Köşe Yazarları

3 PARTİ YAKIT YANDIKTAN SONRA “DERHAL” TALİMAT VERMİŞ….






Yani bu Ersan Saner yönetimi için bu kadar enerji harcadığım için zaman zaman kendime kızıyorum.

Değmediğini biliyorum ama elde değil. Bir yaşadıklarımıza bakıyorum, bir de onun laf sokuşturarak övünmelerine, işte o saat nevrim dönüyor, öfkeleniyorum…



Hep merak ediyorum, o koltuktan bakınca hep birlikte ahmak mı görünüyoruz? Herhalde öyle. Olmayanı olmuş gibi anlatıp, bundan başarı hikayesi çıkartmaya kalkmak için, karşındakinin saf olması lazım.

Dün bir Bakanlar Kurulu sonrası açıklama için kürsüye çıktı, ne görüştüklerini öğrenemedik. Tam bir seçim propagandasıydı. Ona buna ayar verdi yine. “Muhalefet beğenmeyecek ama” diye başladı, “Kimse endişe etmesin” diye bitirdi…

Kim nasıl güvensin ki?

İşte akaryakıt tahlilleri konusu. “Derhal, gözümü kırpmadan talimat verdim analiz için” diyor. Bir de herkesi esefle kınıyor, şaka gibi…

Milleti yalancılıkla suçlayabilmek için, elinde bütün zamanlar için kapı gibi tahlil sonucu olması gerekir bir kere. Niye bunca zaman beklemiş? Kıyamet koparken, niye sessiz kalmış? Niye Kıb-Tek olayına müdahale etmemiş? Niye hala daha ihalesiz yakıt alımına onay veriyor?

Herkes deli mi oldu da durduk yerde “bu akaryakıt kirli” diye sokağa düştü? Kıb-Tek Müdür Yardımcısı mahkeme önünde “yakıt kirliydi” derken, yalan mı söylemiş? Bundan büyük kanıt mı olur?

Üstelik “yakıt kirli” diyen örgütler bir kere gerçekleri tahrif edip kıvıran siyasi kurumlar değil. Onlar, ciddi, sorumlu, güvenilir meslek kurumları. Kendi de bir tanesinin üyesi ama hiç de öyle görünmüyor…

Meslek örgütlerinin açtığı dava sürüyor. Sonuç çıkması çok da mümkün değil, çünkü “O yakıt yandı, bitti” diye de açıklamaları var, ara ki bulasın. Ne isterse olsun, toplum vicdanında mahkumdurlar, önemli olan da budur.

Devlet malına zarar verilmiştir, halk da zehirlenmiştir. O ne derse desin, toplumsal yargı kesindir.

Gezip, gezip yaptıklarını anlatacakmış. Kurultay çalışması yapacağım demiyor da…

O anlatıyor, halk anlamamakta direniyor demeye getiriyor. Ahmağız ya.

Yahu yaptığı iyiyse de kötüyse de halk bunu anlamaz mı? Köy köy gezecek, herkes de aniden ikna olacak…  Her bir vatandaş, iki yıldır çektiği zulmü biliyor. Gözüme mi, sözüne mi derler buna…

Bir yılda ekmek %39.52, tüp gaz %35.58, tavuk %29.91, hellim %27.21, süt %45.31 artmış.

Övüne övüne, özel sektörün vergi muafiyeti alsın diye yaptırdığı okullarla övünüyor…

Toplum ayağa kalkmış, “ne külliye ne Meclis, istersek biz yaparız” diyor, o kendi üyesi olduğu meslek örgütüne ihanet ediyor, ithal külliye mimarı getirip, vatandaşlık veriyor. İler tutar yeri yok.

Bütün olup bitenlere rağmen, öyle tevazu falan da göstermiyor, “Ortaya koydukları icraatların, yıllardır Kıbrıs Türk halkının özlediği icraatlar” olduğunu söylüyor.

Bu muydu özlediğiniz?

Yok siz anlamazsınız, adam orada muhteşem icraatlarını anlatıyor, hala daha şikayet edersiniz. Pes yani…

YERİN KULAĞI VAR

“BAŞBAKAN DİKTATÖR MÜ?”:

Ben yaparım olur mantığıyla kimseye danışmadan, gereken milyar dolarlık kaynak ortada yokken KKTC’nin  “serbest bölge” olacağını ilan eden Ersan Saner’e tepkiler de gecikmedi. Ekonomi ve Maliye eski Bakanı Onur Borman ne güzel özetlemiş; “Hangi anlamda istiyor bunu? Tamamen vergilerden muaf, her türlü kayıt dışılığın ülkeye gelişine imkan verecek bir Serbest Bölge mi? Zaten toplum serbestlikten dolayı kayıt dışılıktan dolayı yeterince huzursuz…. Başbakan diktatör mü? Bir azınlık hükümetinin başbakanın herhangi bir siyasal parti ile istişare kurmadan, niyetinin ne olduğunu ortaya koymadan bu fikri ortaya atmasını yadırgıyorum. Bu kadar ciddiyetsizlik görmedim… Anarşi yaratmaya mı çalışıyor”…

