Uluslararası alanda ün sahibi Prof. Dr. Vamık Volkan, "Mary Sigourney Psikoanaliz Ödülü" ne layık görüldü.
Profesör Volkan’a ödülü getiren, uzun yıllar üzerinde çalıştığı miletler ve kültürlerarası çatışmalar konusunun, psikanalitik yöntemlerle incelenmesi çalışmaları oldu.
Bizler biliyoruz. Hoca, özellikle de Kıbrıs konusunu, psikiyatrik bakış açısıyla incelemiş, kitaplar yazmış, Kıbrıs’ta defalarca konferanslar vererek, sorunun çözümüne ışık tutmaya çalışmıştır.
Kıbrıs: Savaş ve Uyum Çatışma İçindeki İki Etnik Grubun Psikanalitik Tarihi isimli kitabında, Kıbrıs’ta yaşayan toplumların psikolojik incelemelerini yapmış, kimlik ve aidiyet duygularının, tarihsel gelişmeleri nasıl etkilediğini incelemiştir.
Bu kitabının sonundaki tespiti de ilginçtir. Adada “Kıbrıslı” denilen tek bir kimlik yaratmanın “aldatıcı” olduğunu savunur ve bunun yerine, grup kimliklerini bozmadan, iki tarafı eşit olarak bir araya getirmek gerektiğini belirtir…
Vamık Volkan’ı biz de kutlayalım…
Ancak bu arada da düşünelim. Ve sanırım pek çok kişi de zaman zaman basına düşen bu başarı öyküleriyle birlikte bunu hep düşünmüştür;
Dünyada onca ünlü, başarılı Kıbrıs Türkü varken, neden biz hala üçüncü ülkesi durumundayız..?
Neden bir doğru dürüst devlet sistemimiz yok..?
Neden hala ortaçağın toprak düzeni gibi, lider arayışlarındayız..?
Neden sadece şikayet etmekle kalıyor, toplumsal bir başarı ortaya koyamıyoruz..?
Volkan gibi, dünya çapında başarılara imza atan insanlarımız olduğuna göre “gen” yapılarımızda, insan olarak gelişmişlik düzeyimizde, zeka düzeyimizde bir sorun yok.
Özellikle de yeni nesil, o başarılı insanların okudukları okullardan mezun olup, aramızda yaşadıkları halde;
Neden..?
Bence bunun bir tek nedeni var, kötü ortam… öyle bir ortam ki, insanların burada kendilerini geliştirmelerine, ortaya üretim konusunda, çağdaşlık konusunda, sistem konusunda bir şeyler koyabilmelerine engel.
Bir kere siyaset, iyi yetişmiş bu insanların vizyonlarını paylaşmıyor. Hala bu devirde, kim daha çok el sıkarsa, o seçiliyor. Kim daha çok hasta bakarsa, o seçiliyor. Kim daha çok bağırırsa (ne dediği önemli değil) o seçiliyor.
Bunun da sloganlaştırılmış şekli, kimse kusura bakmasın ama “Biz böyle iyiyik” sözüdür.
Kabul etsek de etmesek de bu böyle.
Bir küçük örnek; dünyanın sayılı üniversitelerinden mezun hukukçularımız var. Ama hukuk sistemimiz ortada. O çocukların çoğu, asgari ücrete avukatların yanında çalışırken, diğer taraftan Yasalar güncellenmiyor, yasaları uygulamaya koyacak tüzükler hayata geçirilemiyor, adalet sisteminin gecikmesiz ve hatasız çalışmasını sağlayacak mekan, ortam hazırlanamıyor…
Bahane hazır, “para yok, imkan yok!”.
Yok, hiç de öyle değil. Bilgisi, birikimi, yeteneği kanıtlanmış olmak bu işlerin başına gelmeye yetmiyor da ondan. Devlette bir dayınız var mı, ona bakın siz. Yeteneği test edilmemiş yüzlerce insan, sadece bu nedenle kamuya doldurulduğu için, sistem de yerinde sayıyor. Bence asıl statüko bu.
Ve bir kez daha tekrar edeyim, hepimiz de bu statükodan memnunuz ki, yıkmak için kılımızı kıpırdatmıyoruz…
O nedenle bize sadece, ödül alan insanlarımızı gördükçe hayıflanmak kalıyor…
YERİN KULAĞI VAR
VANALAR AÇILIYOR:
Burada su konusandaki kargaşa devam ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, 15 Ekim’de Anamur’da, KKTC’ye verilecek suyun vanaların törenle açacaklar. Sanırım konunun Türkiye’deki seçimlerle de alakası var. Bence eğer seçim dönemi olmasaydı, bu açılış ertelenirdi. Bakalım törenlerin KKTC ayağı da planlandığı gibi 30 Ekim’de yapılabilecek mi…
HEM NALA, HEM MIHA:
Başbakan Ömer Kalyoncu, Türkiye'den adaya gelen suyun yönetimi konusunun diyalog ile çözümleneceğini söyleyerek, Türkiye'nin desteğinin önemine dikkat çekti. Belediyelerimizin oluşturduğu BESKİ'nin de bu yönetimi başarabileceğine inandığını söyleyen Kalyoncu, tüm bunların Türkiye ile masada görüşüleceğini ifade etti. Kusura bakmasın ama, bu açıklama ile hala daha kafasının karışık olduğunu görüyoruz. Çünkü hem nala, hem de mıha vurarak, günü kurtarmaya çalışır bir görüntü veriyor…
DİNÇYÜREK GÜZEL KONUŞTU:
Eski Çevre Bakanı Hakan Dinçyürek dün Meclis’te önemli saptamalar yaptı ve önerisi, su konusunda şartarını devletin belirleyeceği bir ihaleye çıkılması oldu. Yani; kaynağı, süresi, yapılacak işler belli olacak. Bence de en doğru yöntem bu. Denetimi devletin elinde olacak şekilde, yap-işlet-devret. Çünkü şu anda çok tartışılıyor olmasa da, en büyük sorun finansman. Kimine göre 600 milyon, kimine göre 300 milyona ihtiyaç var. Bu arada Dinçyürek, BESKİ’nin de bir şirket olduğunu vurguladı. Bu da doğru. İhalesiz bir şekilde BESKİ’ye verilmesi de tekel yaratmak ya da rekabeti engellemek olmayacak mı? Sonuçta devlet değil, o da bir şirket…
17 EKİM ÖNEMLİ:
Yedi adayın yarışacağı UBP kurultayı öncesinde, 17 Ekim’de yapılacak İlçe Kongreleri hayli önemli. 5 İlçede yapılacak bu seçimlerin sonucu, adayların kurultaydaki gücünü gösterecek… İlçe kongrelerinde kazananların destek verdiği adayın, kurultayda kazanma şansı, diğerlerine göre daha fazla olacak…
SEÇİMLER BUGÜN:
Yeni dönemde Meclis Başkan Yardımcılığı görevinin “ana muhalafete” verilmesi sorunu partilerarası diyalogla aşıldı. Yeni değişiklikle Meclis Başkan Yardımcılığı görevi, ana muhalafet pozisyonundaki DPUG’de olacak. Bugün toplanacak Meclis, hem başkanını, hem de yardımcısını seçecek. Sibel Siber’in görevine devam edeceği kesinleşirken, gözler, Meclis’te 8 vekile sahip DPUG’de, Meclis Başkan Yardımcılığı görevine kimin getirileceğinde…
GÖREVDEN ALDI, PLAKET VERDİ:
Ekonomi, Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun, görevden aldığı Kalkınma Bankası Genel Müdürü
Fatma Kınış’a, kuruma yapmış olduğu hizmetlerden ve özverili çalışmalarından ötürü teşekkür edip, plaket vermiş. İyi de Sayın Bakan plaket verecek kadar değerli bulduğunuz birisini, sırf partizanlık adına görevden almak sizi hiç mi rahatsız etmedi…
ZİRVEDEKİLER
Vamık Volkan: Nobel'den sonra dünyada psikanaliz dalında önemli çalışmaları olanlara verilen "Mary Sigourney Psikoanaliz Ödülü" de bir Kıbrıslı Türk'ün oldu. Ödüle bu yıl Profosör Doktor Vamık Volkan layık görüldü. Vamık Volkan barış için yaptığı çalışmalarla daha önce Nobel Barış Ödülü'ne de aday gösterilmişti…
DİPTEKİLER
Yannakis Kasulides: Rum Dışişleri Bakanı Kasulides, garantilerin iptali için uluslararası destek aramaya devam ediyor.Rumların, garantiler konusundaki ısrarını anlamak mümkün değil. Niyetleri, bu ada’da birlikte barış içinde yaşamaksa, garantilere bu kadar takmalarına gerek yok. Yok eğer, niyetleri başka ise, o zaman da bizim ısrarımızın nedenini anlamak zorundalar…
































