Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Maden konusu yine, yeniden ısıtıldı…

Birileri şu Lefke’de maden arama işinden asla vazgeçmiyor. Her dönemde iktidarın içinden bir kaç kişi ikna edilerek, adım adım ileri götürülüyor.
Hem de bakıyorum, iktidar partisinin içinden itirazlar olmasına karşın, savunan kesim, Lefke halkını ve  genelde kamuoyunu ikna etmek için canla başla çalışıyor.
2004-2006 CTP-DP hükümeti döneminde yok temizleme, yok liman yapma fasariyasıyla işletme devri yapılan maden için, İrsen Küçük de 2013’de giderayak bir şirkete arama izni verivermişti. Temizlik işi yapılmadı, liman falan da inşa edilmedi. Ama maden arama işi tıkırında gidiyor…
Konu yeniden gündeme gelince, arşivime baktım; 3 Kasım 2013’te “Maden Yeniden Açılıyor, Güvenemiyorum” başlıklı yazımı buldum. Yazımda olayın sefahatı da var, endişelerim de. Ben aynı endişeleri bugün yine taşıyorum.
Madem bugün onlar halkı ikna etmeye uğraşıyor, ben de kendi görüşümü bir kez daha hatırlatayım;
“UBP, 2013’ün Mart ayında giderayak, Lefke’de maden arama izni verdiğinde, kıyamet kopmuştu.
Şirket kendini savunurken, tuhaf şeyler söylemişti.
Mesela bu ülkeye, rüzgardan elektrik üretmek için geldiklerini, oysa YAGA Başkanı’nın kendilerine maden aramayı önerdiğini ifade etmişti.
Hatırlarsanız, ondan önce de Port İsbi diye bir şirket ortaya çıkmış, CMC atıklarını temizlemeye talip olmuştu. Yıllar geçti, göstermelik bentlerden başka yapılan hiç bir şey olmadı. Hatta bir ara patladı, zehirli sular dönümlerce alana ve denize yayıldı.
Bu yeni şirketin sadece yeraltında ne var ne yok bakacağı, çevrecileri endişelendiren bir durum olmadığı söylenmişti. Öne çıkarılan konu, yine CMC atıklarının temizlenmesiydi. Oysa öyle olmadığı kısa sürede ortaya çıkmıştı.
Şirket, o günden buyana araştırma yapmış, madene rastladığını söylüyor. Hatta şirketin yetkilisi, zamanında 86 bin ons altın, 625 ons gümüş çıkarıldığını hatırlatıyor. Zaten verilen izin, “metalik olan veya olmayan maden” den bahsediyor. Yani altın da arayabilecek, gümüş de…
Hatırlarım da zamanın YAGA Başkanı nasıl da eleştirilmişti. Hatta şirketin başına geçtiği, evini şirkete kiraladığı dahi yazılıp çizilmişti. Biz de muhalefet etmiştik.
Zira bu işler vahşi işler. Türkiye’de Ege bölgesinde siyanürle altın aramaya karşı çıkan köylüler geliyordu aklımıza. Diğer yandan, CMC’nin yıllar yılı “bakır arıyorum” diyerek siyanürle altın çıkarttığını, sonra da pisliğini atığını nasıl bıraktığını hatırlıyorduk.
Şirketin yetkilileri, geçen yıl yaptıkları açıklamada, 270 kilometrekarelik alanda araştırma yapacaklarını söylüyorlar, 200 milyon dolarlık yatırım, 300-600 kişilik istihdam öngörüyorlardı.  O yatırım yapılmış mı, bilmiyoruz…
Ama şimdi öğreniyoruz ki, o gün bu iznin verilmesine karşı çıkan CTP ile CMC’yi “mikrop” olarak tanımlayan Serdar Denktaş, yani bugünün iktidarı, aramanın fiilen başlamasına yardımcı olmuş. Bunu bizzat şirket söylüyor…
CTP-DP hükümeti bu yılın Mart ayında şirketin araç gereç ithaline izin vermiş. Haziran’da arama izni yenilenmiş, ruhsat alanı yeniden belirlenmiş. Taramanın Yeşilırmak’tan, Akdeniz köyüne kadar yapıldığı da biliniyor…
Madenler dünyanın her yerinde aranıyor, çıkarılıyor. Ancak yıllar yılı Lefke’de atılı duran CMC atıkları ortada. Yüzlerce insanımızın kanserden hayatını kaybettiği ortada… Atıkları temizleme amacıyla bölgeye yerleşen şirketin aldığı işi tamamlamaması ve hükümetlerin bunu görmezden gelmesi ortada…
Arama için izin alan Şirkete, işletme izni ne zaman verilmiş..?
Devletin bu işten karı ne olacak..? Vatandaşın sağlığı nasıl korunacak..? Çevre kirliliğinin nasıl önüne geçilecek..? Hangi teknoloji, hangi yöntemler kullanılacak..? Denetimi doğru dürüst yapılacak mı..?
En azından bölgedeki üniversitelerden destek alınacak mı..? Birileri çıkıp bu soruları yanıtlayacak mı..?
Şu ana kadar bu yönde olumlu bir çaba yok… Olay tesadüfen basına yansımasa kimsenin de haberi olmayacaktı.
Hükümet iyi niyetli olabilir. Ancak ben, bu sorular ortada dururken, yasalarında bunca boşluklar olan KKTC’de bu işin insan sağlığını tehdit etmeden yapılacağına her nedense güvenmiyorum…”.

 

YERİN KULAĞI VAR                                                                                                                                                   

İSTİFA EDECEK Mİ:                                                                                                                                                     CTP Milletvekili Tufan Erhürman bir zamanlar, “geçici personel istihdam edilirse istifa ederim” demişti hatırlarsanız. Dün aynı Erhürman, hükümette, geçicilerin yasaklanmasına rağmen gayrı yasal istihdamların, delikler bulunarak yapıldığını kaydetmiş, bunun “şark kurnazlığı” olduğunu söylemiş. Peki o zaman Sayın Erhürman bu “şark kurnazlığını” görmezden mi gelecek, yoksa verdiği o sözün arkasında durarak istifa mı edecek. Sizce hangisini yapacak dersiniz..?
KIYTIRIK TEDBİRLERLE OLMAZ:
Ekonomi’den sorumlu Bakanlığa getirilen Menteş Gündüz’den nihayet ses çıktı. Dövizdeki artışın sürmesi karşısında, kredilerin yeniden yapılandırılması için bankalarla görüşmeleri sürüyormuş. Bunda ne var ki, millet zaten bunu kendi imkanları elverdiğince gitti yaptı. Bankalar böyle bir konuda faiz indirimine gidecek mi? Sorun buradadır. Hükümetin yapacağı, dövizi sabitleme konusunda bir irade ortaya koymak olmalı. En azından piyasalar dengeleninceye kadar böyle bir uygulama zorlanabilir. Öyle olunca, okullar da, emlak alım satımları da, aynı kapsama alınmış olur. Ve cesur bir hükümetin uzun vadede yapması gereken ise, ekonomiyi kurtarmak adına, dövizle alım-satımı yasaklamaktır. Aynen Türkiye’de olduğu gibi…

CEZA YİYEN BİRİ VAR MI:
İşte yeni bir iş cinayeti daha. Ölümlerin çoğu, iskeleden düşmek suretiyle meydana geliyor. Son cinayet de, aynı sebepten. Güvenlik kemerini zorunlu hale getirmek bu kadar mı zor? Ancak yönetenler de, inşaat sahipleri de tınmıyor. Önemli olan, insan canı değil, müteahhidin işi birkaç kuruş daha ucuza getirmesi. Hepsi de bu cinayete ortak. Ama baksan, tek bir sorumlu bile bugüne kadar yargılanıp, hak ettiği cezayı almadı… İhmalin bedeli ödenmedikçe de böyle devam edecek…

BİRAZ DA ÇALIŞAN FEDAKARLIK YAPSIN:                                                                                                                    Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim “Tedbir alınmazsa Kıb-Tek batar” diyor. Dövizdeki artış nedeniyle elektrik fiyatlarına zam yapılmasını isteyen Akim, bunun faturasını da vatandaşa ödetmek istiyor. Vallahi biraz da çalışanlar fedakarlık yapsalar nasıl olur? Yüksek maaş yanında bedava elektrik kullanan çalışanlar da bu defalık ellerini taşın altına koyuversinler, o zaman vatandaş da üzerine düşeni yapar…
GÖRÜNEN KÖY:                                                                                                                                                        Daha aday çıktığı andan itibaren Mağusalıları uyarmıştık. İsmail Arter’in yapacağı istihdamlarla Belediye’deki mali dengeyi bozacağını yazmış ve tepki de almıştık. Keşke yanılsaydık ama, korkarım Mağusa da hızla Lefkoşa’nın izinden gidiyor. Şimdi Mağusalılara sormak lazım, onca uyarıya rağmen, oy verirken istediğiniz bu muydu?
5 YIL SONRA:                                                                                                                                                                         2010 yılında UBP hükümeti tarafından, Meclis’ten geçirilen değişiklik yasası ile emekli maaşlarından vergi kesintisi yapılmıştı. Ersin Tatar, mahkeme huzurunda parayı geri ödeme sözü verdiği halde, bunu yerine getirmemişti. Yüksek İdare Mahkemesi, yaklaşık 13 bin emeklinin maaşından  4 ay boyunca yapılan kesintinin geri iade edilmesine karar vermiş. Beş yıl sonra da olsa emekliler için güzel bir haber. Peki ama devlet emekliden haksız yere kestiği paraların, 5 yıllık  faizini de ödemeyi düşünüyor mu acaba..? 

 

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                            Ahmet Derya: Hafta sonu yapılacak CTP kurultayında “ilkesel gerekçelerle” aday olmayacağını açıklayan CTP Parti Meclisi üyesi Ahmet Derya, yeniden aday olan partililere verdi veriştirdi. Derya, “Hem imza toplayıp Parti Meclisi de görevi iade etsin diyeceksin, hem de dönüp tekrardan bu görev için delegeden oy isteyeceksiniz. Bu siyasi ahlaksızlıktır” değerlendirmesinde bulundu…
DİPTEKİLER                                                                                                                                                                                       Yeni İş Cinayeti: Son 5 yılda sözde iş kazalarında bine yakın kişi yaralanırken, 25 kişi de hayatını kaybetti, yani her yıl ortalama 5 kişi ölüyor… Tek nedeni tedbirsizlik ve yeterli önlemlerin alınmaması. Her kazanın ardından olduğu gibi Çalışma Bakanlığı soruşturma başlatmış. Peki ama bundan önceki soruşturmalardan kimler ne ceza aldı söyler misiniz? Kusura bakmayın ama, bu ülkede ne yazık ki, ölen öldüğüyle kalıyor… Ucuz emek, ucuz can…