Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

30 BİN LİRA MAAŞ ALANLA 2 BİN LİRA MAAŞ ALAN…

Bazılarının politika yapışı, Nasrettin Hoca fıkralarını aratmıyor.
Hani hoca önüne gelen sorunlara “sen de haklısın, sen de haklısın” der de alay konusu olur ya, bizimkiler de şaka gibi.
Muhalefetteyken başka söyleyip de hükümete gelince başka yapma halleri buna en bariz örnek olabilir de önüne gelen her toplumsal sorunda taraflara mavi boncuk dağıtanlar da farklı değildir.
Bu memlekette herkes haklıdır ve herkesin devletten mutlaka alacağı bir “hakkı” vardır.
Bunun içindir ki “hak verilmez alınır” sloganı açık ara birincidir bu topraklarda.
Hep istenen ama verilmeyen haklarla uğraşıp durmak en rağbette olan eylem biçimidir.
Nedense de her verilen haktan sonra talep edilen hak sayısında artış olur mutlaka.

      ***

Hükümet, memur maaşlarına adil bir şekilde artış yapmak için adaletsizlik barındıran eşelmobil sistemini kanun gücünde kararname ile geçici olarak kaldırdı.
Hükümet yetkilileri amaçlarının düşük maaş alanlara daha yüksek artış yapmak olduğunu söylüyor.
Hani hep denirdi ya devletten on binlerce lira maaş çekenler hayat pahalılığı artışından daha fazla yararlanırlar da 2 bin lira maaş alanlar mağdur olur diye.
Bu mağduriyet bir nebze giderilecek umarım.
Sendikaların aklı eşelmobilde.
Geçici olarak kaldırılmasına bile tahammülleri yok kalıcı olmasından korkuyorlar.
Bu tartışma sürer gider.
Fakat hem düşük maaşlıların yüksek artış almasını haklı bulup da hem de hükümeti bu kararından dolayı kıyasıya eleştirmek neyin nesidir?
Nasrettin Hoca durumlarıdır, başka bir şey değil.
       ***

Şimdilerde unutup gittik ama dönemin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan basın toplantısında bizimkine “maaşın kaç İrsen” bey diye sormuş bizimki de yedi buçuktan sekiz” efendim diye yanıtlayıp da hem kahır, hem de alay konusu olmuştu.
Bunu politik malzeme fırsatı sayıp da o günlerde İrsen Küçük’ü kıyasıya yerden yere vuranlar cümlenin devamını yok saymışlardır.
Hala yok hükmündedir.
Bu ülkede yılbaşı dönemi  yani on üçüncü maaşla birlikte  evine 30 bin lira götürenler vardır.
Hala vardır ve artık kimsenin umurunda değildir.
Eğer bu ülkede maaş adaleti oluşturulacaksa işte tam da bu noktadan başlanması gerektiğini vurgulamıştık.
Dinleyen olmamıştı.
Hala dinleyen yoktur.
Çünkü 2 bin lira maaş alanların üzerinden politika yapmak kolaylarına gidiyor bazılarının.

      ***

“Pastayı büyütelim herkese düşen pay çoğalsın” tekerlemesi söylenip durulur da pastadaki payını artırmak için herkes Maliye Bakanlığı’nın kapısına dayanır.
Maliye Bakanı da sanki ekonominin komutanıymış gibi muamele görür.
Maliye Bakanlığından medet ummak “Türkiye versin” demenin bir başka çeşididir.
Çünkü Maliye Bakanlığının görevleri ve işlevleri ekonomik kalkınmayla ilgili değildir.
Eğer üretim artmazsa, alışveriş çoğalmazsa, ekonomi büyümezse  Maliye Bakanlığı’nın yapacağı sadece elindeki  paraları bölüştürmektir.
Onu da yapıyor ve hak ettiğince, etmediğince eleştiriliyor.
Yılbaşı ya, bütçe görüşüldü ve para isteyenlerin eylemlerini çektik bir aydır.
Fakat ağırlığınca ekonomiyi ayağa kaldırma planlarını kimseden  işitemedik.
Sendikaları geçtim, muhalefetten bile.