Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SORUN BELLİ, ÇÖZÜM BELLİ, AMA BİZ BÖYLE EYİYİK….

Çukurova Kalkınma Ajansı, Lefkoşa Surlariçi turizmini canlandırma projesi kapsamında bir anket düzenlemiş…
Aslında düzenlemesine de gerek yokmuş. Zira sonuçlar, malumun ilanı.
Neden düzenlemiş, Çukurova Kalkınma Ajansı Kıbrıs’tan bir ajans değil. Türkiye de yatırımı yapmadan önce planlı hareket etmek istediği için sanırım elinde veri olsun istemiş. O veriyi de anketle bulmaya çalışmışlar.
Çok fazla şaşırtan bir şey yok. Selimiye en çok tercih edilen mekanmış. Turistler bölgeyi büyük ölçüde tavsiye edeceklerini  söylemişler. Diğer yandan, aydınlatma, temizlik, çevre en önemli sorunlar olarak ortaya çıkmış. 
Sosyal medya son beş, altı yıldır kamuoyu oluşturmada medyadan daha etkili olmaya başladı.. Hatta bu konuda eleştirel görüntüler, yazılar yayınlayan gruplar, sayfalar var. Bunlar, görüp de görmezden geldiğimiz, hatta kanıksadığımız sorunları bir bir ortaya döküyorlar.
Yönetimlerin kabahatleri, umursamazlıkları da var bu örneklerde, bizzat bizden, kendi insanımızdan kaynaklanan sorunlar da.
Engelli park yerine parkeden sağlamlar; trafikte tehlikeli sürüş yapanlar; aracın ağırlığının on misli yük taşıyanlar; sokaklara atılmış şişeler, plastikler, kağıtlar, sokakları aydınlatmayan ama milyonlar verilen led ışıklar; hayvanlara yapılan eziyet; sobada yakılsın diye kesilen ve korkusuzca kamyonlarla taşınan ağaçlar; takılmayan filtreler ve de göz göre göre hem kendini hem başkalarını zehirleyen sebze meyve üreticileri; dibimize kadar gelen uyuşturucu belası; sokakların mafyaya teslim olması; vergi kaçıranlar; kaçak çalıştıranlar; iş güvenliğine kafayı takmayanlar ve tabii bunları denetleyemeyenler…
Daha pek çok şikayet, şikayet, şikayet…
Peki kardeşim, herkes bir şeylerden şikayetçiyse, hatta hep beraber aynı şeylerden şikayetçiysek, bunları yapanlar uzaylılar mı? Ya da bizi, bizden olmayan insanlar mı yönetiyor?
Allah’a şükür şimdilik hala kendi kendi kendimizi yönetiyoruz.
Ama nasıl..?
Vatandaş zıvanadan çıkmış, çevreyi de kirletiyor, her türlü kuralı da ihlal ediyor, ama şikayete geldi mi başrolde.
E, yönetenler de kendi içimizden çıktığına göre, ya şikayet etmekten vaz geçeceğiz, ya da kendimize geleceğiz…
Yine Surlariçi’ne döneceğim.
O esnaf ki durmadan şikayet eder.
Acaba hiç dönüp kendine baktı mı..?
Ekmek teknelerine, dükkanlarının olduğu binalara yatırım yapan kaç kişi var..?
Ben 1960’lardan beri bir boya, bir sıva yapılmayan onlarcasını biliyorum. Düzensiz, darmadağın, ziyaretçi kitleye hitap etmeyen malların satıldığı, bir kaç yüzyıl öncesinin Arastası…
Diyeceğim şu; Çukurova Kalkınma Ajansı sonuçta objektif verilere ulaşmış. Baktık, gördük, hepsi doğru tespitler. Anket başarılı. Ama merak ediyorum acaba bu anketi yaptıranlar, o sorunları ortadan kaldıracak planlamalarını yaparken, değişimi sağlayacak cesareti gösterebilecekler mi..?
Yoksa “Biz böyle eyiyik” lobisi, o değişimin de önüne mi geçecek…
Kendimizi, bizi, iyi tanıdığım için bu çalışmadan da pek umutlu değilim ne yazık…

 

YERİN KULAĞI VAR
DEREYİ GEÇENE KADAR:

Rum Lider Anastasiadis, “İstenilen, insan haklarının ötesinde işgal ordusundan ve garantiler denilen kabul edilemez sözleşmelerden kurtulmaktır. Bu yüzden her türlü holiganlıktan veya son zamanlarda Kıbrıslı Türklere yapılanlara benzer davranışlardan kaçınılmalıdır” uyarısında bulunmuş. Yani “Dereyi geçene kadar idare edin, sonra düşünürüz” mü demek istiyor Sayın Anastasiadis…

BİZ NEYİ TARTIŞIYORUZ:
Ercan Havalimanı Ekim ayında 1120’si gelen, 1123’ü giden olmak üzere 2 bin 243 uçağa hizmet verdi. Bu uçaklarla 165 bin 909 gelen; 151 bin 996 giden olmak üzere toplam 317 bin 905 yolcu taşındı. Tablo ortada, Ercan’ın uluslararası standarda kavuşması kaçınılmaz bir gerçeklik olarak ortada duruken biz, bizi hiç ilgilendirmeyen, iki ortağın kavgasını tartışıyoruz…

ARTIK ZOR OLACAK:
İçişleri ve Çalışma Bakanı Akansoy, beyaz kimlik diye de tanımlanan daimi ikametgâh belgesi alacakların ilk etapta yaklaşık 10 bin kişi olduğunu açıkladı. Akansoy, bu sayının önümüzdeki 5 yıl içerisinde ise yaklaşık 40 bin kişiye ulaşabileceğini belirtti. Yani artık her seçim dönemi oy uğruna golifa gibi vatandaşlık dağıtılmayacak.  Ne diyelim inşallah kendi koydukları bu kuralları yine kendileri bozmazlar…

VERGİ LİSTELERİNE BAKINCA:
Yıl sonu yaklaştı ya, her yıl olduğu gibi bu yıl da gazetelerde kimin ne kadar vergi verdiğiyle ilgili listeler yayınlanıyor, ilk sıraları alanlar ve diğerleri diye. Bilmem fark ettiniz mi, nice anlı şanlı işadamları bırakın ilk ona girmeyi, neredeyse sonlarda yer almışlar. Örneğin Forbes dergisinde ilk yüz zengin arasına girmeyi başaranlar, kendi ülkelerinde bilemiyorum…

ŞİKAYET VARSA… :
DAÜ’deki menfur olaydan sonra öğrenciler panik içinde “Güvenliğimiz yok” demişler. Bu olay özelinde konunun güvenlikle ilgisi yok belki. Yönetim de olayı böyle açıklıyor. Ancak öğrencilerin kampüs içindeki güvenlikle ilgili de şikayetleri var. Her gün başka bir olay yaşandığını söylüyorlar. Eğer ortada bir şikayet varsa, geçiştirilemez. Bindiğimiz dalı kesmekte üstümüze yoktur. Durduk yerde bir de bu sorunu açmayalım başımıza…

HANGİSİ DOĞRU: Avrupa Birliği’nin hellimin tescili konusunda koyduğu şartlardan biri, “Yüzde 51 oranında koyun ve keçi sütü içermesi” idi. Dün baktım bir gazetede Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı bu oranı yüzde 80 inek sütü, yüzde 20 koyun ve keçi sütü diye açıklamış. Kafa karışıklığı yaratan bir durum. AB sürecinde karar mı değişti, anlayamadım…
 

ZİRVEDEKİLER
Sibel Siber:
Meclis Başkanı Siber, kurumsallaşmamanın sebebinin, bürokrasinin yarattığı engellere takılmak olduğunu söyleyerek, ülkede motivasyon kırıcı bir sistem yaratıldığını ve kamuda motivasyonun olmadığını belirtti. Siber, “Kurumsallaşma olmazsa, birey devlet ilişkisi kötü olur. Ağır bürokrasiden kurtulmamız lazım” dedi…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                      

         Nasıl Bir Ruh Hali: Kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından iple boğazından elektrik direğine asılan köpeğin sosyal medyada paylaşılan görüntüleri insanın kanını donduracak cinstendi. Bu nasıl bir canilik. Kendini insan sanan birisi veya birileri, nasıl bir ruh hali ile böyle bir cinayeti işleyebilir, anlamakta zorlanıyorum…

Akdeniz köyü ormanında avcıların arkalarında bıraktıkları.

Fotoğraf: Muharrem Çizer