Köşe Yazarları

HP ve CTP Manifestoları… Projeler, Hedefler Güzel…


 

Seçime şunun şurasında sadece 3 hafta kaldı.

Partiler geziyor, konuşuyor, konuşuyor…

Bugün oldu daha, bir tek Halkın Partisi’yle, CTP’nin manifestoları elimize geçti.

Her ikisi de iyi hazırlanmışlar. Ödevlerini yapmışlar. Gayet kapsamlı kitapçıklar.

Önce Halkın Partisi’nin bize ne sunduğunu bir özetleyelim…

HP, adından da esinlenerek, halkı öne çıkartmış…

Statükoyu da, “kişisel, partisel, zümresel ve ailesel menfaatler temelinde çalışan, adaletten ve hukuktan yoksun” bir siyaset olarak niteliyor.

Ve bugüne kadar devam eden bu düzenden çıkış öngörüyor.

Parti devletinden, hukuk devletine, adil düzene geçmeyi hedefliyor…

Halkın Partisi, bu seçimleri bir yol ayırımı olarak görüyor. Bence de artık son yol ayırımı.

Maraş’ın Kıbrıs Türk yönetimi altında açılması; bet ofislerin kapatılması; ülkeye giriş çıkışların sicil üzerinden denetiminin yapılması ve yeni vatandaşlık yasası projeleri öne çıkıyor…

Bunun dışında, dikkat çekenler, bir türlü çaresi bulunamayan Genel Sağlık Sigortası; tam gün eğitim; arazi dağıtma yerine kolay konut edindirme; telefonda kamu-özel işbirliğinde 3. bir GSM şirketi ve rekabeti getirme; döviz borçlanmalarına sınırlama; yeni faiz yasası; özel sektör çalışanlarının koşullarını iyileştirme ve haklarını almayı sağlama; kamuda tasarruf, trafikte seferberlik var…

HP, partizanlığı önleme konusuna özel bir önem vermiş.

Devletin dağıtılan kaynaklarını ve alınacak tedbirleri bir bir sıralamış…

CTP’ye gelince…

Dün basın toplantısında Tufan Erhürman’ı dinledim.

Onlar, seçime “Ekonomik ve Sosyal Kalkınma” programıyla giriyorlar.

Kalkınmanın sürdürülebilir olmasını ve adaletli paylaşımı öne çıkarıyorlar…

CTP, özellikle sahip olduğumuz insan potansiyeliyle ve  finansal kaynaklarla her şeyin yapılabileceğini savunuyor. Dün Erhürman da buna örnek olarak, Türkiye’nin ayırdığı proje kaynaklarını ve yapılmayan projeleri anlattı.  Sloganları da zaten, “çalışır yaparız”…

Kamu yönetiminde “strateji ve hedef” odaklı bir yönetim anlayışı, mali disiplin, teşviklerin doğru alanlara odaklanması…  Burada da, teşvik verilen bir işletmenin çalışmaya başladığı anda teşviğin kesilmesi savunuluyor ki, bence doğrusu da bu… Daha çok üretim, adaletli paylaşım hedefinde, doğru politikalarla üretimin ve dış pazara ulaşmanın mümkün olabileceği vurgulanıyor, gelir dağılımının üreten-işçi-çalışan aleyhine bozulan dengesinin adil hale getirilmesi hedefleniyor. Turizm ve tarıma ilişkin ciddi projeleri dikkat çekiyor…

Diğer bir başlık, “Yaşanabilir kentler, doğayla barışık bir yaşam”… Artan nüfus ve konut yatırımlarıyla kötüleşen kentlerin yaşanır hale getirilmesi projesi ki, bunun içinde imar planlarının iki yıl içinde tamamlanması var…

Eğitimde de üretime dönük, nitelikli eğitim hedefi var…

CTP’nin sosyal devlet vurgusu da önemli. Burada adalet ve ayırımcılığın önlemesi dikkat çekiyor.

Sağlıkta Genel Sağlık Sigortası ve Döner Sermaye hedefini CTP de paylaşıyor.

Tabii hedefler çok daha detaylı… Hepsini buraya sığdırmam imkansız. Ama bir fikir verebilir belki…

Demiştik ya, önemli olan niyet. Temiz, doğru, dürüst, ülke için, toplum için siyaset…

Bunun için de doğru insanların kazanması şart.

