Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Olmayınca da oluyor

Demokrasimiz köklüdür.

Ama tarihsel olarak değil, bireysel düzeyde.
Kıbrıs’ta demokrasinin yerleşmediği zamanlarda dahi, doğrusu Kıbrıslı demokrattı!

İnsanlar BEY faşizmi dönemlerinde bile uyumlu tutumunu elden bırakmamıştır.
Birkaç kıpırdanma dışında taş alıp atan olmamıştır.
O kendine özgü Asker-Mücahit-Sivil yönetimini içselleştirmese de,
Bayramlarda en güzel elbiselerini giyip, Lefkoşa’da değil de Hollywood’taymış gibi yaşamasını bilmiştir.
Hatta Girne’ye gidildiğinde California’ya gitmiş gibi hissediliyordu.
Öyle ki,
Başının üzerinden domdom kurşunları geçerken, “Yine bir Gül Nihal” şarkısını söyleyerek, gönlünü hoş tutmasını bilmiştir.
En zor şartlarda demokrasinin en belirgin özelliği olan hoşgörüyü elden bırakmamıştır…

Türkiye’de imamların gücü kırılınca, millet nefes almış,
Ama Türk aydınının her zamanki gibi aklı karışmıştır.
Acaba koalisyon olursa uyumlu olacak mı?
Kim kiminle hükümet kuracak?

Demokratik hal ve gidişat için,
En iyi gözlem alanı bizim memlekettir.
Demokrasinin temel unsurları olarak bilinen partilerden çok, insanların tutum ve davranışları belirleyicidir.
İşte,
Başbakan Yardımcısı çoktan istifa etti,
Başbakan görevi bırakacağını çoktan açıkladı,
Görüşmeler çay, kahve, tiyatro başlıkları altında sürüyor.
Kargaşa var mı?
Ne oluyoruz diyen var mı?
Yok.
Herhangi biri çıkıp “nerede bu yönetici?” diyor mu?
Demiyor.
Tam aksine
Leymuslular pikniklerini gerçekleştirdiler,
Dağlarda yaz yürüyüşleri başladı,
Açık hava amfilerine sanatçılar gelip gidiyor.
Festivaller ardı sıra yapılıyor.
Koalisyon işleri reklam arası verse de,
30 faktör güneş yağı ile kumsalda bronz olma mevsimi her şeyi unutturuyor…

Nerede bu hükümet diyen var mı?
Ne olacak bu koalisyon işleri deyip de yırtınan var mı?
Yok…

Yani demokrasilerde ille de demokrasi olması gerekmiyor!
İnsanlara bakacaksınız.
Çarşıya giderken kavga ediyorlar mı?
Etmiyorlarsa demokrasi var.
Arabalardan el kol işaretleri yapılıyor mu?
Fes başından çıkan diğerini bıçaklıyor mu?
Karanlık eller parti binalarını pompalı tüfeklerle tarıyor mu?
Beşinci kattan atlayan var mı?
İmam küçük kıza sulanıyor mu?
Her tarafa cami konduruluyor mu?
Dağdan inen radikal dinci dört kişiyi birden vuruyor mu?

Türk aydını bunlara cevap bulmadıkça,
İstediği kadar partiler demokrasinin en vazgeçilmez unsurlarıdır desin…

Önemli olan hayatın kendisidir…

Bize bakın.
Hükümet yerinde mi?
Yok.

Demek,
Olmayınca da oluyor…