 

İSTANBUL’DA İLGİNÇ BULUŞMA:

İstanbul’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştiren DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu Hüseyin Özgürgün’ü evinde ziyaret etmiş. Ataoğlu’nun, daha birkaç gün önce yaptığı açıklamalarla hem kamuoyunda hem de partisi UBP içinde deprem yaratan Özgürgün’ü ziyaret etmesi, siyasi hayatına DP’de başlayan, daha sonra UBP’ye geçen ve partisine kırgın olduğunu açıklayan Özgürgün için “acaba yuvaya mı dönüyor” iddialarına neden oldu.

 

“HÜKÜMET VARLIĞIMIZI YOK EDİYOR”:

Halkın karşı olmasına rağmen dayatma ile yapılmaya çalışılan külliyede, kendi mimarlarımızın görev kabul etmeyeceğini tahmin ettiler herhalde ki, ithal mimar getirip, bir günde de vatandaş yaptılar. Baksanıza en büyük tepki UBP’li mimarlardan gelmiş. Konuyu en güzel özetleyen bence İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gürkan Yağcıoğlu oldu; “Artık olay, projeyi ya da bunu kimin yapacağı konusunu geçmiştir. Ortada tüm kurumlarıyla ve varlığıyla yok edilmeye çalışılan bir toplum vardır ve ne yazık ki hükümetimiz de buna hizmet ediyor”. Bu kadar…

 

OKUL AÇIYORLAR AMA ÖĞRETMEN YOK:

Son Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası açıklama yapan Saner, sürekli olarak muhalefete sataşmaktan geri durmadı. İktidarları döneminde yaptıklarını, ülkeyi nasıl uçurduklarını anlattı durdu. Geçmiş hükümetin okul kitaplarını bile dağıtamadığından dem vurup, kendilerinin yeni okul binaları yaptıklarıyla övündü. İyi de öğretmeni olmayan okulu ne yapalım. Lefke Gazi Lisesinde 9 öğretmen eksiği olduğu için ders yapamayan öğrenci aileleri bugün okul önünde eylem yapacaklarını açıkladı. Çocuklara eğitim verecek öğretmen olmadıktan sonra onlarca yeni okul açsanız neye yarar…

 

BİZDE ZAM, GÜNEYDE İNDİRİM TARTIŞILIYOR:

Merkezi İhale Komisyonunu dava edeceğini söyleyen Arıklı, “Ya zam ya da doğrudan spot piyasadan akaryakıt temini” diyerek, vatandaşa ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışırken, güneyde tam tersi, tüketicilerin elektrik faturalarında, iki ay içinde yüzde 10’luk bir azalma göreceği belirtildi. Yani biz zam korkusu salarken onlar elektrik fiyatlarında yüzde 10 indirimi düşünüyor…

 

İNSAN KAÇAKÇILIĞINDA MERKEZ ÜLKE OLDUK:

Uyuşturucu, global kara para aklamada köprü olduğumuz yetmezmiş gibi, şimdi de insan kaçakçılığında merkez ülke haline geliyoruz. Baksanıza ne kadar kolaylaşmış, fiyatlar düşmüş. Afrikalılar, 60 euro’ya güneye geçiriliyormuş. Sınırda asker yakalamasa, ülke içinde fink atan kaçakçılardan kimsenin haberi olmayacak. Bir avuç memlekette bu iş bu kadar zor mudur? Aşağı yukarı kimlerin methaldar olduğu belli değil mi? Yakalananların çoğu kriminal, önceden davaları var. Dünyadan kopuk olabiliriz. Ama hiç bu kadar karalanmamıştık…

 

TORBACI YAKALAMAKLA BİTMEZ:

Uyuşturucu artık kilolarla yakalanıyor. Peki ama, kaynağı ne? Ortada görünenler belli ki torbacı. Kim getiriyor, kim veriyor bunların eline? Bir tanesi bile konuşturulamıyor mu? Adi borç alacak vakası gibi, cezası kesilip, noktalanıyor. Nasıl giriyor adaya? Nasıl el değiştiriyor, finansmanı sağlayanlar kim?  Görünen o ki, organize suçlar konusunda hem ciddi bir istihbarat zafiyeti var hem de umursuzluk…

FOTO GÜNDEM: İstenirse oluyor. Gönyeli Belediyesi, şimdi de Kent Park yapıyor. Amfi tiyatrosuyla, yürüyüş ve bisiklet yolları, gençlik parkuru, çocuk oyun alanlarıyla, tam 43 bin 500 metrekarelik. 2 bine yakın ağaç dikilmesi planlanıyor. Medeniyet göstergesi, vizyon, gayret… En önemlisi, kendi kaynaklarıyla… 

ahmet benli

 







Başa dön tuşu