Köşe Yazarları

Annan Planı kabul edilseydi


2004 deki referandumda  Annan planına “evet” diyenlerden kaç seçmen, bugün   ayni planın yeniden referanduma sunulması halinde “evet” oyunu kullanırdı?

“Şu kadarı” falan diyerek kesin bir cevap vermek durumunda değilm. Zaten  konu da “bu değil!

KONU şudur:   Eğer  Rum tarafı da plana “evet” demiş olsaydı  şimdi adada “her iki toplumun kazançlı çıkacağı bir çözümün  adası mı olacaktık? yoksa sadece Rum tarafının kazançlı çıktığı gerçeklerde 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ahkâmlarının da gerisine düşeceğimiz bir siyasi mağlubiyetin ayni oranda mazlum toplumu durumuna mı gelecektik?

KALDI ki Annan planıyla Kuzey’in her yöresine yerleşecek Rum ahali ile barışı ve güvenli işbirliğini nasıl sağlayacaktık?  Rum tarafının  her zaman önümüzde ve aleyhimize giden ekonomisi karşısında ekonomimiz  nasıl olacaktı?

Kısaca Annan planının kabulü sonrasında neredeyse nüfusumuz kadar Rum nüfusunun aramıza yerleşirken, TC kökenlilerin bir elin  parmakları kadarıyla sayılacağı gerçeklerde Kuzey’e   “Kıbrıslı Türklerin yurdu” diyebilecek miydik?

Daha bir kısacası Annan planının kabulü sonrasında bu adada “bugünkünden daha iyi mi olacaktık daha kötü mü?”

BU sonuçları düşünmek  bedavadır ama doğru cevap vermek mümkün değildir! Bizzat  Sn. Talat da  “eğer Annan planı kabul görseydi” diye başlayan düşünce praktisi yapmak durumunda kalsaydı sanırım asla sağlıklı cevap veremezdi!

BUNA karşın bugün de “faraza” dediğimiz o Annan planının kabulü sonucuna sıkışmış bir Kuzey Kıbrıs’ı  sağlıklı düşünemezken; hâlâ “federal sistem” peşinde sürdürülen   çözüm planlarına bağlı umutların heyemolasını çekiyoruz!

Neden? Rum halkı ile istikrarlı bir federal çözümle, yeni bir Kıbrıs yaratacakmışız!

Breh Brehh! Anlatayım ama gerçeği:

**********

GÜNEY VE KUZEY!  

Geçen gün çok uzun yıllardır Güney’e uğramayan  bir arkadaşım, bir yolcusunu Baf havaalanına götürmek zorunda kalınca o tarafa   geçti..

Arkadaşım o tarafa geçmeden önce KKTC’i de göz önüne alarak bir yandan Baf’a kadar nasıl gidip döneceğinin tedirginliğini, öte yandan hava koşullarının da korkusunu duyduğunu falan anlatırken…                                 “Fakat” dedi “adamlar parmakla gösterilecek, Avrupa’da  bile eşine zor rastlanacak bir memleket yaratmışlar.. Hele Baf müthiş bir kent olmuş…” (Ki biz de bu kentin nasıl  dünya sanat odaklarından biri haline geldiğini haberlerden öğreniyoruz.)

YANİ Rum tarafı  “Annan planı kabul edilse ne olacaktı” diye sormak ve şaşırıp yılları rölantiye yatırma gereğini duymadan, “hayır” dediği yerde ve Güney’de, kendine yeni bir “dünya devleti” kurdu ki plana evet diyen Kuzeydekilere bile gıptayla parmak ısırtacak kadar bayındır ve mükemmel… Ki bu başarı Rumlara sağlanan olanaklardan da öte önce “inanıp yüreklerinde duydukları yurt sevgisinin eseridir!”

YA biz?  Geçen gün Mimar Mühendis Odaları Birliğine bağlı İnşaat Mühendisleri Odası da  raporunu yayımladı ki “Lefkoşa-Girne Anayolunda meydana gelen sel felaketi mühendislik hatasından kaynaklıdır!”

Zaten  biliyorduk bu kez resmen öğrendik!   Nitekim dere yataklarına yapılan inşaatlar nedeniyle  artık bir saat yağmur yağsa bu memleketi seller götürmektedir!

VE biliyor görüyoruz: Yollar.. Kaldırımlar.. Köprüler..  Yollarda trafik işaretleri..  Akşamları ışıklandırılmadıkları yada yanmadıkları  için zift gibi karanlıkları..  O yollarda arabaların çarpışması vuruşması..   Pislik.. derbederlik… Kısaca aklınıza gelen tüm olumsuzluklar!                                                   

İŞTE  Kuzey’in manzarai umumiyesi budur! Ki bırakın havayollarımızı batırmamızı, olmayan havayollarımıza karşın da kaç yıldır “havalimanı” inşa ediliyor ne itti ne  bitti, limanlarımız pestenkerani millet dış ülkelere yolcularını Rum’un yarattığı Avrupa kenti Baf’tan uğurluyorlar!.. Buna karşın:

GİRNE Rum’un Baf’ı olabilirdi! Ola ola Kıbrıs Türk’ünün yüz kararı oldu!

Yoksa diyoruz. Keşke Rum tarafı da Annan  planına evet deseydi! Deseydi de  büyük oranda nüfusuyla yerleşeceği Kuzey’deki kentlerimizi de bir Baf bir Limasol yapsaydı! Güvenli yollar oluştursaydı…                     Yoksa büyük fırsat mı yitirdik Annan planının referanduma takılmasıyla?

Bunları düşünmek zorunda kaldığım için  kendimden utanıyorum! Fakat  beni bu utançlara düşüren Kuzey’in 45 yıllık gelip giden yönetim takımları  hiç utanmıyorlar! Nerden mi biliyorum?Hâlâ ve göz göre göre Kuzey’e, KKTC’e  ihanet etmelerinden!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (UBP’NİN KURTULUŞU)

UBP’nin yeni Başkanı Ersin Tatar alışılmışın dışında bir eforla çalışıyor. İlk seçimde tek başına değilse bile yanına bir muhalefet partisi alarak koalisyon hükümetini kurma olasılığı büyük..

Ancak daha önce de “köşemde” yazmıştım. 1974’lerden sonra bu memleketi yıllarca yöneten UBP’dir ki o dönemlerde ektiği “popülist” politikalarla geldik bugünlere..

Sonuçları da ortadadır! Şöyle ki Dört siyasi partinin bir araya gelmesi bile memleketi düze çıkarmaya yetmiyor!

Uzun lafın kısası: Memleketi yeniden yapılandırmadan önce UBP’nin popülizmden,  yakasını bırakmayan mütegallibeden, kanını emen bazı partili kenelerden,  solucanlardan, peringa balıklarından kendini kurtarması gerekmektedir ki memleket de kurtulsun!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı