Benim gözüm Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’da…
YÖDAK Başkanlığı’na atanması dahi şaibeli olan Hüseyin Gökçekuş’un yediği naneler bitmiyor.
Bir çırpıda aklıma gelenler, geldiği YDÜ için, YÖK onayı olmayan bölümlerin açılmasına izin vermesi, yine aynı konuda, Yönetim Kurulu Üyelerinin onaylamadığı kararlar geçirmesi, son olarak da, Yüksek İdare Mahkemesi’nin “Girne” Üniversitesi adını reddetmesi davasında, YÖDAK’ın avukatlarını azletmesi…
Defalarca yazdık, yasalara baktık. Burada tarafsızlığın ihlali var. YÖDAK partilerüstü bir kurum olduğu gibi, meslek örgütlerinin de üstünde, bağımsız olması gereken bir kurum. Oysa başına atanan kişi, bir üniversitenin talimatlarını, yasalar kurallar aleyhine yerine getirmeye devam ediyor…
Konuyu ilk yazdığımızda, Cumhurbaşkanlığı’ndan aranmıştık. “Cumhurbaşkanımız izliyor, gereğini yapacak” denmişti. Bekledik, bekledik, beklerken yeni vukuatlar gördük. Sadece biz değil, tüm medya çok çeşitli örnekler yayınladılar…
Geçtiğimiz Ekim aynında, Yönetim Kurulu Üyelerinin bilgisi dışında karar çıkartması sonrasında, Cumhurbaşkanı konuyu Başsavcılığa ilettiğini açıkladı. Başsavcılık, YÖDAK’tan belgeleri istedi, hatta o günlerde, Cumhurbaşkanı’nın Gökçekuş’un görevden alınması için artık gereğini yapacağına kesin gözüyle bakılmaktaydı…
Yasa diyor ki, “YÖDAK Başkanı, Yüksek Mahkeme yargıçlarının tabi olduğu şartlarda kendisini atayan kurum veya merci tarafından görevden alınabilir”. Devam ediyor ve, ya da “görevinin vakar ve onuru ile bağdaşmayan haysiyet ve itibar kırıcı ve görev icaplarına uymayan davranışlarından dolayı haklarında disiplin kovuşturmasını gerektiren eylemlerin ağırlığına göre, görevden çekilmeye davet edilir” diyor.
Başsavcılık’tan gelen yazı, tüm bunlara rağmen düşündürücü. “Hukuken görevden alınması mümkün değil” diyor Başsavcılık.
Başsavcılığın bu görüşünden cesaret alan arkadaş, vukuatlarına devam ediyor…
Herşey, herkesin gözü önünde oldu aslında.
YÖK’ün onaylamadığı bölümler açılması net değil miydi..?
Yönetim Kurulu üyelerine sormadan karar çıkartması açık değil miydi..?
Kafasına göre avukat azletmesi kuşkulu değil mi..?
Ya, YDÜ’ye karşı daha önceki davaları kazanan ve bu defa da kazanması muhtemel avukatları görevden alması, hem de davaya 48 saat kala….
Bu yukarıda sıraladıklarım, görevin gereklerine uygun mudur, tarafsızlıkla mı hareket etmiştir, yoksa hep bir kurumun leyhine mi..?
Onur, haysiyet, şu, bu, onları geçtim…
Çok basitti aslında, bu ülkenin adaleti adına, yasaları adına, temiz toplum adına herkes cesur olacaktı, ne gerekiyorsa yapacaktı…
Sayın Cumhurbaşkanım, daha neyi bekliyorsunuz? Başsavcının ne dediğinin artık bir önemi yok. Zaten yasada da Başsavcılığa sorulur diye bir şey de yok. Halkın vicdanında, üniversiteler camiasında, medyanın şahitliğiyle bu iş bitmiştir. Karar mercii sizsiniz…
Ya istifaya davet edeceksiniz, ya da görevden alacaksınız…
Böyle bir şaibeye sahip çıkmanın, sizin temiz siyasi geçmişinize yaratacağı etkinin de farkındasınız sanırım, değil mi..?
YERİN KULAĞI VAR
KARARI BAŞKALARI VERECEK:
Müzakere masasında Kıbrıs Türk halkının olmazsa olmazı sayılan garantiler konusunda kapalı kapılar arkasında birşeyler pişiriliyor. Türk ve Yunan Dışişleri Bakanları garantiler konusunu görüşmek üzere biraraya geldiler. Bu konuda bizim pek de söz söyleme hakkımız yok sanırım. Birileri kurtaracak, bize de beğensek de, beğenmesek de yemek düşecek…
RÜŞVETİN BELGESİ:
Şükürler olsun bu günleri de gördük. Girne’de belediyeden inşaat ruhsatı çıkarmak için bir kişiden 2 bin TL rüşvet talep ettiği gerekçesiyle iki kişi tutuklandı. Şükrettiğim, yakalanmış olmaları… Kimse kusura bakmasın ama bu tür olaylar sadece belediyelerde değil her yerde yaşanıyor. Hani derler ya, rüşvetin belgesi olmaz diye. Bal gibi oluyormuş demek ki…
EN SONUNDA:
Bu ülkede bir güvenlik zaafiyeti olduğu kesin. İşte buradan yola çıkan polis de, suçların önlenmesi ve en aza indirilmesi hedefiyle, gece polisi uygulamasına başlıyor. Bu aydan itibaren sokaklarda artık gece polisleri her ilçede, halkın yoğun olduğu yerlerde ve merkezlerde devriye gezecek. Geç de olsa güvenlik açısından doğru bir adım atıldı sonunda…
NEDENİ SORGULANMALI:
Ticaret Odası’ndan sonra, Maliye Bakanı Birikim Özgür de vatandaşı, Kuzey’de alış veriş yapmaya çağırdı. Özgür bu açıklamasıyla bazı ezberleri bozmuş olabilir ancak, kendi ayaklarının üstünde duran bir ülke yaratmak için öncelikle vergi toplamak, vergi kaçaklarını önlemek gerekir. Güneyden alış verişi yapmayın demek yerine, bunun nedeni sorgulanmalı bence…
BİZ DE SENDEN:
Adama bakar mısınız, tam 16 yıldır kaçak yaşıyormuş. Kalkıp birini bıçaklamasa, rahat rahat yaşamaya devam edecekmiş. Hatta işsizmiş, iş arıyormuş… Bir de utanmadan, “KKTC’den tiksindim” demiş. Kimbilir daha niceleri var bu durumda. Yasalar, orada, raflarda duruyor. Sorun uygulamada. Koskoca İngiltere, verdiği vizenin süresi biteni, sistemden kontrol edip, nasıl peşine düşebiliyor da, biz buncacık ülkede bunu beceremiyoruz…
PİSİZ, PİS:
Bir önceki yıldı galiba, tüm sivil toplum örgütleri elbirliği ile ülkenin tümünde temizlik kapmpanyası yaptılar. Mağusa’da “Herdaim Dostlar Grubu” bu işi sürekli yapıyor. Şimdi de Vakıf gönüllüsü çocuklar, Dereboyu’nda koca koca adamların pis bıraktığı dükkanların önünü temizlemişler. Vakıf gönüllüsü çocuklar uygulaması harika bir iş, o ayrı, ancak sürekli olarak birileri kirletecek, başka gönüllüler mi temizleyecek? Belediyelerin işi değil mi bu? İkincisi ve en önemlisi, bizler pislik içinde yaşamaya alışan insanlar olduk. Endişe ettiğim bu…
ZİRVEDEKİLER
Türkan Kürşad: Henüz daha 16 yaşında ama, sesiyle herkesi büyülemeyi başarıyor. Önceki akşamki düelloda söylediği şarkı ile, sadece izleyenleri değil, jüride yer alan ünlü sanatçıları da büyüleyen Türkan, hepimizin gururu oldu…
DİPTEKİLER
Hüseyin Gökçekuş: YÖDAK’ın mı başkanı, yoksa bir üniversitenin memuru mu anlayamadık. YÖDAK başkanlığına atandığı günden beridir, yaptığı uygulamalarla dikkat çeken Gökçekuş, son olarak kurum avukatlarını keyfi bir kararla görevden almasıyla gündeme geldi. Kurumun menfaatlerinden çok, bir üniversitenin çıkarlarını korumaya çalışan Gökçekuş’un hala o görevde oturmasına ses çıkarmayanlar, en az onun kadar sorumludurlar…
































