Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

2016’NIN FALI…

2016’nın ilk gününde, önümüzde uzanan 365 günün falına bakmak istedim.
En kısa özeti The Economist dergisi yapmış. Dünyanın ünlü yazarları ve astrologlarıyla konuşmuş, kısa bir özet yayınlamış.
Öncelikle iki kelimenin 2016’ya damgasını vuracağını yazıyor, Acılar ve Kadınlar…
Dergiye göre, Arap dünyasında başlayan acılar, Suriye’den insanların akın akın Batı’ya kaçışları, Avrupa’nın bu göç karşısındaki paniği 2016’da da devam edecek.
Global ekonomi cephesinde, sevinecek pek bir şey yok. Gelişen pazarlar ve özellikle Çin’in büyümesindeki yavaşlama, piyasaları olumsuz etkileyecek, şirketlerin karları düşecek, tüm bunlar global büyümeyi engelleyecek.
The Economist, kadınların, 2016’da alınacak kararların tam da kalbinde yeralacağını öngörüyor.   Amerikan Merkez Bankası Başkanı Janet Yellen’in ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in alacağı kararların tüm dünyayı etkileyeceğini belirtiyor. Buna bir de Hillary Clinton’ın yeniden Başkan adayı olacağını ekliyor.
Bizim falımıza bakmamak da olmaz tabii…
Önümüzde önce su, sonra ekonomik protokol engeli var.
Bu yazıyı geçtiğimiz hafta yazmış olsaydım, daha umutsuz olurdum herhalde, ancak son bir iki günde aldığımız duyumlar, hem Türkiye ile, hem hükümet ortakları arasında uyumun yeniden sağlandığı yönünde.
Eksiklerimiz, yanlışlarımız, eğriliklerimiz hepsi reform hükümetinin ellerinden öper.
Başta gelen iki sorun halledildikten sonra, sıra öngördükleri icraat programını uygulamaya geliyor.
Ben şahsen, hükümetin bozulmasını beklemiyorum. Kendileri de kurarken attıkları imzanın ağırlığını bilerek hareket etmek zorundalar. Çünkü bu ortaklık, bugüne kadar denenmemiş bir ilk olduğu gibi, aynı zamanda bir son nokta olma tehdidi de taşıyor…
Kıbrıs konusu yine belirsiz gibi görünse de, aniden bitmesi de beklenebilir. Belki de 60 yıla yakın süredir, ilk kez böyle bir konjonktür var.
Bizde bu yıla hükmeden isimler, yine Akıncı, Talat ve Özgürgün ile Biden ve Anastasiadis olacak. En çok onları dinleyecek, onların fotoğraflarını göreceğiz…
Felaketsiz, yıkımsız, en azından umutların tükenmediği bir yıl olmasını dilemekten başka yapacak bir şey yok…
Bu yeni yılla beraber, yaşımıza bir çentik daha attığımızı, ama o nispette tecrübelerimizi katmerleştirdiğimizi düşünerek, kollarımızı herkese kocaman açalım…
Yeni umutlara, yeni heyecanlara, yepyeni güzelliklere merhaba demek, daha çok umutlanmak için… Yeni yılla birlikte herkesin düşleri gerçek olsun…
Barışın, sağlık ve huzurun, sevginin egemen olduğu bir dünyada, NİCE GÜZEL YILLARA…

BİR YAZAR HİKAYESİ…
Bugün yeni yılın ilk günü. Farklı bir sayfa, farklı mesajlar vermek daha iyi olur diye düşündüm. Yıl 365 gün hemen hemen hergün bu sayfada sizlerle birlikte oldum. Kimi günler güzel, kimi günler kötü haberlerle birlikte olduk. Kısacası bu sayfalardan çok şey paylaştık sizlerle…Yeni yılın bu ilk gününde biz köşe yazarlarını anlatan güzel bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz…
“Soğuk rüzgarların sinsi gecelerinde, devrik cümlelere sarınıp yatarsın beyaz sayfalar üzerinde. Ne onlar anlar seni, ne hayat, senin gibilerin yoldaşıdır sefalet. Süslü geleceklerin artıklarıyla beslenir, sevdiklerinin anlamsızlığıyla sulanırsın yazar. Fakat gel gör ki vefasızdır bu sayfalar.
Yazarsın yılları yalnızlığına tutsak sayfalara da, kaybolup gidersin yine bu derme çatma kırık camlı kulübede. Bir rüzgar eser bir yerden. Zamanın çaldığı gibi seni alıp götürür benliğini kelimelerden. Kalırsın yine yoldaşın sefalet ile.
Saçların artık birdir üzerine titrediğin sayfalar ile. Sakallarınsa sarmış olur kalemini, sarmaşıkların ağaçları sardığı gibi. Nefesin mantarı çıkmış bir şişe şarap gibi kokar. Gözlerinse kırmızıdır, bin şişe şarap içmiş kadar.
Geçer geceler, geçer mevsimler. Zaman akmaya devam eder. Sen hala yazarsın, kırık camların nefesi dans ederken beyaz sayfalar üzerinde, donmuş parmaklarınla kim bilir kaç tane mum alevi tükenmiştir bu sinsi gecelerde? Kim bilir daha kaç ışık söndüreceksin yazdığın hayatın gözyaşlarıyla? Belki yağmur olup yağacak insanların düşlerine kelimeler. Kim bilecek? Beslediğin cümlelerin bir bir kaçıp gidecek dizlerinden, yine ağlayacaksın yazar!
Hayatını adayacaksın senin olacak cümleler yaratmaya, başaramayacaksın. Yalnız yaşayacak, ne bir çocuğun, ne bir karın olacak…
Yaşlanıp gideceksin işte. Kendi cümlelerini yaratmaya çalışırken bir gün öleceksin yazar. İşte o gün senin olacak yazdığın son cümle. Kefenin olacak, anlayacaksın yazar…

PAPAZ YİNE YUMURTLADI…
Belki de yılın değil son yılların en çarpıcı açıklaması Başpiskopos Hrisostomos’tan geldi. Hrisostomos’a göre, 1958’den beridir Rum ve Türkler rarasındaki kavganın tek sorumlusu meğer bizmişiz de haberimiz yok. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, daha ilerlemiş Türk uzlaşmazlığı nedeniyle, çözüm planını referanduma getirmeyi başaramayacağını da ifade eden Hrisostomos, uluslararası unsurun, Kıbrıs sorununun toplumlararası olduğunu sandığını, bunun aksine sorununun ulusal bir mesele olduğunu belirtti. Hrisostomos, “Bunlar  halkımızın, Müslümanların ve Hıristiyanların, kavga edip ayrıldıklarını sanıyorlar aslında durum böyle değil… Türk saldırıları vardı, bizim söylediğimiz, toplumlararası çarpışmaların yanlış olduğudur, Türkler bize saldırınca kendimizi savunmak için tepki gösterdik. Başka ne yapmamız gerekirdi? Bu acı bir gerçek…” ifadelerini kullandı. Vah vah, papaza göre adayı kana bulayan, yok etmek için saldıran bizdik, onlar sadece kendilerini müdafaa etmişler…