Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vicdanlar rahat mı..?

Çoktandır görmediğimiz bir fotoğrafı gördük…
Cumhurbaşkanı, Başbakan’ı kabul etti. Bundan daha normal ne olabilirdi ama, ne yazık ki, bu görüntü bir türlü verilemiyordu…
Karşılıklı güzel sözler söylediler. Birlikte neler yapabileceklerinden bahsettiler.
Yeni bir Cumhurbaşkanı umut da, ya hükümet..?
Ortaklardan biri istifa etti, diğeri bir ay sonra ayrılacak. Ortalıkta yeni hükümet formülleri dolaşıyor. Ben de düşünüyorum, ne zaman bu siyasetin sen-ben kavgasından kurtulup da, mesaisinin tamamını icraata harcayacak bir hükümete kavuşacağız…
Her seçim sonrası, “tamam artık, şu seçim çılgınlığından kurtulun, şimdi iş yapma zamanı” demişizdir. Vatandaşın da beklentisinin bu olduğundan eminiz. Ama her ne oluyorsa oluyor, seçim ne seçimi olursa olsun, taşları yerinden oynatıyor, baştan ya kurultay, ya yeni bir seçim ortamına giriyoruz. Öyle olunca da, Serdar Denktaş’ın dediğinden, icraat yapmaya, vizyon geliştirmeye vakit kalmıyor.
Bakın 2014 yılının Mart ayında, DPUG’nin UBP ile yerel seçim ittifakı zamanı…
Halkın, ülkenin yararına icraat beklediği ortaklar birbirine giriyor. CTP bu ittifakı “etik” olmamakla suçluyor. Parti Meclisi toplanıyor, ha koptu, ha kopacak derken, Kutlay Erk PM’nin kararını açıklıyor; “Hükümet icraatlarını daha başarılı yapmak için bir takvimlendirmeye gidilmesi ve ona göre icraat yapılması yönünde karar üretilmiştir”…
Yaptılar mı..?
Yok!
Hatta Kutlay Erk, bu ittifakın hükümet icraatlarını etkilemesi halinde, hükümette kalmak zorunda olmadıklarını dahi söylemişti.
“Hah, şimdi işi ciddiye alacaklar” dedik, yine yanıldık…
Önce yerel seçimler fırtınası başladı. Kıran kırana geçti.
Seçim gailesinin, ülke yönetiminin önüne geçtiğini, verilen sözlerin tutulmadığını gören insanlar, hem belediyeleri hallaç pamuğu gibi attı, hem de, Anayasa değişikliğine ret oyu vererek, “Size güvenmiyoruz” dedi…
Tam bitti derken, hemen arkasından cumhurbaşkanlığının erken başlayan heyecanı geldi. Neredeyse bir yıla yakın sürdü. O zaman içerisinde istasyonda zaten durmakta olan treni içerden sallayıp durdular, “vatandaş gidiyor sansın” dediler.
Oysa vatandaş uyumadı ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de bunun hesabını sordu… 
Hani o icraat takvimi nerede kaldı..? Üstünden bir yıldan fazla süre geçti. Geçenlerde Başbakan Yorgancıoğlu, Hükümet Programı’ndaki reformların hayata geçmesi için, uzmanlardan oluşan bir ekiple çalışacaklarını söylüyordu…
İşte durum ortada…
Halihazırda dışişleri, ekonomi, turizm, gençlik, spor ve kültür bakanlıkları boş. Atama yapılacaksa da, vekaleten yapılacak. Biri kurultayını yapacak, Başbakan değişecek, diğeri partisini toparlayacak…
Ülkede bir yönetim boşluğu var, bir otorite boşluğu var. Güvensizlik var.  Sendikalar bir yandan, sektörler bir yandan kırma, dökme, yıkma tehditlerini sıralıyorlar. Hayatımıza dokunan bir icraat yok.
Peki ama siyaset ne içindir? Kısa bir an durup düşünsünler isterdim.
Sadece seçilmek için mi, koltuğa oturmak için mi, yoksa iş yapmak için mi..?
Peki koltuklara oturdukları günden bugüne ne yaptıklarına bir baksalar. Samimi bir muhasebe yapsalar… Özellikle CTP, ideolojisiyle, pratiğini bir karşılaştırsa… Çok merak ediyorum vicdanları rahat mı..?
Sanırım artık yolun bittiği yerdeyiz. Onun için ya yeni bir yol bulmak, yeni bir yol açmak durumundayız.
Zaten son bir kaç seçimde de vatandaşın yapmaya çalıştığı bu… 

 

