Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HALK NASIL KARAR VERECEK..?

Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i bilgilendirme toplantıları yapılması şart bir uygulama. Hatta bakarsanız, milletvekilleri bunun daha sık yapılması taraftarı…
Devlet tek elden yönetilmiyor. Müzakerelerin de öyle olması gerekiyor.
Demokrasinin diğer unsurlarının da olup bitenler hakkında bilgi sahibi olması, halkı da kendi ideolojilerine göre aydınlatmaları söz konusu.
Sonuçta görüşmeciye yetkilendirmeyi yapan halk, kararı da referandumda halk verecek.
İşte bu noktada hala yetersizliğimiz devam ediyor.
Cumhurbaşkanı bugün Meclis’i bilgilendirecek. Ancak her zaman olduğu gibi konuşulanlar halka ulaşamayacak.
Çünkü gizli…
E, peki hak nasıl karar verecek..?
Geçen hafta belediye başkanları ve muhtarlar bilgilendirildi. Bizlerin onlardan bilgi alma şansımız var mı? Kaçınız muhtarınızı tanıyorsunuz, ya da belediye başkanınızla oturup sohbet etme şansınız var..?
Öyle olunca da, her evde, her köşe başında bilgiden yoksun tartışmalar yapılıyor. E, mal da canın yongası olduğundan, umudun yerini umutsuzluk alıyor.
Madem ki hep bir ağızdan “Gidişat iyi; çözüm oldu, oluyor” denmekte, o zaman halka herşeyi açık açık anlatmanın zamanı gelmiştir…
Daha önce de yazmıştım. Bizler protest bir halkız. Anayasa referandumu gibi bir sonucu herhalde kimse istemez…

İNGİLTERE AB’DEN AYRILMAYI TARTIŞIYOR…
Bizim gibi varlığı ile yokluğu bile bir olan yerlerin hayalidir AB içinde olmak. Baksanıza, Doğu Avrupa’nın neredeyse tamamı, hallerine bakmadan üye oldular ve olmaya devam ediyorlar. Ancak acaba AB hala uğrunda ölünecek Leyla mıdır..?
İngiltere’de iktidarda olan Muhafazakar Parti, Mayıs 2015’deki seçim manifestosuna, AB üyeliği konusunda referandum yapma sözünü koymuştu. Şimdi Başbakan Cameron, referandumun 2017’de yapılacağını söylüyor.
Peki İngiltere’nin şikayeti ne..?
En büyük derdi, göçmenler konusundaki tutum. İngiltere bu konudaki esnekliğin, kültürel yapıyı bozduğunu düşünüyor. Malum en çok göçmen alan AB ülkelerinden biri ve bu durum günlük hayatını olumsuz etkiliyor…
Bunun dışında, AB’nin çalışma saatlerini düzenlemesine karşı çıkıyor. Daha uzun çalışma saatleri istiyor.  Güvenlik ve ceza hukuku konularında AB’nin esnek uygulamalarından da rahatsız tabii. Bu konularda da AB’ye verdiği yetkiyi geri almak istiyor.
En son yapılan ankette halkın da çoğunluğunun, görüşünü AB’den çıkma yönünde ortaya koyduğu belirtiliyor…
Deniyor ki, Cameron, aşırı sağın AB’den ayrılma konusundaki net tavrından endişe ediyor. Oylarının kaymasından korkuyor, onun için bu referandumu yapmakta ısrar ediyor. Bu tek başına bir gerekçe olamaz. Benim anladığım, liberalizmin bayrağını çeken sanayileşmiş ülkeler, kendi kendilerine yarattıkları bu boyunduruktan rahatsız…
Tabii aynı anda, Çin ve Hindistan’ın ekonomide dünyaya kafa tutmaya başlamasından sonra, AB gibi bir gücün çözülmesinin de tek tek AB ülkeleri için bir tehdit olduğunu da hesaba katmak gerekiyor.
Her neyse, bunlar büyük devletilerin işi… 
Benim aklımı karıştıran şu; ya bir de bizim, şu hukuk, ekonomi, tarım, çalışma hayatı, sağlık, eğitim alanlarında yerlerde sürünen yapımızla ve yönetsel zaafiyetlerimizle AB’nin içine düştüğümüzü bir düşünsenize… Öyle masa başında, “48 düzenleme yaptık” demekle olmuyor bu işler…

YERİN KULAĞI VAR
DEĞER MİYDİ:
Yaklaşık dört yıl önce sırf 13. maaşları ödedik diyebilmek adına Ercan havavalanını devretmekten çekinmeyenler, bugün yaşananların baş sorumlularıdır. Dönemin Başbakanı İrsen Küçük, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ersan Saner ve Maliye Bakanı Ersin Tatar. Hele ellerinde yüz milyonluk çek ile verdikleri o poz, hala hafızalardan silinmedi. Bugün dönüp baktığımızda, “altın yumurtlayan tavuğu satmaya değer miydi” demekten kendimizi alamıyoruz…  

