun bir şekilde kanıksanmış olmasıdır.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 100’üncü gününü değerlendirdiği basın toplantısında üçlü kararname ve atamalar konusuna değinirken bu konudaki rahatsızlığını dile getirdi.
Bayrak sallamanın atamalarda artık bir ölçü olmaması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, liyakat ve bilginin öneminden söz etti.
“Hükümet, yeni müşavirler yaratmayacağım diyor ama bir yandan da üçlü kararnameler gelmeye başladı” diyen Akıncı, hükümete, Kamu Hizmeti Komisyonu ve üçlü kararnameyle ilgili yasal düzenlemeyi gözden geçirme çağrısında bulundu.
Müsteşar ve özel kalem müdürlüğü atamalarının üçlü kararname kapsamında kalabileceğini belirten Akıncı, “Daire müdürlükleri artık üçlü kararname kapsamından çıkartılarak, çoğulcu, demokratik bir KHK tarafından görevlendirilmelerinin önü açılsın” dedi.
Doğru söyledi.
Eski bakanlardan Onur Borman kendisi ile 2012 yılında yaptığım bir röportaj sırasında bürokraside düzenin nasıl bozulduğunu anlatmıştı.
1980’li yıllardan söz etmiş ve o dönemde bir üst düzey bürokrat olarak gözlemlerini şöyle aktarmıştı:
“1986 yılına gelinceye kadar zihniyet olarak devlet hizmetini en iyi bir şekilde yerine getirenlere değer verilirdi. İnsana, hizmete değer verilirdi. Bilgiye, görgüye davranışa değer verilirdi. İşini yapan, devletine ve halka hizmet eden, ülkeye hizmet eden insanlar seçilirdi, alacağı görevi yapıp yapamayacağına bakılırdı. Yani yapılanmadaki zihniyet böyleydi. Bir de demokratik anlayış farklıydı o zaman. 1986 öncesi daha demokratikti. Sonra alttan alta değişim başladı. Bu işler “ben yaparım olur” diyerek başladı. İlk başladığında bize tuhaf gelirdi. Siyasal partiler içerisinde güç dengelerinin kurulmaya başlaması ile işler değişti. İktidarını devam ettirebilme adına daha güçlü olmak için her şey yapılmaya başlandı. Ve parti içerisinde güç kavgaları başladı.”
    ***
Zaten ne olduysa Borman’ın sözünü ettiği o yıllardan sonra oldu. Bürokratları parti militanına dönüştürecek bir yapılanmaya gidildi.
Toplumsal çıkar ve beklentiler bir yana konuldu. Partisel çıkar ve beklentiler her şeyin önüne geçti.
Geldiğimiz aşamada durum ortada. Bürokrasi çoraklaştırıldı. Kamu tıkandı.
Müşavirlik sistemi eleştiriliyor. Ancak bu arada yeni müşavirler yaratılmaya devam ediliyor.
Gelinen aşamada maalesef hala başarı ve liyakat bir kriter değil.
Umalım Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yaklaşımı bir şeyleri değiştirmek için bir ilk adım olsun.
Ve yeni hükümet de yapılan yanlışları düzeltmek için harekete geçsin.
Bekleyip göreceğiz…