Önceki gün “Bir tek o mu yakışmıyor” diyerek Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı için yaşanan tartışmalarla ilgili bir yazı yazdım.
Bugün bu konuya devam edeceğim.
Artık bir yerlerden doğruları yapmaya başlamak zorundayız.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Turizm Bakanlığı müsteşarlığı konusundaki çıkışı ile bu konuda olumlu bir adım attı.
Ve attığı adımla birlikte konunun bir şekilde kamuoyu önünde tartışılmasına fırsat yarattı.
Önceki günkü yazımda da belirttiğim gibi burada önemli olan ilkeli olunabilmesi ve doğruların konum, zaman ve kişilere göre değişmemesidir
Ve bu adımın arkasının bir şekilde gelmesidir.
CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da Akıncı’nın doğru yaptığını söyledi.
İktidarın büyük ortağı konumundaki siyasi partinin başkanı olarak Talat yapılanı doğru bulduğuna göre partisini bu yönde adımlar atmak üzere harekete geçirmelidir.
Bir şekilde artık siyasi atamalara bir sınırlama getirilmelidir.
Tribünlere oynayarak geldiğimiz yer herkesin malumudur.
Artık laf söyleme değil, eyleme geçme, iş yapma zamanı gelmelidir.
Siyasallaştırılan bürokrasi siyasetin etkisinden kurtarılmalıdır.
Bugün bunu yapacak olanlar parlamentoda sandalye sahibi siyasi partilerdir.
Kamuda reform yapılması artık kaçınılmaz olmuştur.
Üçlü kararname sistemi gözden geçirilmelidir.
Artık bunun başka yolu kalmamıştır.
Siyasallaşan bürokraside her şey bozulmuş durumdadır.
Ancak bozulan sistemi düzeltme yönünde yıllardır bir adım atılmamıştır.
Hükümetler gelip gitmiş, çok fazla yapılacağı yönünde kamuoyu önünde sözler verilmesine rağmen bürokrasiyi yeniden yapılandıracak reformlar yapılmamıştır.
Yani söylemden eyleme bir türlü geçilememiştir.
En tepeden en aşağıya kadar siyasal tercihler, kişisel bağlantılar etkili olmaya devam etmiştir.
Bu sadece hükümet düzeyinde yapılan uygulamalarda böyle olmamış, Cumhurbaşkanlığında yapılanlarda da maalesef böyle olmuştur.
Ama artık böyle devam etmemelidir.
Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı konusunda Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu duruşla birlikte başlayan tartışma sistemin top yekün gözden geçirilerek değiştirilmesini sağlayacak sonuçlar doğurursa bir anlam ifade edecektir.
Yoksa diğer birçok meselede olduğu gibi bu mesele de bir süre sonra unutulacak, her şey eskisi gibi devam edip gidecektir.
Bence böyle de olacaktır.
Çünkü mevcut siyasi yapı reform yapmaya müsait olmadığı gibi bu yönde bir niyet de taşımamaktadır.
Her şeyin sırf günü kurtarma uğruna yapıldığı Kuzey Kıbrıs’ta, maalesef siyaset sahnesinde yer alan aktörlerin sorunlara kalıcı çözümler üretme cesareti yoktur.
Olmadığı için de sorunlar her geçen gün daha çok derinleşip büyümekte ve bedelini de bir şekilde halk ödemektedir.
Geriye dönüp bakıldığında özellikle 1980’li yılların ortasından itibaren iş bilip yapabilmenin, yani bilgi, birikim, deneyim ve başarının yerini partiye ve lidere bağlılık almış bürokratik atamalarda bu özellikler öne çıkarılmıştır.
Bu uygulama bürokrasiyi tam anlamı ile siyasallaştırırken, sorun çözme ve halka hizmet açısından çoraklaştırmıştır.
Sonuç itibarı ile bürokraside durum ortadadır.
Böyle devam edilemez.
Bu nedenle siyasette bu konuda söyleyecek sözü olanlar söz söyleme yerine eyleme geçmek zorundadırlar.
Çünkü kuru laflarla, sloganlarla bir yere varılamayacağını hepimiz yaşayarak gördük.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