Bir kez daha yinelemek isterim, oturun evinizde, tv’lerdeki programları izleyin ve elinizi vicdanınıza koyun… Tabii eğer derdiniz daha iyi bir yönetimse…

 

YERİN KULAĞI VAR

“ÜMMET RUHU ŞAHLANMIŞKEN…”:

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök,”Hazır böyle bir ümmet ruhu da şahlanmışken… Şu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de tanıyalım… Lefkoşa’yı da oranın başkenti ilan edelim…” diye yazmış köşesinde. İyi de kim tanıyacak? Hepsi göbeklerinden bir yerlere bağlı. Daha birkaç ay önce Filistin Devlet Başkanı, Güney Kıbrıs’ı ziyaret ederek Rum tezlerine destek verdiğini söyelemedi mi? Diğerlerinin de ondan kalır yanı yok. Kendilerine faydaları yok ki, bize olsun…

 BOŞUNA SEVİNDİK:

ErdoğanCumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atina ziyaretine sevinmiştik, hani belki tıkanan görüşme sürecine yeni bir hareket katar diye. Rum sözcü, Erdoğan’ın Atina temasları sırasında Kıbrıs sorununa vakit ayırmak istemediğinin ve Kıbrıs sorununun şu anda Erdoğan’ın öncelikleri arasında olmadığının görüldüğünü öne sürdü. Boşuna heveslenmişiz desenize…

 

“O İŞİ GEÇ”:

binali yıldırımTürkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın İngiltere ziyareti sırasında görüştüğü Boris Johnson’un, Kıbrıs konusunda ‘Tekrar bu işi canlandıralım’ dediği ancak kendisinin ‘O işi geç…Bir kere bu ambargoları falan kaldırın, bir jest yapın, sonra otursunlar, iki eşit ortak gibi konuşsunlar’ cevabını verdiğini söyledi. Tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi, Yıldırım’ın da önceliği Kıbrıs sorunu değil anlaşılan…

ÖZGÜRGÜN BİLDİĞİNİZ GİBİ:

Havadis’te röportajını okudum. Tek derdi, tek başına iktidar olmak. Görebildiğim, “yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatı” diyor da başka bir şey demiyor. İmzalamakla övündüğü ekonomik protokolun gereklerini niye yerine getirmediklerini anlatmıyor, ya da imzaladıkları suyun her türlü yatırım ve işletmesini neden Türkiye’ye havale ettiklerini… Yargıdan dönen icraatlarını… Dediği gibi, ne yaptılarsa, onu vaadediyor…

 YÖDAK KIZMIŞ:

“Basın öğrencilerle ilgili haberler için titiz olmalı, sektöre zarar veriyor” diyor. E, peki ama Sayın YÖDAK Başkanı, öğrenciler ciddi bir oranda suça karışmışsa ve gözle görünen bir tedbir yoksa, biz de mi görmezden gelelim?  Çıkarılan genelgeler tamam. Ama denetim? Lütfen söyler misiniz, kayıt yaptırıp, ortadan kaybolan kaç kişiyi bildirdi üniversiteler..? Devlet kaç tanesini bulup, sınır dışı etti..?

BOYKOT KİME YARAR:

Bugünlerde seçimleri boykot veya mühür yerine karma oy çağrılarını görüyoruz özellikle de sosyal medya üzerinden. Tamam, kırk yıldır seçtiklerimiz birşey yapmadı, tekrardan niye seçelim diyebilrisiniz ama, sandığa gitmeyen her kişi, aslında mevcut düzenin sürmesine katkı koyduğunu da bilmelidir. Sandığa gitmediğimizde, bu düzenden nemalananlar, düzenin sürmesini isteyenler oyları ile eleştirdiğimiz bu sistemin devamını sağlayacaklardır. Ondan sonra çıkıp da bu sistemi eleştirmeye hakkımız olamayacak…Bence karma bile, boykottan iyidir…

 

 ZİRVEDEKİLER

Okan Şafaklı (Ekonomist): “Tüm devletin imkanlarını hiçbir liyakat göstermeden, popülizme siyasi ranta teslim ederek, hiçbir uzmanlık göstermeyerek devleti günden güne batırıyoruz. Siz kaynakları kaliteli yönetmek istiyorsanız, bu kaynakları yönetecek vasıflı kaliteli insanlarla çalışmak zorundasınız. Bundan uzaklaşmanız halinde ise şimdi içinde bulunduğumuz durum da kaçınılmaz olur”…

 DİPTEKİLER

Şimdi Reklamlar: Seçim arifesinde partilerin adaylarının ağızlarından bal akıyor. Meğer bizleri ne çok seviyorlarmış, bizim için neler yapmak isterlermiş de haberimiz yok. Kredi mi, iş mi, emeklilik mi, yoksa konut mu istersiniz. Siz yeter ki isteyiniz. Vekil adaylarımız tüm dertlerinize çare oluyor. Ancak bunların hepsi 7 Ocak’a kadar. Zaten atıp tutanlar kendileri de inanmıyor ya…

Foto Gündem

DepSea-Metro2-gemisi
Akdeniz’de Rum tarafının “6’ıncı parsel” hamlesine, Türkiye de DepSea Metro II gemisi ile karşılık verdi. Türkiye, “Sondaja sondaj” diyerek, DeepSea Metro II sondaj gemisini kiraladı
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı