Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıyamet mi kopar..!

Eleştirdiğimizde çok kızıyorlar. Oturup niye yazıldığını düşünmek yerine, hemen verip veriştiriyorlar. Her zaman da savunacak bir şeyler buluyorlar. Sen “mangal tahtası” desen, anında onlar “bayram haftasıyla” ilgili savunmalarını yapıyorlar. Daha da ileri gittin mi de anında “ülkenin değerlerini peşkeş çekmekle” suçlanıyorsun. Onun için eleştirmeyecek, yazmayacaksın, yazacaksan da övgüler düzeceksin… İyi de neyine övgü düzeyim ben senin. Toplum zaten sana her kesintide “sevgi ve saygılarını” yolluyor…
Kıb-Tek’ten bahsediyorum. Sabah dokuzda “ çalışma” gerekçesiyle kesilen elektirk akımının öğleden sonra üçte verileceğini duyurmuşlardı bir gün önceden.  İnsanlar ona göre önlemini alsın diye…
Haberde, “Kıb-Tek Girne Bölge Amiri Yücem Özgener’in verdiği bilgiye göre, proje çalışmasından kaynaklanan 6 saatlik kesintiden Karaoğlanoğlu’nun batısı, Karmi, Karmi su pompaları ile Edremit etkilenecek.” deniyordu. Ne tuhaftır ki, yaklaşık 2 hafta önce yine bu bölgede çalışmalar nedeniyle yine 6 saatlik elektrik kesintisi yapılmıştı. Ne bitmez çalışmaymış meğer. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine sıklıkta ve sürede kesintiler yaşanmıyor. Zaten yaşansa, bunun hesabı birlerinden mutlaka sorulur…   
Özellikle biz gazeteciler için elektirk önemli. Bilgisayarınız çalışmıyor, internet bağlantınız olmuyor. Eliniz kolunuz bağlı, oturup beklemek zorundasınız. Yine de “ya sabır” diyerek, saat üçü beklemeye başladık…Gözüm saatte kesintinin bitmesini bekliyorum. Saat üçü gösterdiğinde yarım saatlik bir tolerans tanıyıp beklemeye başladım. Ama saatler dördü gösterdiğinde hala elektrik yoktu. Yazımı yazıp, gazeteye göndermem gerek. Son çare elektrik arızayı aradım. Uzun uğraştan sonra hattı düşürmeyi başardım. Karşıdakine, “kesintinin saat üçte biteceğini açıklamıştınız, şuan saat dört ama, kesinti sürüyor” dedim. Cevap, “Bize, ‘soran olursa elektiriklerin saat altıda geleceğini söyleyin’ dediler…” yanıtı aldım.  “Ama açıklamanızda üç demiştiniz” diye ısrar ettim. Bu kez cevap kesin ve netti… “Ben bilmem..”.
İyi de, kim bilecek..? Bunun hesabını verecek kimse yok mu..? Yok aslında, bugüne kadar kim yaptıklarından dolayı hesap verdi veya kime hesap soruldu söyler misiniz..?
Yöneticiler de alıştı, “boş verin, nasıl olmasa bağırır bağırır susurlar” mentalitesi hakim her yerde. Ne sözler, ne vaatler duydu bu toplum yıllardır. Ne oldu peki? Dedikleri gibi, bağırdık bağırdık ama ne hesap sorduk, ne de sorulmasını adam gibi talep ettik….      
Aslında bize ne yapsalar azdır. Çok daha fazlasını hak ediyoruz toplum olarak…
Neyse biz konumuza dönelim, herhalde 20 gün önce yaptıkları çalışmaları tamamlamamış olacaklar ki, dün yine 8-9 saat kesinti yaşattılar bize. İşlerini tamamladılar mı bilmiyorum ama, hiç çekinmesinler, bitmediyse yarın öbürgün yine kessinler, hem de daha uzun süreli olsun bu kez. Nasıl olmasa alıştık biz…Birilerine “zırt pırt niye kesiyorsunuz?” diye soracak halimiz de yok. Hele de ne “proje çalışmaları” gibi önemli bir iş için ise…    
Üçte vereceğim deyip, beşte de yedide de verebilir. Bize mi soracaklar? Aman ha, sakın bu zıt pırt kesintilere kızıp da, “özelleştirsinler de kurtulalım” gibi zararlı çümleler kurmaya da kalkmayın. Sizi “vatan haini” bile ilan edebilirler. Hele aldıkları maaşları, ek ödenekleri, aile yardımı, elektrik parasını  ağzınıza bile almayın. Onların, verilemeyecek hesapları yoktur… 
Zaten fazla konuşursanız, ülkeyi tümden “karanlığa” bile boğabilirler. Et de, bıçak da ellerinde. İyisi mi oturun oturduğunuz yerde. Öyle benim gibi zırt pırt elektrik arızayı da arayıp, “ne zaman  gelecek” diye de sorup da rahatsızlık yaratmayın. Ne olmuş yani 8 saat kesinti oldu diye kıyamet mi kopar…
Not: Hatırlatmakta fayda var. Yetkilinin, 6’da gelecek dediği elektirik saat beş çeyrek de geldi…

 

YERİN KULAĞI VAR
NİYET BELLİ:

UBP kurultayında Özgürgün’e karşı aday olanların neredeyse tümü, kazanmaları halinde mevcut hükümeti bozma konusunda hemfikir. Genelde söyledikleri, UBP’nin mevcut hükümette “küçük ortak” olduğu ve “dönüşümlü başbakanlık” hakkının yeniden gözden geçirilmesi. Sizin anlayacağınız, Özgürgün kaybederse Kasım ayında yeni bir hükümet krizi yaşayabiliriz… 

SOL GÖSTERİP, SAĞ VURAN AKEL:
AKEL Genel Sekreteri Kiprianu, “ Türkiye irade gösterip güvenlik, garantiler ve yerleşikler gibi büyük konularda karar alacak, aksi halde sorumluluğu üstelenecek” diye buyurmuş. Hatırlayın, 2004 Annan Planı döneminde de en büyük madiği bu AKEL’den yemiştik biz. Hala daha akılları, karşılıklı saygıya dayalı bir çözümde değil, ille de ‘dediğim dedik’ modunda gitmeye devam ediyorlar…

BAKAN OBJEKTİF OLURSA…:
Eğitim Bakanı Kemal Dürüst; DAÜ’yü ziyaret etmiş ve “Üniversite’de Bakanlık ile uyum içerisinde ve çalışma arzusu içinde bir yönetim kadrosu olduğunu” söylemiş. Sayın Bakan eğer üniversitenin iyiliğini gerçekten istiyorsa, objektif davranmalı, bir zahmet değişik çevrelerin söylediklerini de dinlemeli. Mesela eski rektörün basınla paylaştığı bilgilere bir göz atmalı… Aksi takdirde, orada yeralan iddialara da onay verdiğine inanacağız. Ne dersiniz Sayın Dürüst..?

OLAYIN DERİNİNE İNİLMELİ:
Savoy Otel’in kurşunlanmasında kullanılan kalaşnikofların bulunması polisin başarısı. Ancak yetmez. Bu silahlar bu ülkeye nasıl girmiş, taşınmış, kullanılmış. Bunların izini sürüp, görünmeyen ilişkileri de ortaya çıkartmak lazım. Böyle bir pervasızlığa kim, nasıl cesaret etmiş. Hepsinden önemlisi, güvenlikle ilgili nasıl bir boşluk var. Hepsinin ortaya çıkarılması gerekir… Eğer buranın Teksas olmadığı iddiası varsa…

ÖNCE İNSANA SAYGI:
Gazimağusa Belediyesi’nin katkılarıyla ülke genelinden çok sayıda motosiklet sevdalısı, “iki Tekerleğe Saygı, Farkındalık” etkinliği düzenledi. İki veya dört tekerlek fark etmez. Keşke her konuda “saygı ve farkındalığı” öne çıkarabilsek. Ama çoktan unuttuk. Resmen magandalaştık. Direksiyona geçtiğimizde de canavarlaşıyoruz…

ULUSLARARASI OLDUK:
Siz bakmayın tanınmamış olduğumuza. Yakında dünyanın merkezi haline geleceğiz. Mafyanın ve kara paranın her türlüsü, suç dersen envayi çeşit. Piyasamızda hangi milletten istersen işçi var. Bu durumda dünya bizi tanısa ne olur, tanımasa ne olur…Biz çoktan uluslararası olmuşuz…

 

ZİRVEDEKİLER
Tahsin Ertuğruloğlu:
“…Açılımlara ihtiyacımız var, at gözlüğü ile konulara bakamayız, bu şekli ile bu devleti sürdüremeyiz ve gerçek dünya ile artık tanışmamız lazım. Bugüne kadar popülist nedenlerle veya oy hesabı ile tanınmış haklar olabilir, bu haklara kimse dokunamaz anlayışının geçerli olmaması gerekir. Dokunulacaksa, dokunulur. Eğer yarını kurtarma adına, size geçmişten gelen yanlışlar nedeniyle bir takım imtiyazlar verilmişse, ‘bunlara dokunmayın bana daha da fazlasını verin’ anlayışı ile bu ülke bir yere gitmez”…

DİPTEKİLER
İşte Yine Partizanlık: Başbakan diyor ki; “Bu atama, eski Müdür Fatma Kınış kötü görev yaptı anlamına gelmez”. Ama “ortak” istedi diye, görevini kötü yapmayan Kalkınma Bankası Müdürü görevden alınıyor. Üstelik de babası ünlü bir siyasetçi olmasına rağmen, kendisi hiç bir zaman siyasete bulaşmamış bir bürokrat…. Yani, Sunat Atun yine partizanlık yapıyor, bu kadar basit.  Tek kriter yeni müşavir yaratmamak mıydı? Başarılı olan bürokratları, yandaşlarla değiştirmek bu hükümetin ideallerine uyuyor muydu? Yazık…