Köşe Yazarları

2020 YİNE SIKINTILI…


Bütçe görüşmeleri başladı.

Başbakan Ersin Tatar, gayet umutlu bir konuşma yaptı. Turizmcilerle sanayicilerin anlaşmasına, diğer yandan Türkiye’nin Libya ile MEB anlaşması yapmasına, sterlindeki yükselişin pariteden kaynaklandığı, ciddi bir şey olmadığı iddiasına dayanarak, “Her şey çok güzel olacak” kıvamında umut dağıttı…

Ardından kürsüye gelen Yardımcısı Kudret Özersay ise, farklı konuştu. Birçok bakanlığın bu yıl sıkıntı çekeceğini, 2020’nin hepimiz için sıkıntılı bir yıl olacağını söyledi.

Diğer konuşmalardan ve de bütçenin komitede görüşülmesi sürecinden anladığımız kadarıyla, ne açığın kapanması ne büyüme, ne yatırımlar konusunda iyileştirici tedbirler görünmüyor.

Çünkü gelir artırıcı tedbirlere dair politikalar ortada yok… Neredeyse yarım asırlık “kendi ayaklarımızın üstünde durmak” sloganından öte söylenen yeni bir şey de.

Başbakan “Türkiye’ye bağımlılığın azalması” diye bir söz sarf etti. Buna bağlı olarak da, kaynak yaratma adına Bakanlara talimatlar verildiğini söylemekle yetindi.

“Nasıl” diye sorsalar, ne cevap verirdi acaba? Ya da hiç cevap vermez, kürsüyü terk ederdi. Nitekim Armağan Candan’ın “İngiltere ve CNN mülakatı için İstanbul seyahatlerinizin masraflarını nereden karşıladınız” sorusunu “yersiz” bulup, kürsüyü terk ettiği gibi…

Başbakan Yardımcısı, biraz daha somut konuştu; o da tarım ve hayvancılık, belediye reformu, ek mesai gibi alanlarda adım atılacağını ifade ederek, muhalefetten destek istedi.

Benim bunlardan anladığım, tasarruftur.

Nitekim Başbakan, giderlerin karşılanması için “ekonomide tedbir, mali tedbir” dedi. Türkiye’den protokollerle ilgili herhangi bir kaynak beklentileri yok. Bunu konuşmalarından anlamış olduk. Zaten şu anda imzaya hazırlanmış olması gereken önümüzdeki dönem ekonomik işbirliği protokolü hakkında dahi konuşmaktan kaçındılar. Dahası, “serbest bırakıldı” açıklaması yapılan kaynağın dahi gelmediği söyleniyor. Cemal Özyiğit araştırıp, bu kanıya varmış. Kürsüden de Maliye Bakanı’na sordu.

Tasarruf derken, yandaşları kapsamadığını belirtelim. Batmış bitmiş kamu yapısına, sözleşmeli personel doldurulmaya devam ediliyor. Sırf bunun için yalnızca Başbakanlık bütçesine yüzde 74 artış konmuş, diğerleri ayrı. Kamu reformunu ağızlarına dahi almamaları bundandır herhalde…

Tasarruf, hayat pahalılığından olabilir, ödemelerden olabilir, yatırımlardan olabilir, faiz giderlerinden olabilir. Ha bir de vergisini zaten bir tamam ödeyen maaş ve ücretlilerin sırtına bindirilecek yeni dolaylı vergilerle gelir artışı sağlamayı düşünüyor olabilirler. Her zaman yapılan ilk iştir bu. Yıl sonu harç zamları hele bir açıklansın, hepsini anlarız.

Neden böyle düşünüyorum; çünkü ortada gelir artırıcı politikalar yok. Ekonomi politikaları yok. Tarımda, sanayide, turizmde öngörülen bir değişim, bir yenilik yok.

Tarımsal teşviklerin rasyonel bir hale getirilmesini ya da ek mesailerin azaltılmasını öngören reformlardan bu hükümet hiç bahsetmedi.

Eğer bu adımlarınız günü kurtarma amaçlı değilse, ortada uzun vadeli politikalarınız, hazırlıklarınız olacak.

İşlerin iyi gitmediğini hepimiz biliyoruz. Erhan Arıklı’nın saptadığı bir şey var. Bu yıl tapu gelirleri, geçen yıla göre daha düşük öngörülmüş mesela. Nasıl olabilir bu? İnşaat sektörünün tıkandığını gösterir tabii ki.

Sonra, bugün gelir artışının en önemli nedeni sınır ticareti. Görünen o ki, Rumlar buna noktayı koymaya hazırlanıyor. Yerine ne koyacaksınız?

İktidara mensup milletvekilleri kürsüde yer alıp bir önceki dönemdeki gerilemeleri sıralayarak, kendi bütçelerini hoş göstermeye çalışsalar da, geçen yılın döviz krizi ve kaynak krizi ile tarihte bir ilk olduğunu görmezden geldiklerini biliyoruz. Onlar ne derse desin, ne kadar allayıp pullarlarsa pullasınlar, hepimiz şunu bileceğiz ki, giderek daha daralıyoruz. Nüfus artsa da, inşaatlar artsa da, hatta turist sayısı artsa da, bu bizi yatırım yapacak duruma getirmeyecek. Mevcut olan kırık dökük hastanelerle, okullarla, yollarla berdevam.

Oysa, kalkınma, çağdaşlık, refah bunların hepsini bir anda gerçekleştirebileceğimiz imkanlarımız var.

Bu işin peşini asla bırakmayan biri olarak burada bir daha tekrar etmek istemem ama, bu fakru zaruret içindeki devletin ensesinden trilyonlar kazananlardan hak ettiğiniz vergiyi almaz, alamazsanız, ne bağımlılıktan kurtulabilirsiniz, ne de ayaklarınızın üstünde durabilirsiniz.