YERİN KULAĞI VAR
TEMKİNLİ OLMAKTA YARAR VAR:

Yeni başlayan sürece dünyanın her yanından destek geldi. Sonunda BM Genel Sekreteri de Cumhurbaşkanı Akıncı’yı New York’ta görmek istediğini açıkladı. Ancak bunların tümünün rutin olduğunu hatırlayıp, her şey oldubitti diye düşünmemek lazım. Sonra 2004’deki gibi hayal kırıklığı büyük oluyor. Her ne kadar tüm konulara sıfırdan başlanmayacağı söylense de, görelim bakalım, nelerle karşımıza gelecekler…

ETİK OLMADI:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun giderayak yaptığı atama ve görevden almalar pek etik olmadı. Başbakanlık koltuğunda sayılı günleri kalan ve adeta emaneten oturan Yorgancıoğlu’nun neredeyse iki yıldır yapmadığı atama ve görevden almaları son günlerine sığdırmaya çalışması, sanki de “ben giderken, bazıları da benimle gidecek” mesajı vermeye çalıştı. Halbuki siyasette “intikam” bir siyasetçi için en kötü olanıdır….

SİYASİLERE KIZACAK YÜZLERİ YOK:
Sendikaların en çok eleştirdiği konulardan birisi de, hep aynı yüzlerin yıllardır siyasetin içinde olmalarıdır. Ancak bu eleştirileri yapan sendikalar şöyle bir bakın. Sanki bu işi yapabilecek başkaları yokmuş gibi, yıllardır hep aynı isimler. Şimdi kalkıp da aynı konuda siyasileri eleştirdiklerinde ne kadar inandırıcı olabilirler ki… 

İDDİALAR CİDDİ:
Son iş kazasında hayatını kaybeden işçi ve inşaatla ilgili ciddi iddialar var. Ölen işçinin çalışma izni olmadığı ve söz konusu inşaatta gereken önlemlerin alınmadığı konuşuluyor. Hatırlayın Girne’de bir inşaatta ölen işçi için de “burada çalışmıyordu, arkadaşını ziyarete gelmişti” gibi bahaneler uydurulmuş ve olay kapatılmıştı. Yarın ölen bu işçi için de “burada çalışmıyordu, merak edip inşaatı gezmeye gelmişti” derlerse hiç şaşırmayın…

NELERE SEVİNİYORUZ:
Sınır kapılarındaki vize uygulamasının kalkmasına öyle sevindik ki, neredeyse bayram ilan edeceğiz. Kimse, “bu kadar kolaysaydı, niye 12 yıl bekledik” diye hesap sormayı akıl etmiyor. Kalktı ya, geçmişi ve yaşananları hemen unutuverdik…

AMAÇLARI ORTAK:
Derinya kapısının açılması konusunda hem Güney’den, hem Kuzey’den yoğun bir baskı oluşturuluyor. Özellikle Kuzey’de sağcısı solcusu, Derinya kapısının açılması konusunda ortak hareket ediyor. Kapının açılması için UBP’lisi CTP’lisi eğer ortak hareket edebiliyorsa vardır bir hikmeti. Kimse merak etmesin, çok sürmez bu kapı yakında açılır…

 

ZİRVEDEKİLER
Derviş Kemal Deniz: Deniz, Kıbrıs Postası’na verdiği mülakatta gerçekleri söylüyor; Eğer biz parayı kontrol edemiyorsak, yapılması gereken en büyük eksiklerden bir tanesi ekonomik büyümeyi döviz artışlarının seviyesinde tutmaktır. Buna ancak 5 veya 10 sene sonra nereye gideceğinizin projesinin yapılması ile mümkündür”… Yani kısacası demek istiyor ki; kaçınılmaz olan tehlikeler karşısında, dümensiz gemi gibi savrulmamak için, tedbiriniz olacak, vizyonunuz olacak, projeniz olacak…. Olmayınca, her krizde kayalara çarpar durursunuz…

DİPTEKİLER
Saygısızlık: Bu Rum basını da illa bir şey konduracak. Sınır geçişleri Türk askerinin kontrolündeymiş, onun için vizenin kalkması kararını Ankara vermiş. Peki o zaman böyle bir şey niye şimdi yapılmış? Neden bir önceki Cumhurbaşkanı’nın döneminde yapılmamış? Koordineli bir çalışma, orası kesin… Ama ortada bir inisiyatif var. Hiç olmazsa iyi niyete saygınız olsun be kardeşim… Esas biz soralım, Yunanistan’ın yapmaya çalıştığı nedir..?