Kıbrıs konusuna ilişkin müzakereler ekim ayında başlıyor.
Türk tarafı yeniden başlayacak müzakerelerde bu kez sonuç alınmasını istiyor.
Bu işin daha fazla uzayıp gitmesini istemiyor.
Türk tarafı öyle ya da böyle artık Kıbrıs’taki belirsizliğin ortadan kalkmasından yana.
Mevcut belirsizlik Türk tarafının bedel ödemesine neden oluyor.
Türkiye’nin dış ilişkilerini bir şekilde zehirlemeye devam ediyor.
Bazı AB üyesi ülkelerin Kıbrıs sorununun arkasına saklanarak Türkiye’nin önünü kesecek adımlar atmasına zemin yaratıyor.
Bu nedenle de artık Kıbrıs sorununun tarihe mal edilmesinin zamanının geldiği görüşü Türk tarafınca sık sık ortaya konuluyor.
Sorunun çözüme kavuşabilmesi için müzakerelerin kaldığı yerden başlaması ve süratle sonuç odaklı bir şekilde sürdürülmesi isteniyor.
Bu noktada BM’nin ortaya koyacağı görüşler önem taşıyor.
Bir de ABD gibi önemli aktörlerin bir şekilde sürecin sonuç alıcı bir yönde ilerleyebilmesinde etkin rol almasının gereğine vurgu yapılıyor.
Gelinen aşamada gözler BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’a çevrilmiş durumda…
Downer’ın ortaya koyacağı görüşler, sergileyeceği kararlılık ve izleyeceği yol sürecin nasıl bir seyir izleyeceğini belirleyecek.
Downer dün Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun ve Rum lider Nikos Anastasiades’ın özel temsilcileri ile ayrı ayrı görüştü.
Özel Danışman Downer bu akşam da özel temsilciler Osman Ertuğ ve Andreas Mavroyannis ile akşam yemeğinde bir araya gelecek.
Alexander Downer yarın da liderle ayrı ayrı görüşecek.
Bu görüşmelerde Downer’ın ortaya koyacağı görüşler ve çantasından ne çıkaracağı merakla bekleniyor.
Türk tarafı müzakerelere kalındığı yerden başlanması ve belirlenecek bir takvim çerçevesinde konuların ele alınmasından yana.
Belirlenecek takvim çerçevesinde toprak konusunun son aşamada ele alınmasını isteyen Türk tarafı, Türkiye ve Yunanistan’ın da katılacağı 4’lü ya da 5’li bir konferansta meseleyi tüm yönleri ile tartışıp, Kıbrıs meselesini tarihe gömmek istiyor.
Hafta sonunda Rum Yönetimi eski Başkanı Dimitris Hristofyas’ın müzakerelere kalındığı yerden başlanması ve kendisi ile 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından sağlanan ilerlemelerin heba edilmemesine dönük çağrısı umarım Anastasiadis tarafından dikkate alınır.
Keşke Hristofyas başkanlık döneminde Kıbrıs meselesinin çözümünün önemini bugün gördüğü gibi görüp ona göre adımlar atsaydı.
Ama öyle olmadı.
Hristofyas, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un adaya gerçekleştirdiği ziyareti bile heba edecek bir tutum izledi.
2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat “Uzlaşmaya az kaldı” derken Hristofyas ısrarla “Ortada bir uzlaşma yok” diyerek Talat’ı o günlerde seçim kampanyasında zora sokacak bir yaklaşım sergiledi.
O dönemde çözüm fırsatlarını elinin tersi ile itti.
Kıbrıs meselesinin önümüzdeki yıl içerisinde kapsamlı bir çözüme kavuşturulması, hem Kıbrıs’taki tarafların hem de bölge ülkelerinin çıkarınadır.
Bölge kapsamlı bir çözümle birlikte bir barış ve işbirliği havzasına dönüşecektir.
Hidrokarbon kaynakları, Kıbrıs’taki taraflarla, bölge ülkelerinin ekonomik gelişmesine katkı sağlayacak bir fırsatı ortaya çıkaracaktır.
Bu arada Kıbrıs adasında her iki tarafta yaşanan ekonomik krizlerin aşılması için de kapsamlı bir çözüm fırsat yaratacaktır.
Gördüğüm kadar Rum lider Nikos Anastasiadis de Kıbrıs meselesinin çözümünün yaşanmakta olan ekonomik krizin aşılmasında önemli bir etken olacağını halkına söyler noktaya geldi.
Bu aşamada Anastasiadis’in ekonomik krizden çözümle kurtulabileceklerini ortaya koyması önemli bir gelişme olarak not edilebilir.
Ve bu söylem Rum tarafını çözüm yönünde motive edecek bir araca dönüşebilir.
Ancak gelinen aşamada sürecin izleyeceği seyir BM’nin ortaya koyacağı tutum ve görüşlerle belirlenecek.
Türk tarafı kendi ev ödevini yapmış vaziyette Downer’ın elini açmasını bekliyor.
Dileyelim ekim ayı ile birlikte başlayacak süreç bu kez başarı ile noktalansın.

Sonraki Haber

























