Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SANSASYONA BAK

İngiliz gazetesi Daily Mirror’da bir haber; IŞİD’a katılmak üzere İngiltere’den uçakla Güney Kıbrıs’a gelen militanlar, Kuzey’e geçip, buradan balıkçı gemileriyle Suriye’ye gidiyorlarmış…
Baştan aşağı “özel üretim” kokan bir haber…
Bir kere kanıtı yok…
Üstelik herhangi bir göz şahidi bile yok. Haberi yapan kişi, kimliğini açıklamadığı tek bir kaynaktan söz ediyor, onun dışında kimsenin konuşmadığını bizzat söylüyor zaten.
İkincisi söylediği paraya, yani 1000 sterline kimse böyle bir işe kalkışmaz.
Üçüncüsü, 100 deniz mili mesafeyi, hem de açık denizde balıkçı tekneleriyle geçmek akıl işi değil.
Son olarak da, Suriye’nin Akdeniz’e açılan tüm sahilleri Esad kuvvetlerinin sıkı denetiminde. Böyle bir maceraya girmek için deli olmak lazım. Eğer haber gerçek olmuş olsaydı, Suriye kaynaklarından da duyurulmuş olurdu. Öyle bir haber şimdiye kadar duyulmadı.
Peki öyleyse ne bu haber? Bence maksadı Kuzey’e gelen İngiliz turistleri caydırmak olabilir, Güney’in marifeti olabilir, ya da bilmediğimiz başka oyunlar olabilir.
Ancak buraları bilenler gerçek olmasının çok da mümkün olmayacağını anlarlar.
Haberin içine gizlenmiş “Sophia Loren’in viran evi, sokakların pisliği, malum 1974 yorumları, kulelerin üstünde ağır silahlı askerler” gibi vurgular zaten kuşku duymak için geçerli sebepler…
Haberi “müthiş, korkunç” gibi sansasyonel başlıklarla  vermek yerine, biraz kuşkulu bakmakta fayda var…

PARTİ Mİ ÜLKE Mİ
UBP’de hafta sonu yapılacak kurultayda Özgürgün’e muhalif adayların ortak bir söylemi var.
O da, UBP’nin CTP ile kurduğu koalisyonda “ezildiği” iddiası.
Kimi doğrudan “Partimiz ezdiriliyor” derken, kimi “küçük ortak” muamelesi gördüğünden, kimi de “CTP’ye koltuk değneği” olduğundan yakınıyor. 
UBP büyük, UBP en büyük, UBP birinci, başka türlüsü yok.
E, kardeşim o zaman sen de birinci parti olarak çıksaydın sandıktan…
Partiyi bugünkü durumuna getiren kadronun içinde sizler yok muydunuz?
Hepiniz en az bir dönem bakanlık yapmadınız mı?
Partinin yetkili kurullarında değil miydiniz?
Hatta çoğunuz, o çöküş döneminde partiyi seçime götürüp, sandıkta kalan başkanın yanında değil miydiniz?
Madem ki vatandaş size ikinci parti görevini verdi, kabul edin, ikinci partisiniz.
Ki önemli olan, ya da konuşulması gereken bunlar değil.
Bu söylemlerin içinde, toplumsal hiç bir menfaat yok.
Varsa yoksa partinin çıkarı.
Siyasette olmayı sadece partisel çıkarlara indirgediğiniz anda, sizden topluma bir fayda gelmez.
Varsa yoksa parti dediğiniz anda, ben bunu “Ülke çıkarlarıyla, partinin çıkarları arasında kaldığınızda, partinin çıkarları için ülke menfaatlerini çiğneyebilirsiniz” şeklinde algılarım. Kusura bakmayın.
Ülkenin menfaati için kurulmuş, gerçekten de özveriyle, karşılıklı tavizlerle oluşturulmuş bir koalisyon var. O bile kör topal ilerliyor. Ama olsun, bu ülke için büyük fedakarlık, bir başlangıç, bir umut.
Bunu reddetmek de ne yalan söyleyim, bana artık kurtulmamız gereken malum zihniyeti hatırlatıyor. Öyle misiniz?