Söyleyince pek kızıyorlar ama, kaza yapmış, artık işlemeyen arızalı treni içeriden sallamaya devam anlamında bir bütçe daha. Bir kayıp yıl daha.

 

 YERİN KULAĞI VAR

YA TAMAM, YA DEVAM:

Kıb-Tek’e jenaratör alınsın mı, alınmasın mı tartışmaları devam ediyor. İstifası cebinde olan Yönetim Kurulu Başkanı Onurhan jeneratör ihalesine karşı. Bugün toplanacak Bakanlar Kurulunda bu konudaki nihai kararın verilmesi bekleniyor. Karar “jeneratör ihalesine çıkılsın” yönünde olursa Erdal Onurhan’ın istifası kabul edilip, yerine bir başka isim atanacak. Yine ekonomik akıl değil, başka şeyler girdi araya.

 

SEÇİM KAVGASI ERKEN BAŞLADI:

Kıbrıs gazetesinin iki önemli isminin istifa ettikleri iddialarının arkasında cumhurbaşkanlığı seçimleri hesaplarının yattığı iddia ediliyor. Gazete patronunun cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir adaya tam destek talebinin, bu ikili ile arasının açılmasına neden olduğu ve istifaların da buna bağlı olarak gerçekleştiği iddia ediliyor.

BERLİN ZİRVESİ KİME YARADI?:

İlk yaptığı ankette cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ersin Tatar’ı önde gösteren, olası bir genel seçimde ise UBP’nin oyunu yüzde 45-50 bandında gösteren Kıbrıs gazetesinin COMAR şirketi, ikinci anketinde Berlin’deki üçlü zirvede varılan uzlaşının Türk tarafına değil, Rum tarafına yaradığı yönünde bir sonuç çıkardı. Kaç zamandır yazıyorum, cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir algı operasyonu başlatıldı diye. Ankette yer alan bir başka ilginç sonuç ise çözüm konusunda,“iki toplumlu iki bölgeli federasyon” tezinin önde çıkması oldu…

KAYNAK YARATMAK:

Bütçe görüşmelerinde konuşan Başbakan Tatar, “kendi kaynaklarımızdan mükellefiyetlerimizi yerine getiriyor noktadayız. Türkiye’ye bağımlılığımız her geçen gün azalıyor. Kaynak yaratılmasıyla ilgili bakanlara talimat verildi” dedi. Türkiye’ye bağımlılık konusunda söyleyecek söz yok, herkes herşeyi görüyor da, esas kafama takılan, “bakanlara kaynak yaratmak için talimat verildi” konusunu anlayamadım. Kaynak dediğiniz ya dışarıdan gelir, ya vergiler düzenlenir, ya da zamla gelir. Ve en önemlisi çalışanlara verilen hayat pahalılığından kısarak. Başbakan’nın “kaynaktan” kastı yatırımların kısılması ve zam olsa gerek…

RAKAMLAR KOMİK:

Yenidüzen, bilinen bir gerçeği rakamlarla önümüze serdi. Bu yıl kumarhanelere girişi yasak olan 1010 kişi tespit edilmiş. 5 yılda, 4 bin 714 kişi… Sizce gerçekçi midir? Bence komik… “Bir gecede 4 bin kişi” dese biri bana, “az” derim. Evim bir kumarhanenin yanı başında. Geleni gideni görme olanağım var. Olmasa da, hepimiz pekala biliyoruz ki, nüfusun önemli bir kısmı, akşamlarını kumarhanede geçiriyor. Bunların arasında küçük hesaplarla oynayanlar da var, bağımlılar da. Yani diyeceğim, polis takibi şaka gibi. Tedbiri zaten alınıyor, yakalanan devede kulak. Devlet, bir de göz göre göre kumarhanelerin bu yasa dışı kazancına göz yumuyor…

HENÜZ TIS YOK: ,

YDP milletvekili Zaroğlu’nun “jeneratör ihalesiyle” ilgili söyledikleri yaban atılır cinsten değil. Öyle ki Zaroğlu’nun iddiları tüm Bakanlar Kurulunu zan altında bıraktı. Diğerlerini bıraktım da, hiç olmazsa ilgili bakan çıkıp bu iddialarla ilgili birşeyler söyler diye bekledik ama, bu güne kadar hiç birinden ses seda çıkmadı…

ZİRVEDEKİLER

Cenk Diler: “Bizim nüfusumuz, normal artış hızı ile bu kadar artamayacağına göre bu plan da bu halkın yararına bir plan değildir. Çok açıkça bu görülmektedir. Altını kazımaya, yoktan var etmeye, boş yere uğraşmaya hiç gerek yoktur. Bu bir ‘plan’ değildir. Olsa olsa; plansızlık, kaos, keşmekeş, olay, facia, skandal yaratmaktır. Kıbrıs Türküne yaramayacak planları istemiyoruz! O kadar laf edip akıl karıştırmaya gerek yoktur. Yaşam alanımızın %14’üne artı 330.000 kişi planlamak ihanetlerin en büyüğüdür!…”

 

DİPTEKİLER

İngiliz Seçimlerine De Malzeme Olmuşuz: Siyasetçi dünyanın neresine gidersen gitsin aynı. İngiltere seçime gidiyor ya, çok fazla bir etkinlikleri olmasa da, orada yaşayan Kıbrıslı Türkler bile ilgi alanları içine girmiş. Başbakan bir Kıbrıslı Türkün elinden kahve içmiş, bir başkası, “çözüm olmamaya devam ederse, direkt uçuşları başlatmalıyız” falan demiş. Hoş ve boş sözler…

 

 



Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı