Türkiye’den Kıbrıs’a su getirilmesi meselesi yıllardır konuşulan bir mesele idi.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrasında da Türkiye’den su getirilmesi konusu gündeme gelip tartışılmıştı.
O günlerde yaşananları Dışişleri eski Bakanlarından Kenan Atakol ile 2012 yılında konuşmuştuk. Atakol 1960’lı yılların başında üniversiteden yeni mezun olmuş Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Su İşleri Dairesi’nde çalışmaya başlamıştı. O günleri şöyle anlatmıştı:
1961 yılında ODTÜ’yü bitirdim. Bir yıl özel sektörde çalıştım. 1962 yılında Devlete geçtim ve Su İşleri Dairesi’nde çalışmaya başladım. Bu görevde barajlar üzerinde bir çalışma yapmaya başlamıştım. Argada-Magunda Barajının yapımı vardı. Beni oranın sorumlusu yaptılar. Bu baraj Poli’ye 4-5 kilometre mesafedeydi. Argada Rum köyü, Magunda Türk köyü idi. İki köy bu barajı kullanacaktı. Ben 1963 yılına kadar orada çalıştım.
1962’den 1963 yılı sonuna kadar yaptığım çalışmalarım esnasında ülkede su sorunu en büyük sorundu. Güzelyurt bölgesindeki sular tuzlanmış, bundan bahçeler olumsuz bir şekilde etkilenmeye başlamıştı. Dolayısıyla bu sorun büyük bir sorun olarak gündemdeydi ve tartışılıyordu. Elbette ki konuyu Rumlarla da konuşuyorduk. Ben ve arkadaşlarım “Türkiye’de bu kadar su kaynağı var, niye oradan su getirmiyoruz” dediğimizde, bize “Vanayı Türkiye’nin eline vermeyiz. Böyle bir şey olamaz” derlerdi. Esas bu görüşün babası da Rum lider Makarios’un kendisiydi. O bunu ortaya atmıştı. O söyleyince de Rumlar arasında bu görüş hakim olmuştu.
Türkiye’den Kıbrıs’a su getirilmesi konusu 1963 sonrası da dönem dönem gündeme geldi.
1998 yılında ise Türkiye’den Kıbrıs’a balonla su getirilmesi projesi hayata geçirildi.
Dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in adaya yaptığı ziyaretle birlikte KKTC’nin içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere İçel’in Aydıncık İlçesi’ndeki kaynaktan Kıbrıs’a balonla su taşınmaya başlandı.
İlk balonun gelişini ve suyun Güzelyurt Kumköy’de kurulan istasyona aktarılmasını dün gibi hatırlıyorum.
Görkemli bir tören düzenlenmiş, konuşmalar yapılmıştı.
Gün geldi balon patladı derken o iş çok uzun gitmedi.
Türkiye’den su getirilmesi işi de yarım kaldı.
Ama su getirilmesi hedefi Türkiye’deki hükümetlerin hep gündemlerinde oldu.
Bu çok büyük projenin gerçekleştirileceği söylenip durdu.
Hükümet programlarında hep yer aldı.
2002 yılında AK Parti Hükümeti’nin de hedeflerinden biri bu dev projeyi gerçekleştirmek ve Kıbrıs’a suyu getirmekti.
Ve AK Parti döneminde proje hayata geçirildi.
Önceki gün Türkiye Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da katılımıyla Türkiye’den Kıbrıs’a su getirilmesi projesindeki son boru da eklenmek suretiyle proje tamamlanma aşamasına geldi.
Türkiye’den yılda 75 milyon metreküp su getirecek olan projede en zor aşama olan deniz aşaması böylece bitmiş oldu.
Ve yıllarca “Hayaldir, gerçekleşmesi mümkün değildir” denilen projede son aşamaya gelindi.
On gün içerisinde Türkiye’den gelen suyun Geçitköy Barajı’na akmaya başlayacağı bildirildi.
Peki sonra ne olacak?
Suyun ondan sonra ne olacağına KKTC makamları karar verecek. Bu konuda yasal mevzuat hazırlanarak yürürlüğe konulacak.
Dileyelim diğer “önemli işlerden” zaman ayrılarak bu konudaki adımlar bir an önce atılır.
Asrın projesi olarak nitelendirilen bu projeye Rum Liderliği karşıydı. Altmışlı yıllarda Makarios “Biz vanayı Türklerin eline teslim edemeyiz” diyordu.
Dünya altmışlı yılların dünyası değil bugün.
Günümüzde aklın yolu işbirliklerini geliştirmekten, kaynakları akılcı ve ortak kullanmaktan geçiyor.
Dileyelim “Asrın Projesi” olarak da nitelenen bu proje ile adaya gelecek olan su “Barış Suyu” olsun. Ve Kıbrıs’ta taraflar arasında yıllardır süren soruna çare bulmakta önemli bir rol oynasın.
