YERİN KULAĞI VAR

DEVEDE KULAK: Kıb-Tek açıklama yaptı. 4 milyon 441 bin Euro’luk led lambası ihalesi alan şirketler, zamanında teslimat yapmadıkları için, 222 bin 50 Euro’luk tazminatlarına el konmuş… İhale bedelinin yanında devede kulak… Hani gecikme bedeli, hani tazminat. Esas bunları yaparsa bir mana ifade eder.

KENDİNİZİ KORUYUN, BAŞKA ÇARE YOK: Kapkaç, silahlı soygun, çek-senet mafyası, kısaca sokaklardaki asayişsizlik… Kaç kez yazdım bilmiyorum. Gazeteler kaç bin haber yaptılar. Hepimiz yazmaktan usandık ama bir çare yok ne yazık ki. KKTC’nin tamamı Harlem oldu… Korkarım artık kanıksamamız, bu güvensizlik ortamında yaşamaya çalışmamız gerekiyor…  Elimizden geldiği kadar  kendimizi koruyacağız. Başka çare görünmüyor…

İLGİNÇ GENELLEME: Gezici Araştırma Şirketi’nin UBP Kurultayı için yaptığı anketten bir ilginç not daha… Şirket kendi değerlendirmesinde, 2000 üyenin, “üye olduğunu bilmediği” yorumunu yapmış. Oysa araştırma 1500 kişiyle yapılmış… Bu sonuca nasıl vardığı ise belirsiz.

UBP KRİZE KOŞUYOR:
Kim kazanırsa kazansın, sonuç ne olursa olsun, UBP’yi hiç de iyi günler beklemiyor. Siz bakmayın adayların sonucu kabullenip, “bir nefer gibi çalışmaya devam edeceğiz” dediklerine. Görüne köy kılavuz istemez. Kurultay sonucunun, yeni bir oluşuma gebe olduğunu söylemek için falcı olmaya gerek yok. Sonuçlar, sadece UBP içerisinde değil, hükümette de yeni krizlere neden olabilir… 

ANKETE İNANMA…:
Hafta sonu yapılacak UBP kurultayına yönelik anketlerin tek ortak noktası, kurultayın ikinci tura kalacağı ve Özgürgün’ün birinci sırada yeralması. Bunları görmek için de ankete gerek yoktu aslında. Ancak diğer sonuçlar bakımından iki anket arasında uçurumlar var… Ankete inanma, anketsiz de kalma…

BEYAZ İSYAN:
Yıllardır sağlığın yükünü çeken ancak, sayılarının yetersizliği, bina ve tıbbi cihaz eksiklikleri yetmezmiş gibi bir de hastaların şikayetlerine maruz kalan doktorlar, sonunda isyan noktasına geldiler. Hasta olsun, yakını olsun sürekli eleştirdiğimiz doktorların da sorunları olduğunu hep görmezden geldik. Ama yıllardır Mecliste bekleyen ve birtürlü geçmeyen yasaların niye geçmediğinin hesabını sormayı bilmedik. Onlar da insandır ve hata yapabilriler. Üç kuruş aylıkla hergün yüzlerce hasta bakmalarına ses çıkarmadık. Ülke nüfusundaki artış ve doktorlar üzerine binen yükün artmasına rağmen, eksik kadroların niye doldurulmadığını da sorgulamadık. Bunlar, bizim olduğu kadar, Meclis’te en çok temsiliyeti bulunan doktor vekillerimizin de ayıbıdır…

ZİRVEDEKİLER
Kadınlarımız: Meclis Başkanımız, Yüksek Mahkeme Başkanımız, Dışişleri Bakanımız ve de en son olarak Ombudsmanımız bir kadın… Tarihimizde bir ilk… Umarım bu durum, ülke yönetiminde bir zihniyet değişiminin başlangıcı olur… Hani meyhane masalarında pazarlıklar falan son bulur… Bir de Meclis’teki sayıyı şöyle 25’e falan çıkartabilsek, tam bir devrim olacak…

DİPTEKİLER
Meteoroloji’nin Uyarısı: Sağanak yağış geliyormuş. Daire vatandaşın önlem alması uyarısı yapıyor. Hangi önlemi alsın vatandaş acaba? Derelerin içini dolduran yapılarla nasıl başa çıksın, ya da kapalı rogarlarla. Ya yönü değiştirilen derelerle nasıl mücadele etsin? Bizlerin yapabileceğimiz, sadece birer şemsiye almak o kadar. Bence bu uyarılar devlete ve belediyelere yönelik olmalı.