Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ŞİMDİ O MAKAM DOLDU MU..?

Cumhurbaşkanı Kemal Deniz Dana’nın Turizm Bakanlığı Müsteşarı atanmasına yönelik kararnameyi imzaladı…

Demek dik duruş buraya kadar.
Ne kadar istemesem de, yine geçmişi hatırlıyorum.
1998’de UBP ile koalisyona giden TKP’nin de başındaydı Sayın Akıncı. Gelir gelmez, üçlü kararnameyle atama yapılmayacak diye yasalar hazırlatmıştı. Ancak bir süre sonra, partisinden gelen baskılara direnememiş, bakanlıkları üçlü kararname ile doldurmuştu. Eğer o gün dediğini yapıp, dik durabilseydi, bugün üçlü kararname sorunu olmayacaktı…
Dana’yla ilgili imza gerekçelerini de Barış Burcu anlattı.
Bunların en dikkat çekici olanı bence şudur;
“Ülkemizin çok önemli bir bakanlığının, bakandan sonraki en önemli makamının boş tutulmasına müsaade etmeyeceği herkesin malumlarıdır. Şu an boş bulunan bir yerin doldurulması, işlerin kesintiye uğramaması ve sektörün zarar görmemesi için zorunlu bir adım haline gelmiştir”…
Kişilere takık gibi görünmek hiç hoşuma gitmez…
Benim derdim, her zaman için sistemle ilgilidir…
Atılacak her adımın, hangi konuda olursa olsun, ileri bir adım olmasını isterim. Gereği de budur zaten. Yıllar yılı partizan atamalarla devletin ileri gitmesi önlenmiştir…
Plan, program yapacak, tuttuğu makamın gerektirdiği  bilgi, beceri ve vizyona sahip kişiler olmamıştır çoğu zaman.
Hatta bu hükümette de, bir kaç ay önce benzer siyasi atamalar yapılmıştır…
Özellikle de Sayın Özgürgün?
Bir yandan “değiştim”  imajı verirken, diğer yandan, böyle bir atama için ısrar edebiliyor.
Bunlar acı vericidir…
Şimdi Sayın Dana, İçişleri Bakanlığı’nda kazandığı tecrübeleriyle, belki kendi dalında başarılı olabilir. Ama ya Turizm…
Sayın Akıncı’nın ilk gerekçesi, bu mevkiye uygun bir atama olmadığıydı.
Bu gerekçe ortadan kalkmadı ki…
Orası ciddi anlamda teknik bir yer.
Her yıl belki yeniden planlama gerektirir…
Teknik konularda sürekli olarak proje üretmeyi gerektirir.
Bunun için de teknik bilgi ve beceri gerektirir…
Sektörel tecrübe ve buna bağlı vizyon gerektirir…
Şimdi siz karar verin Sayın Cumhurbaşkanı, o koltuk dolmuş mudur..?
Ya da Sayın Turizm Bakanı,
Ya da Sayın Özgürgün…

YERİN KULAĞI VAR
SENDİKA DA SUÇLUDUR:

BES’in Yenierenköy Belediyesi çalışanlarıyla yaptığı dünkü eylemde bir pankart vardı; “Belediyeleri batıranlar nerede”… İşte buna canım sıkıldı. Sanki bilmezler. İşte Lefkoşa. Sayıştay raporu ortada, BES’in kendi bildikleri de var. Neden yargı sürecine müdahil olmadılar. Neden şikayetçi olmadılar? Neden bizzat gidip dava açmadılar? Aynısı şimdi Yenierenköy için de geçerli. Belediye göz göre göre batırılırken, seslerini çıkartmadılar, kamuoyu oluşturmadılar. Sonunda gidilecek köy belliydi. Gidip belediyeyi bu hale getirenin yakasına neden yapışmadınız? İşte mahkeme orada… Sendikalar sadece bir şeyler istemek için mi var..?

KİM YAPTI:
Başbakan Ömer Kalyoncu KKTC’deki eğitim standardının giderek düşmekte olduğunu kaydederek, şimdilerde sadece özel kolej ve özel okullardan mezun öğrencilerin bu başarıyı gösterebildiklerine işaret ederek, buna bağlı olarak devlet okullarında okuyan nispeten düşük gelir grubuna bağlı ailelerin çocuklarının “mahkûmiyet” yaşadıklarını söyledi. İyi de son 10 yılın 7 yılı, CTP hükümetlerin büyük ortağıydı ve özel okullar da bu sürede dallanıp budaklandı. En azından gerçekleri görmüşler. Umarım arkasından da gereğini yapmak gelir.

KISIR DÖNGÜ:
Sendika eylemlerinin vazgeçilmez sloganları “hükümet istifa veya becermezseniz gidin” şeklinde oluyor genellikle. Ancak gidenin yerine gelenler için de aynı sloganlar atılıyor. Ve bu böyle devam edip gidiyor. Am bir kısır döngü… İşin ilginç yanı, günün sonunda gelen, hep gideni aratıyor ne hikmetse…

2004’DE DE DEMİŞTİ:
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, “Kıbrıs sorununun çözümü, Kıbrıs Türk halkının daha güzel günlerde yaşaması, Kıbrıs Türkü’nün dünyayla bütünleşmesi hedeflerimiz olarak devam edecektir” demiş. 2004 referandumunda da hedef dünyayla bütünleşmekti. Ne oldu? Aradan 11 yıl geçti, bırakın dünyayla bütünleşmeyi, komşumuzla bile ticaret yapamadık….

ÖNCE ALACAKLAR ÖDENSİN:
Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali, Ocak ayı başında tarımda hayata geçirmeyi hedefledikleri değişikliğin, makyaj değil reform olduğunu vurguladı. İyi de çiftçi ve hayvancının bugünlerde beklediği reform değil, alacakları paralardır. “Önce alacakları ödeyin, reformu sonra yaparsınız” diyor üretici…

BAŞKA KİM KALDI:
Pakistanlısı, Vietnamlısı, İngilizi Rusu derken, ülkenin son konukları Çinliler olacakmış.  Sefa Karahasan’ın iddiasına göre Çinli bir yatırımcı, Kıbrıslı ortağı ile KKTC’nin İskele bölgesine 142 konut ve 52 tane villa inşa etmek için anlaşma yapmış. 26 dönümlük arazideki konut ve villalar sadece Çinlilere satılacakmış. Kültürlerin ve dinlerin karışımı bir ülke olup çıkacağız sonunda…

 

ZİRVEDEKİLER
KEMA Vakfı: 
“…susuzluktan perişan olan ülkemizde suyun gereksiz ve dayanaksız tartışmalarla kullanılmasının geciktirilip, engellenmesi hoş karşılanamaz ve ülkemizin çıkarına değildir… Hükümet ideolojik nedenlerle suyun gerekli bilgi donanımı ve işletme sermayesine sahip olan özel kesim tarafından yönetilmesine karşı çıktığına göre, su yönetimi rayına oturtulana, alt yapı noksanları tamamlana ve bizim suyu yönetebilecek duruma gelmemize kadar, su yönetiminin projeyi gerçekleştiren Anavatanın DSİ tarafından yönetilmesi en isabetli seçenek olacaktır…”

 

DİPTEKİLER
Hrisostomos:
Rum Başpiskopos yine yumurtlamış… …“Yerleşiklerin tamamı gitmeli. Yalnız, evlenenler kalsın. O da tamamen insani nedenlerle…Ancak bu, Kıbrıs’ta doğanların hepsinin kalması gerektiği anlamına gelmiyor”. Kilise’nin olası bir referandumda her halukarda ‘hayır’ cephesinin başını çekeceğine kuşku yok…

 “Önceki gün Haspolat’ta çıkan yangın, Güney’de endişeye sebep oldu ve dakikası dakikasına izlendi. Cyprus Mail, Rum İtfaiye Örgütü Başkanı’nın olayı takip ettikleri ve BM tarafından bilgilendirildikleri konusunda derhal bir açıklama yaptığını yazdı. Ah bir de işin içinde ihmal ya da kasıt olduğunu bilseler…”