Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“80 yıl aynı yastıkta yattık”

Birbirleriyle tanışıp evlenmelerine; davar beklerken kaçan keçileri yüzünden çıkan tartışma neden olmuş. Nikahları ve düğünleri büyük bir hanayda davullu- zurnalı, yemeli-içmeli olmuş. Nenem bir beyaz gelinlik, dedemse bir dizlik pantolon ile gelin damat olmuş. Dedemim deyimiyle “Fukaralıktan keçiciklerimi ucuza sattım ki evlenebilelim” diye hüzünlü bir şekilde paylaşıyor bizimle o günkü zor şartları… Nenemize ve dedemize 80 yıl bir ömür nasıl geçti diye sorduğumuzda aldığımız cevap “Küçük kavgacıklarımız olurdu ama gene da eyi geçindik” diye cevap veriyor dedeciğim. Keyifle okumanız dileğiyle.

Ali Atamer: Bize kendinizi tanıtır mısınız?

A.B.Y.: İsmim Abdullah Selim Beyaz Yılan. 1909 Yerovası doğumluyum. Biz 2 kardeşdik. Köyümüzde mektep vardı ama ben 1 gün gittim. Çünkü mektepin sarıklı bir hocası vardı ve hoşuma gitmediydi, sevmediydim gendini. Onun için gitmedim okula. Zaten o gün da duydum ki babamın keçileri doğurmuş oğlacıkları da dedim gideyim bakayım genlere ağlamasınlar diye o günden sonra galdı bana çobancılık te evlenene kadar çobancılık ettim babama.
H.B.Y.: Ben Aleftro da doğdum büyüdüm. 3 erkek 4 gızıdık. Çocukluğumda ne işledim ne da okula yolladılar beni. Öyle geçti benda bilmem ya evladım.

Ali Atamer: Dedeciğim eskiden kız ile oğlanın tanışıp-görüşme faslı nasıl olurdu?

A.B.Y.: Vallahi bizim köylerimiz yakındı diye tanıdık birbirimizi. Ben ovada  çobancılık yaparken, bunlarda aynı yerde davar beklerdi. E benda gördüm gendini koyunların içinde beğendim. Kısmetidi oldu bu iş.
H.B.Y.: Bir gün ikimizda davar beklerkan keçiler birbirine girdi karıştırdık hayvanları. Yok bu keçi benimdir yok o keçi senindir diye konuşurkana ansızdan nolduysa evlendik.

Ali Atamer: Hanım neneciğim dünürcülük-görücülük usulüyle mi evlendin?

H.B.Y.: Eyya geldilerdi istesinler beni. İstemeden olur muydu ya oğlum. Ama ne gave ettik genler ne da daldı ağırladık. Çünkü yoğudu öyle adetler o zaman.
A.B.Y.: Biz o zaman gitmezdik dünürcülüğe. Bizim köydeki hocayı, eniştemi ve halamı yolladım genlere ve bubası da gabul etti. Ondan sonra ki öğrendik gızı verdiler çalgı getirttik da çalgılı, türkülü bir dünürcülük yaptıydık. Dünürcülük bittikten sonra da te evlenene gadar bubası göstermedi bana hanım neneni.

Ali Atamer: Eskiden Nikah ve düğün törenini bir yaparlarmış.

A.B.Y.: O gün ki nikahımız kıyıldı düğün töreni da yaptık. İkisi bir olduydu.
H.B.Y.: Nikahımı  hayal-meyal hatırlarım. Düğün resmimizi çektiğimiz günü çok iyi hatırlarım. Amma çok bişey istemeyin benden anlatayım çoğu şeyi unuttum.
A.B.Y.: Düğünümüzü gaynatamın evi tamam olmadığı için halamın evinde yaptık. Nikahta çaldık-oynadık, yedik-içtik. Halamın evi altlı-üstlü büyük hanayıdı. Toplandı akrabalar, davul zurnalar çaldı ve bitti düğün. Başka da bişey olmadı.

Ali Atamer: Düğün için yapılan hazırlıklar-eğlenceler nelerdi? Hatırınızda kalanları bize anlatır mısınız?

A.B.Y.: İstediğimiz gibi yapamadık zaten düğünü..
H.B.Y.: Kız tarafı çeyiz hazırlardı ama biz yaptıysak da hatırlamam.
A.B.Y.: Kına geceleri da olmazdı o zaman.
H.B.Y.: Yok sen yanlış hatırlan. Kına gorlardı gelinin eline. Eskiden vardı öyle adetler.
A.B.Y.: ha doğru be hanım şimdi hatırladım. Para dahi yoğudu atasın kınanın içine. İşte parası olan yarım şilincik olsun gordu kınaya.
H.B.Y.: Evvelki düğünler başkaydı. Deden beni alsın diye ağırlık parası verdiydi. Ama bilmem ne gadar verdiydi.
A.B.Y.: Yok yahu vermediydik. O zaman öyle adetler vardı ama ben vermediydim ama gene da aldıydım seni…

Ali Atamer: Düğünde karşılıklı oynadı mıydınız?

A.B.Y.: Hısım akraba davul zurna eşliğinde oynadıydı. Ama biz oynamadık nenenla. Eskiden yoğudu öyle adetler.
H.B.Y.: Ama şimdikiler oynar çok güzel.

Ali Atamer: Neneciğim gelinler 3 çeşit gelinlik geyerlermiş.

H.B.Y.: Yok anam ben bir tek beyaz gelinlik geydim o gadar. Bir da gelin onarıcısı vardı o gelin ettiydi beni.
A.B.Y.: Ben da dizlik pantolon geydim. Damatlık yerine geçerdi.

Ali Atamer: Abdullah dedeciğim maddi imkansızlıklardan dolayı mı  nikah ve düğün istediğiniz gibi olmadı?

A.B.Y.: Çok fukaralık vardı be evlat çok.. Benim keçiciklerim vardı da evlenebilmek için onları çok ucuza sattım napayım. Köydeki yeğenimin bir bağı vardı da giderdik işlerdik onda da çıkarırdık 3-5 kuruş. Nenen da işlerdi. Hısım, akraba hepsi işlerdi köyün içinde. Ondan sonra düştük davarın peşine başladık hayvancılığınan uğraşmaya. Başka birinin yanına gitmedim işleyim. Daha sonra bağ aldık gendimize. Gara üzüm yetiştirirdik. O üzümler geçindirdi bizi da, evlatlarımızı da.

Ali Atamer: Savaş yılları, Rumlarla ilişkiler geçiminizi olumsuz etkiledi miydi?

A.B.Y.: Ne bana, ne da aileme tokunamazdı onlar. Ben hatırlarım ki 1974’de bütün köy göçmen olduydu ama ben galdıydım davarımın başında. 22 gün ne ekmek yedim ne da su içtim. Yalnız keçi sütü sağardım da içerdim. 22 gün sonra yanıma geldi bir rum çavuşu da dedi bana “napan sen burada bütün köy gaçtı sen napan davarın başında” ben da dedim gendine  “davarımı almadan bir yere gitmem. Ya davarımınan geçirirsiniz beni İngiliz üslerine gadar ya da burada galır ölümü beklerim” dedim rum çavuşuna.

Ali Atamer: Neneciğim ve dedeciğim bir yastığa 82 yıl baş koydunuz? Bu anlamda bizlere ve genç çiftlere neler söylemek istersiniz?

A.B.Y.: 80 yıl aynı yastıkta yattık. Nene çok eyi bir hanımdı, kıskançlığımız da yoğudu, fenalığını da görmedim. E haliynan eyi geçindik bunca sene. Gençlere da tavsiyem budur.
H.B.Y.: Dedeni eyi besledim bunca sene. O gazanırdı parayı, getirirdi eve yeycek, benda pişirirdim gene yemecikler.
A.B.Y.: Küçük kavgacıklarımız olurdu ama gene da çok eyi geçindik.  Tabii şimdiki gençlik daha farklıdır. Şimdikiler laf dinlemez. Biz nasıl geçindiysak onlar da öyle geçinsin.