Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

CTP kabuk mu değiştiriyor..?

Kabinenin CTP kanadında yapılan değişiklikler, herkes için sürpriz oldu. Sadece Hüseyin Ekmekçi’nin hakkını yemeyelim. Ekmekçi günler öncesinden, hem Maliye Bakanı, hem de Tarım Bakanı’nın değişeceğini yazmıştı…
Görev değişiklik haberleri gündeme bomba gibi düştü. Başbakan Ömer Kalyoncu değişimin, CTP içerisinde uzlaşma sonucu gerçekleştiğini söylese de, özellikle de sosyal medyada, bu değişiklikler konusunda farklı fikir ve görüşler ortaya atıldı…
Maliye Bakanı’nın, bazı sağlık sorunları bulunduğunu ve görevden affını istediğini, bizzat Başbakan Kalyoncu, geçtiğimiz Cuma günkü buluşmamızda bize söylemişti…Başoğlu’nun kaynak yaratma konusundaki tavrı, bakanlıklardan gelen ve ardı arkası kesilmeyen maddi talepler, rahatsızlığının tuzu biber oldu…
CTP Genel Başkanı Talat ise, Tarım Bakanı Sennaroğlu’nun yorulduğunu ve görevi bırakmak istediğini kendisine ilettiğini açıkladı bir tv programında… Ancak Sennaroğlu’nun görevi deverderken yaptığı açıklamalar, Talat’ın bu iddialarının tam tersini söylüyordu. Belli ki, bu “gençleştirme operasyonu” bahanesi, Sennaroğlu’nun canını oldukça sıkmış. Hani haksız da sayılmaz. Keşke bu “gençleştirme” operasyonu sadece 3 aylık geçmişi bulunan hükümetin, kuruluş aşamasında yapılabilseydi. Şimdi kim ne  derse desin, ne kadar haklı olursa olsun, ortaya attıkları bu gerekçelerle toplumu ikna etmekte epey zorlanacaklar. O nedenle kabinede yapılan değişikliğin, “gençleştirme ve motivasyon” olarak sunulması yanlış bir argüman oldu kanımca…
Bir başka önemli nokta ise, bu değişimle birlikte, CTP’nin yol haritasında da önemli değişikliklere gidileceğinin sinyalini veriyor. Bakın göreceksiniz, yakın bir gelecekte CTP içerisinde hem siyasi, hem de ekonomik söylemlerde bir değişim, farklı bir söylem gelişecektir… Ki bu da bence şaşırtıcı değildir. Zira Mehmet Ali Talat’ın son 5-6 yıldır ortaya koyduğu görüşler, henüz icraata geçmiş değildir.
Çalışma Bakanlığı’na İçişleri’nin ilave edilmesi ise, Aziz beye biraz ağır gelmişti. Geçmiş hükümet döneminde sadece Çalışma Bakanı olarak önemli işlere imza atan Gürpınar,  iki büyük bakanlığı yönetmekte sorun yaşadı. Bu sorun, yeni Bakan Asım Akansoy için de önemli bir risk oluşturacak…
Ve şimdi de gelelim sosyal medya üzerinden bu değişime gösterilen tepkilere. Sayıları belli bir grup, yine “sol edebiyatına” sarıldılar. Aslında mevcut sistemden en çok nemalanan, değişim ve gelişime karşı olanların çoğunlukta olduğu bir grup var ki, sosyal medya üzerinden ülkeyi idare ettiklerini sanıyorlar…
Özellikle de Birikim Özgür’ün Maliye Bakanlığı’na atanmasını “hazmedemeyenlerin” tepkilerini anlamak yerine, gülüp geçmek en doğrusu olur. Çünkü, yirminci yüzyılın başlarında kalan, hala aynı ideolojiyi savunanların, Birikim Özgür'ün görüşlerini anlamasını bekleyemeyiz…
Sonuç olarak kabinede CTP kanadında yapılan bu değişikliğin sadece 3 isim değişikliği olarak algılanması yanlış olur. Aslında bu değişiklikler, partide kökten bir değişimin de ilk adımları olarak algılanmalı. Dediğim gibi bu değişimleri, yakın bir zamanda çok daha somut bir şekilde hep birlikte göreceğiz…

 

YERİN KULAĞI VAR
“UBP OUT, CTP İN”:

Günlerdir UBP kurultayı ile yatıp kalkarken, kabinenin CTP kanadı, şovu çaldı. Yapılan görev değişiklikleri nedeniyle gündem bir anda değişti. Toplum dünden itibaren UBP kurultayını değil, kabinede yapılan değiklikleri yorumlamaya başladı. Yani sizin anlayacağınız “UBP out, CTP in” oldu…

POPÜLİZME DÖNMEYELİM DE:
Bu ülkenin tarımı tümüyle sübvansiyonlar, destekler üzerine kuruludur. Üretimin durmaması adına, devlet destekli bir tarım… Geçmişte çeşitli nedenlerle bu katkılar artmış, artık neredeyse, sadece devlet eliyle yapılır duruma gelmiştir. Bunu defalarca yazdık, reel ekonominin gereğine dönmek zorundayız. Sayın Sennaroğlu isteneni vermeye gayret ettiği, ancak başaramadığı için, bu kesim tarafından istenmeyen adam ilan edilmişti. Umarım bundan sonraki dönem popülizme dönülmez ve hükümet programında öngörüldüğü şekilde rasyonel bir tarım politikasına start verilir…

MALİYE’DE DE DURUM AYNI:
Tarım konusundaki endişeler, Maliye için de geçerli. 2011 sonrası işe girenlerin, Yasa’ya rağmen ek ödenek talepleri ve yine tarımda da bütçede olmayan ek destekler dayatmasının, Maliye Bakanı Başoğlu’nu istifanın eşiğine getirdiği iddia edilmişti. Aynen yukarıda dediğim gibi, Birikim Özgür’den de umarım bu talepleri yerine getirmesi, yani popülizm istenmez. Her adımda kaliteli, kapasite sahibi, gelecek vaad eden insanları popülizme yem etme lüksümüz yok… 

ŞİMDİLİK DURDU:
Parti içindeki olumsuzluklar konusunda basına yaptığı açıklamalar nedeniyle, DPUG’li Menteş Gündüz’ün Parti Yüksek Disiplin Kurulu’na verileceği Genel Başkan Serdar Denktaş tarafından, açıklanmıştı. Meclis Grubu bu kararı geri almış. Sizin anlayacağınız Denktaş, aldığı kararın arkasında duramadı. Meclis Grubu’nun tavrı, Gündüz’ün UBP’ye geçme tehlikesini, şimdilik önlemiş oldu… 

UCU AÇIK:
Başbakan Ömer Kalyoncu’nun; “Su KKTC’ye devredilene kadar, DSİ tarafından idare edilecek” sözleri kafaları karıştırdı. “Devredilene kadar” sözü tıpkı Kıbrıs müzakerleri gibi “ucu açık” bir zamanı işaret ediyor. Yani bu 1 ay, 1 sene veya 10 sene de olabilir. Başbakan keşke daha açık ve net bir tarih verebilseydi diyeceğim ama, eminim su konusunda onlar da bizim bildiğimizden fazlasını bilmiyorlar…

SAAT FARKI:
1974 Barış Harekatı’nın başladığı 20 Temmuz günü, Türkiye ile olan saat farkı, inanılmaz bir felakete dönüşebilirdi. Aradan tam 41 yıl geçti. Şimdi yine Türkiye ile aramızda iki haftalığına bile olsa, 1 saat fark yaşanacak. İnşallah bu kez de saat farkı dolayısıyle başımıza bir iş açılmaz…  Özellikle uçuş yapacak olanlar çok dikkatli olmalılar.

 

ZİRVEDEKİLER
Anlayana:
Önder Sennaroğlu, 16 Temmuz'da kurulan "Kalyoncu hükümetinde" 3 ay görev yaptığını ve dün "yaşlılık" gerekçesiyle görevden alındığını belirterek, bunun doğru olduğunu, hükümet kurulduğunda 57, bugün ise 58 yaşında olduğunu söyledi. Sennaroğlu, Şahali’ye "3 ayda yaşlanmaması" temennisinde bulundu…

DİPTEKİLER
Akıllarını Bozdular:
Anlaşılan gelen su Güney’i iyice tedirgin etmiş, baksanıza nasıl yorumluyorlar;
“İşgal bölgelerinin Türkiye’ye tam bağımlılığı ve entegrasyonu adımı. İşgal bölgelerinin Türkiye tarafından tam denetimi. Tarım ile turizmde kalkınma, işgal altındaki kısmın ekonomisinde güçlenme. Kıbrıs Rum mallarının değerinin yükselmesi ve müzakereler sürecindeki alanda tartışmalarda karışıklık olması. Toprakta da karışıklıklar olması…”…