Ve CTP Kurultayı’nın ardından beklenen hükümet görüşmeleri nihayet başladı.
CTP’nin genel başkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan adayı Kalyoncu, partilere yönelik ilk tur yoklamalarına dün start verdi…
Bu ilk tur görüşmelerden bir şey çıkacağını, daha doğrusu yeni hükümetin ortaya çıkacağını kimse beklemesin. Bunlar, güreşteki gibi tarafların birbirlerine “peşrev çekmeleri” olarak değerlendirilmeli. İkinci, hata bazı partilerle daha fazla görüşme turu da olabilir. Çünkü CTP’nin yeni yönetimi bu kez, ortaklık kuracağı partiyi “ince eleyip, sık dokuyacak.”
Dünkü görüşmelerde gördük ki, Talat’ın sırf kurmuş olmak için bir hükümet kurmaya, dahası bakanlık paylaşımında uzlaşıyla yetinme gibi bir niyeti yok. Ziyaretlerinde de zaten bunu çok net bir şekilde dile getiriyor. Ve kurulacak ortaklıkta herkesin, parti ayırımı yapmadan, eşit şekilde elini taşın altına koyacağını söylüyor…
Talat, ilk görüşmeyi yaptıkları UBP’de de yeni hükümetten beklentilerini net bir şekilde dile getirerek,
çözülmesi gereken çok sorunları, mevzuat hatası ve eksikliği, ekonomik reformlara ihtiyaç olarak sıraladı ve bir reform hükümetine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Mehmet Ali Talat ayrıca, bakanlıkları ayırmadan, merkezi şekilde yürütülecek, partilerin diğer partideki bakanlıklarla da ilgileneceği bir çalışma öngördüklerini de anlattı.
Talat’ın aşağı yukarı bir hükümet programı hazırlayarak gelmiş olmasının, Özgürgün’ü rahatsız etmediği, aksine, bu görüşleri kabul ettikleri anlaşılıyor.
Özgürgün, Talat’ın görüşlerini paylaştıklarını, bir reform hükümetine katkı koymaya ve sorumluluk almaya hazır olduklarını ifade etti, niyet olduktan sonra aşılamayacak sorun olmadığına inandığını ve bu ziyaretin, ülke geleceği için oldukça olumlu bir adım olduğuna inandığını belirterek, olası bir CTP-UBP hükümetinde yer alabilecekleri mesajını verdi… Bu sözler, UBP’de öyle çok fazla şart öne sürmeden hükümete katılma görüşünün ortaya çıktığını gösterdi.
Talat’ın ikinci adresi Meclis’te 3 milletvekili ile temsil edilen TDP oldu. Genel başkan Özyiğit daha ilk görüşmede, hükümet olmak gibi bir sevdaları olmadığını söyleyerek, “Meclis’in şimdiki yapısı ile reform hükümetinin sağlıklı olmayacağını düşünüyoruz. Birlikte seçime gidecek bir yolu konuşabiliriz” diyerek, kibarca yeni kurulacak oluşumun içinde yer almayacaklarını belirtti. Yani TDP, hükümete ortak olmaktan çok, erken bir seçim için ışık yaktı… Zaten TDP’nin olası bir ortaklıkta pek etkisi olmayacağı, sadece ortaklık kurmaları halinde sayıları 26’da kalan UBP-DP hükümetinde, üçüncü bir ortak olarak düşünülebileceğini de söylemekte yarar var sanırım…
Ve son görüşmeye damgasını vuran, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın, Talat’ın “taslak hükümet programına” karşı bir “taslak program” ortaya atması oldu… Denktaş’ın, “Hükümette oluruz olmayız, doğru politikaları desteklemeye devam edeceğiz. Bugün kavga zamanıdır, herkes görüşmelere balayı ile başladı, biz kavga ile” sözleri ise Denktaş’ın mevcut koalisyonun devam etmesi konusundaki düşüncesi olarak değerlendirilebilir… Unutmadan, 2013’teki ayran-ciğer muhabbetinden sonra, bu kez, ikram tabaklarının “tatlı ağırlıklı” olması da dikkatlerden kaçmadı. Bu kez ne yoğurdu üflediler, ne ciğer sökme muhabbeti vardı. Tatlı yiyip, tatlı tatlı konuştular herhalde…
Sonuç olarak başta da söylediğim gibi, dünkü görüşmeler bence sadece bir “peşrev”… Esas sonuç alıcı temaslar, ilk görüşmelerden elde edilen bilgilerin, CTP yetkili organlarında değerlendirilmesinden sonra başlayacak…
Ancak mevcut Meclis aritmetiği ve CTP’nin, etkili olacağı bir hükümet modelindeki ısrarı düşünülürse, ibrenin hala daha DP’yi gösterdiğini söyleyebiliriz. Demokrat Parti de, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kaybettiği tabanını yeniden kazanmak için, mutlaka iktidar ortağı olarak kalması gerektiğini çok iyi biliyor. İktidar dışında kalacak bir DP’nin, kan kaybının daha da hızlanacağı kesin gibi. Hele de olası bir CTP-UBP koalisyonunda, görüş farkı olmayan tabanını UBP’ye kaptırma ve ilk seçimlerde de baraj sorunu yaşama tehlikesi var. CTP de DP’nin bu durumunu çok iyi bildiğinden, UBP ile pazarlık masasına oturmak yerine, iktidara mahkum bir DP ile anlaşmanın çok daha kolay olacağını biliyor…
YERİN KULAĞI VAR
BOŞA GEÇEN YILLAR:
Yıllardır iktidara gelen hükümetlerin seçim malzemesi olarak kullandıkları Kamu Görevlileri Yasası, yine iktidar ile muhalefeti karşı karşıya getirdi. Kamuda önemli değişikliklere imza atacak yeni yasa konusunda muhalefet, iktidarı, “yangından mal kaçırır gibi” konuyu aceleye getirmekle suçluyor ve yasaya bu hali ile onay vermeyeceklerini söylüyor. Kısacası harcanan bu kadar emek ve boşa geçen yıllar… Bunca sürede neden bir ortak akıl üretemediklerini anlamak mümkün değil.
BERABER GİDECEKLER:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ile Polis Genel Müdür Vekili Pervin Gürler’in yıldızı bir türlü barışmamıştı. Gürler’in asaleten atanmasına onay vermeyip, emekliliğinin gelmesini bekleyen Yorgancıoğlu ile Gürler’in kaderleri kesişti. Gürler 13 Temmuz’da yaş nedeniyle emeklilik hakkını kazanırken, belki de aynı tarihlerde Özkan Yorgancıoğlu da koltuğunu bir başka arkadaşına devredecek…
FAZLA UZATMAYA GEREK YOK:
CTP’nin, hükümette yanına ortak alacağı partiyi belirleyecek görüşmeleri dün resmen başladı. Görüşmelerden çıkacak sonuca göre ya yeni bir ortaklık kurulacak, ya da başka formüller üretilecek. Ancak vatandaşın ortak beklentisi, bu işin fazla uzamaması yönünde. CTP Kurultayı’ndan beridir hükümet, vekaleten işleri yürütüyor. Bekleyen onlarca sorun ortada dururken, ülkenin daha fazla bekleyecek ne lüksü, ne de zamanı var…
SAYIN TALAT NE DİYORSUNUZ:
Hani yeni hükümetten adalet bekliyoruz ya, tarım konusu da bu listenin başlarında geliyor artık. Devletin kasasıyla, üretimin birbirinden ayrılması şart. Birlik mi kurulur, kooperatif mi kurulur, ne kurulursa kurulsun, tarım da hayvancılık da piyasa şartlarında yaşamaya alışsın artık. Dostlar alış verişte görsün misali, dünyanın en pahalı tarımına, “Aman sokaklara dökülmesinler” diye milyonlar akıyor. İşte cesaret gerektiren bir icraat daha. Yüreği olan var mı..?
TERS TEPTİ:
Çiftçiler Birliği’nin açıklanan arpa fiyatını beğenmeyerek, araçlı eyleme gitmesi trafiği felç etti. Ancak vatandaşlar, çiftçilerin bu “hak arama eylemine”, “hak ararken, bizim hakkımızı gasbediyorlar” diyerek tepki gösterdiler. Sizin anlayacağınız çiftçinin “3 kuruşluk” zam talebi, bumerang gibi geri dönüp kendilerini vurdu…
FRANSA’DAN İLGİ:
Fransa’nın Kıbrıs Büyükelçisi Jean Luc Florent, geçtiğimiz ay Havadis’ten Esra Aygın’a verdiği mülakatta, kendilerinden yardım talep edilmesi halinde, müzakere sürecine destek vereceklerini söylemişti. Böyle bir yardım talebinde bulunulmuş olmalı ki, Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Harlem Désir’in, 2-3 Temmuz tarihleri arasında Kuzey ve Güney Kıbrıs’ta liderlerle görüşeceği açıklandı. Fransız Büyükelçisi bu söyleşide, Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve Kudret Özersay’ın aldığı oy oranlarını, Kıbrıs Türk toplumunun değişim arzusuna bağlamıştı…
ZİRVEDEKİLER
GAL Ekibi: Girne Anafartalar Lisesi öğrencileri ve mezunlarının kurduğu GAL Yardım Ekibi, özveriyle bir araya gelip yardım faaliyetlerini sürdürüyorlar. Daha önce lösemili çocuklar, Kanser Araştırma Vakfı ve Anafartalar Lisesi için etkinlik düzenleyen gençler, şimdi de, Girne’de ihtiyaçlı 2 aile için, gönüllü öğretmenleriyle birlikte Çarşamba Pazarı’nda satış yapıyorlar. Müthiş bir duyarlılık örneği. Öğrencileri de, onlara bu bilinci aşılayan öğretmenleri de kutlamak gerek…
DİPTEKİLER
Çipras’ın Kısa Süren Efeliği: Yunan Başbakanı Çipras, referandum şantajı sökmeyince, sonunda AB ve IMF’nin şartlarına “evet” demek zorunda kaldı. Yapılan anketlerde, halkın giderek artan bir çoğunluğunun da bu uzlaşmayı istediği anlaşılmıştı. AB kaynaklarıyla, yıllar yılı har vurup harman savuran Yunanistan’ın, bir gün bu hesabı vereceği belliydi… Dünyaya kafa tutma kabadayılıklarının gerçekçi olmadığı da kısa sürede ortaya çıktı. Yunanlıların başlarına gelenler, hem hayali ideolojilerin peşinde koşanlara, hem de hovardalıkla ülke yönetmeye niyeti olanlara ders olmalı…
































