Köşe Yazarları

SORUNLARA BAYRAM ARASI VERSEKDE  NAFİLE..







Evet, yaklaşık bir haftadır ülkemizdeki bayram nedeni ile tüm olumsuzluklar ortadan kalkmışçasına toplumun unutmak istediği bir durum ortaya çıkmıştır. Bayramdan birkaç gün öncesine ülke karanlığa gömülmüşken, kavurucu sıcakta işletmeler işyerlerinde hizmet vermekte zorlanırken, insanlar evlerinde sıcaktan bunalırken, günde 6 saati bulan elektrik kesintileri unutulmadı, unutulmamalıdır. 10 Yıllardır liyakat ve kurumsallaşamayan bir yapı, Süreci 2020’nin başından bugüne kadar bilakis ekonomi ve sisyasal olarak doğru yönetilememiştir, sebep sonuç ilişkisi değerlendirilmeden; birçok konunun popülizm üzerinden çözülmüş gibi topluma göstererek ve birçok sorunun da olanaksızlıktan dolayı çözülemeyeceğine toplumun bir kesimini inandırarak, şükür edebiyatı yaparak bugünlere kadar geldik.




Ülkemizde toplumun sorunlarını çözmenin anahtarının siyasi irade olduğundan, yönetimden dolayı emin olamıyoruz.



Bir ada ülkesi olduğumuz, coğrafyanın bize verdiği bazı özellikleri kendi toplumumuzun faydasına kullanma noktasında temsilcilerimizin yeterli olmadığı çok açık ortadadır. Plansızlıkların doğurduğu birçok meselenin de bu şekilde göz ardı edilerek, sorunlarımızın çözümü noktasında işlerin bilimsel verileri, ve aynı zamanda dünyadaki bizim gibi ana karaya yakın adaların varlıklarını sürdürme noktasındaki mücadelelerini görmezden gelerek, duygusal bir rüzgarın içinde yönümüzü bulamadan savrulup gidiyoruz.

Elbetteki hiçbir şey sonsuz değildir, battık batıyoruz ’dibe vurduk’ tekrar vuracağız, tek sorunumuz ekonomi olmadığı gerçeğini unutmayacağız, bitmeyen mücadelemizi artıracağız. Barışı, özgürlüğü, hayatı, kimliğimizi ve öz varlıklarımızı korumakla birlikte onurumuzu da koruyacağımızı ve bunun için mücadele edeceğimizi mutlaka bir gün daha iyi anlayacağız. O günü beklemek isteyen insanlar olabilir, ancak bu toplum uzun süre bu şekilde yoksullaşarak, kimliği ile ilgili kaygı duyarak ekonomik sosyal ve siyasal haklarını hangi şekilde ve nasıl arayacağının daha iyi bir yolunu bulacaktır.

 

Evet, bugüne kadar birçok şekilde toplum kendini ifade etme deneyimi yaşamış olmasına rağmen,  demokrasi algısının anlaşılmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Yaşamın, tok yaşamak ve  açlıktan ölmemek olduğunu düşünen ve bu durumu  tanrısallaştırarak kabullenen farklı kültürlerin bir arada yaşamasının, ortak kültürdeki yaşamı, insanca bir yaşamın tüm çağdaş normlara ulaşabileceği bir dönüşümün mücadelesinde olacak olan bireylerin, grupların, toplulukların ve toplumun mücadelesi ile taçlanabileceğini de gerçeğimizdir.

Tüm olumsuzluklara ve yaşadıklarımıza aldırış etmeden yaşamı, kaderci anlayış ile yorumlamak teslimiyettir. İnsan yaşamını bir ömürle ölçtüğünüzde yaşamın evrelerinde hayatınızı anlamlandırmak için öğrenirsiniz, planlarsınız, uygularsınız. Sonucunda da onurlu bir yaşam sürmek için ekonomik, sosyal, ve siyasal özgürlüğünüzün varlığı ile birlikte anlamlanır, yaşam süreceğimiz zamanın mücadelesi  için sorgulayan,sebep ve sonucun ilişkisinin yorumunu hakkaniyet ile yapan bir toplum belirleyicidir…









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu