Köşe Yazarları

Venedik ağacı

Şimdi aramızda olmayan şair Osman Türkay bir yazısında kendi çocukluğunu anlatır.

Çok yaramaz bir çocukmuş adeta eli ayağı  durmaz, “yerlere sığmaz” mış.

Küçük  yaşta babası ölünce amcası tarafından yetştirilmiş.

Girne’ye bağlı Ozanköy’de doğmuş şair.

İlkokula başladığında amcası okula gidip öğretmene “İşte muallim, o yaramaz budur. Eti senin, kemiğ benim” diyerek teslim etmiş kendisini…

Bir zamanlar böyleydi.

Çocuklar muallimlere “eti senin, kemiği benim” diyerek teslim edilirlerdi!

Muallimlere saygı büyüktü, şimdiki gibi değildi.

Gün gelecek bu kesim, gücü elinde bulunduranlar tarafından neredeyse “düşman” olarak görülen kesim haline gelecekti!

İngiliz İdaresi döneminde muallimler “ilerici” kesimi oluştururlar ve İngiliz’in hışmına uğrarlardı.

Günümüzde de ilerci özelliğini koruyan aynı kesim, gel gör ki, “Türk” egemen kesimler  tarafından sevilmiyorlar; horlanıyorlar!

İngiliz İdaresi Kıbrıslı Türkleri “İslam toplumu” olarak tutmaya çalışırdı ki bunu çok kez yazılarımızda çeşitli örneklerle anlatmaya çalıştık.

O dönem muallimlerin ilericiliği “Atatükçü” çizgide şekillenir, öğrencilerini bu bilinçle yetiştirmeye çalışırlardı.

Günümüzde de fazla bir değişiklik yoktur.

İlerici çizgisini koruyarak geliştiren “muallim” kesimi, egemen odakların “siyasal islam” çizgisine en dik duran kesimi oluşturuyor.

Bir zamanlar İngiliz’e karşı, günümüzde imamların buraya uzanan eline karşı…

Osman Türkay’ı anmışken, onun “ Ben çok önemli yerde doğmuşum… Latin kalıntıları içinde…” dediğine de atıfta bulunalım.

Türkay’ın nenesi ile dedesi köyün “Barayis” denilen yüksekçe bir yerinde kalırlarmış ve şair o yerde güzel vakitler geçirirmiş ancak “Barayis ne demektir” diye hep aklına takılmış bu isim ve daha sonraları öğrenmiş ne demek olduğunu.

Şöyle der:

“Barayis diye adlandırdıkları bu yerin Latince ve eski Yunanca’da ‘Paradiso’, yani ‘cennet’ idi gerçek karşılığı.”

Bir zamanlar cennetti…

Geçen günkü yazımızda Pembe Marmara’dan bir alıntı yapmıştık.

Marmara o yazısında evlerinin bahçesinde “Venedik ağacı” olduğundan söz ediyordu.

Merak edip baktık.

Bir kaynak Venedik ağacını “Venedik Çam Ağacı” olarak verir ve şöyle tarif eder:

“Çam ağacı, Pinus adıyla da bilinen çam ağacı, çamgiller familyasına ait kozaklı bir ağaç çeşididir. “

Bu, bizim bildiğimiz kozaklı (kozalak) çam ağaçları ise, demek memleket ”Venedik Ağacı” dolu.

Osman Türkay’ın “cennet”inde de mutlaka vardı…

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı