Ne demiş büyüklerimiz? “Fala inanma falsız da kalma”
Hâl böyle olunca benim de komşumuz Akile Abla’ya bir kahve falı baktırmam farz oldu. Ancak huysuzluk da üstümüzde ya… İlle de fala baktırırken , sevgili komşuma bir şart koştum. “Beni boş ver sen ülkemizin falına bak” diye rica ettim. Kendileri son derece kibar bir hanımdırlar. Bendenizi kırmadılar. O niyetle falı açtılar.
Önce kahvelerimizi höpürdeterek içtik. Sonra fincanları başımızın üzerinde üç kez dolandırdıktan sonra ters çevirip soğumaya bıraktık. Akile Abla bir süre sonra “Artık tamamdır” diyerek fincanı sol eline aldı. Sağına soluna iyice nazar eyledikten sonra sağ elinin işaret parmağını fincana uzattı. Oradaki bir şekli göstererek: “Görün bunu, bu sandıktır. Yakında seçim vardır” dedi. “Yapma be Akile Abla , 1 Kasım’da Türkiye ‘de seçim olduğunu herkes bilir. Bunumu çıkardın bana falda yani” diye itiraz edecek oldum, hemen cevapladı:
“Sen de çok sabırsızsın be oğlum. Türkiye’den bahseden kim ben buradan söz ederim. Bu çok başkan adaylı partinin kurultayı var ya , işte onların kurultayından sonra hükümet erken seçim kararı alacak”
Bizim Akile Ablayı da falcı diye dinlerim ama sanki de kırk yıllık politikacı gibi konuşur. “Kim kazanırsa kazansın o partinin başkanlığını , ortağına gidecek ve erken seçim kararı alınmasını isteyecek” diye de vurguluyor, fincana dikkatle bakarak. Girdik artık bu işe ve meraklandık da. Hemen soruyoruz : “Peki ama bunu niye yapsınlar? Hem yapsalar bile başbakanlığı tutan ortak bunu kabul edecek mi?”
Gülüyor. “Dur ! Bakalım fincan ne söyleyecek” diyor önce. Sonra yine işaret parmağı ile fincan içindeki bir şekli gösterip ekliyor, “ Bak burada uzun boylu sırım bir adam görünür. Bak elini saltanat tacına uzatır. Demek ki yeni biri var. Ve bundan çekinirler. Bu palazlanmadan erken seçim yapacaklar ki yıkılmasınlar “. Gülmeye başlıyorum. “Sen gül daha” diyerek fala devam ediyor Akile Abla “Bak ! Seçim var yakındır diyorum sana”
Ben yine güldüm ve kalktım Akıle Abla’nın yanından. Eve doğru yürürken sözlerini düşündüm. Aslında fal bakılırken söylenen sözler hiç de yabana atılacak laflar değildi. Sayın Kudret Özersay’ın parti kurma çalışmaları içinde olduğu mâlum. Böyle bir parti kurulursa Merkez partileri zorlaması muhtemel. Özellikle de Ulusal Birlik Patisini. Onu durdurmanın tek yolu, o partiyi kurmadan yapılacak bir erken seçim olabilir. Cumhuriyetçi Türk Partisi ise hedeflediği reformları bir türlü geciktirememenin sancısı içinde , erken seçime destek verebilir. Zira geçen zaman Toplumcu Demokrasi Partisi’ne yarayabilir.
Düşünüyorum da : Reform hükümeti olarak Cumhuriyetçi Türk Partisi- Ulusal Birlik Partisi iktidarının ya rüştünü ispat etmesi , başta kamu da ki düzenlemeler olmak üzere vaat edilen bir çok reformu hızla gerçekleştirmesi , ya da “Ne kurtarırsam” diyerek baskın bir genel seçime gitmekten başka yolu yoktur.
Tam da bu düşüncelerle eve doğru yürürken, cep telefonuma üç bakanın değiştiği haberi geliyor. Birden “Bu değişim reformun mu yoksa seçimin mi ayak sesleri?” diye mızır bir soru düşüyor aklıma.
Soru mızır . Ama cevap da hınzır.
Vay be ! Akile Abla haklı olabilir. Keşke ondan seçimin sonucunu da okumasını isteseydim. Anlaşılan odur ki birkaç hafta içinde onu ziyaret edip yeniden bir kahvesini içmek farz oldu. Fal gerçek olmasa da adamı düşünmeye itiyor. Siz ne dersiniz?
.jpg)
.jpg)
VE ŞİİR …
Bu haftaki şiirimiz sevgili Serkan Soyalan’dan olacak;
Sen
Hayat sözlerde saklıdır,
bazen de gözlerde.
Ama en güzeli, kalplerde gizlidir,
derinliklerinde.
Kimileri ‘sevmek’ diyor ona,
Ozanlar ise ‘acı’ koymuş adını.
Bana sorarsan bu ne diye?
Herhalde ‘sen’ derim, sevgili!
ANLAYAMADIKLARIM
Doğrusu hiç anlayamadım! Geçit köy barajında yıkanan vatandaşımızın “Baf” kökenli olduğunun öğrenilmesinden sonra, sosyal medyada ki gırgırın ip gibi kesilmesinin sebebini hiiiç anlayamadım…
