HAVADAN PARA:
Ercan İşletmesini 20 yıllığına kiralayan Emrullah Turanlı, geçen sürede yolcu başı, kiraladığı dükkanlar ve diğer gelirlerle birlikte yaklaşık 170 milyon euro para kazandı. Buna karşılık türlü bahanelerle ertelediği yapılması gereken işlere göstermelik birkaç rötuş ile yılları geçirdi. Şimdi her fırsatta mahkemeye giderek, zamana oynuyor. İlk başta da yazmıştım, Turanlı’nın öyle yatırım yapma gibi bir derdi yok. Yarın, 5 milyon euro tazminatı ödeyip, “ben yokum” derse hiç şaşırmayacağım. Topladığı milyonlar da yanına kar kalacak…

NEREYE KADAR:
İçişleri ve Çalışma Bakanı Asım Akansoy, “Su önemli ve yeni bir konudur. Büyük bir projedir. Su fiilen gelmiş kapımıza dayanmıştır. Dolayısıyla bizim bazı tartışmaları ve farklı görüşleri ortaya koymamız yadırganacak konular değil” demiş. Bu tartışmaları bizde anlayışla karşılıyoruz ama, nereye kadar? Birgün öyle, birgün böyle olmuyor. Çıkın ve bu konuda kesin bir tavır ortaya koyun diyeceğim ama,  partinizde bile, bu konuda bir konsensus yok…

YETERİNCE ÇALIŞMIYOR:
Ülkenin ve toplumun önünü açacak yasaların hayata geçmesinin en önemli ayağı Meclis’tir. Ancak ne yazık ki Meclis, yeterince çalışmıyor, üretmiyor. Dünkü Meclis birleşimi yarım saat sürdü. Konut Edindirme (Değişiklik) Yasa Tasarısını oy birliğiyle kabul eden Meclis oturumu kapattı. Sırada bekleyen onlarca yasa varken, böylesi bir laçkalık kabul edilemez. Kusura bakmasınlar ama, komitelerde de hiç mi birşeyler üretilmiyor. Hele de kendisine reform hükümeti diyen bu idare, bu haliyle nasıl reform yapacak aklım almıyor…  

SIRA ONA GELDİ:
UBP’den ayrılıp sırf seçimlere katılabilmek için DP’ye giden vekiller, yıllardır DP’ye gönül veren birçok kişinin partisinden ayrılmasına neden oldu… Şimdi sıra, o günlerde bu eleştirilere kulak tıkayan Serdar Denktaş’a geldi. Parti’de artık Denktaş’a karşı bir başkaldırı başladı. Ve ne yazık ki bunun başını da, dün oy uğruna partiye kabul edilenler çekiyor. Sonunda ya Denktaş koltuğu bırakacak, ya da DPUG diye bir parti kalmayacak… Dağda gelip, bağdakini kovmak bu olsa gerek…

ARAŞTIRMAYA BAKIN:
Güney’de iki öğretim görevlisi, bir araştırma yapmış. Konusu, Kıbrıs Türk basınında Rumların imajı… Baz olarak Yenidüzen, Kıbrıs, Volkan ve Afrika gazetelerinin 2014 sayılarını almışlar. Sonuç, haberlerin yüzde 68,2’sinde “düşmanlık” çıkmış. Bana çok inandırıcı gelmedi. Acaba “düşmanca” derken neyi kastetmişler? Keşke Güney basını ile ilgili bir araştırmayı da bizim öğretim üyeleri yapsa, kendi tutumlarını yüzlerine vursak…

 

ZİRVEDEKİLER
Mustafa Arabacıoğlu:
Türkiye’den gelen suyun dağılımı noktasında yatırımların hala devam ettiğini, 600 milyon TL’lik daha yatırım gerektiğini, KKTC’nin bütçesinde böyle bir kaynağın olmadığını ve belediyelerin bu yatırımın altından kalkamayacağını söyleyen DP milletvekili Arabacıoğlu, Belediyelerin yıllık su gelirinin yıllık 37 milyon TL olduğuna dikkat çekerek, 600 milyonluk bir yatırımı belediyelerin 15 yıllık su gelirini hiç bir yere harcamadan bu projeye yatırması gerektiğini söyledi…

DİPTEKİLER
Etrafımızdaki Tehditler:
Yani şu asayişle ilgili yazıları yazarken, biz de endişe etmiyor değiliz. Organize suçları işlerken önüne arkasına bakmayan adamlar, basında konuyu işleyenlere ne yapmaz. İşte dünün vukuatları; bir tanesi aralarında husumet olan bir başkasının arabasına taşla saldırmış. Bir diğeri de, kendini polise ihbar edene aynı şeyi yapmış. Güzelyurt’ta biri keseri kapmış, saldırmış. Güvenliğimiz tehlikede diyoruz da, kime acaba..?