UBP-DP ittifakıydı, hükümet kriziydi derken, gerçek dertlerimizi unuttuk. Tek gündemimiz, halka bir faydası olmayan koltuk kavgaları…
Bu kavgaların aktörleri öylesine başarılılar ki, bu işi sık sık da yapsalar, her defasında milletin gözünü boyamayı beceriyorlar.
İşte size 2010 ittifak maceraları ve DP açısından hazin sonu… Bu ittifakın hikayesi hatırlanmaya değer. O günlere bakınca, bugünü anlamak daha kolay oluyor. Daha doğrusu Kıbrıs’ın kuzeyinde siyaset denen şeyin nasıl yapıldığını…
2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu’nu destekleme kararı alan DP, bunun ardından gelen yerel seçimlerde de UBP ile ittifak yapmıştı.
Serdar Denktaş konuyu ilk kez MYK’ya getirdiğinde, yine bugünkü gibi sert tepkilerle karşılaşmıştı. DP’den yapılan açıklamada, “Serdar Denktaş, itirazda bulunan MYK üyelerini ikna etme yönünde çalışma başlattı” deniyordu. Aynen bugünkü gibi Serdar Denktaş, partisinin tabanına rağmen, ittifak gönüllüsüydü.
Tabii o tarihlerde, Eroğlu’nun Cumhurbaşkanı olması, Tahsin Ertuğruloğlu’nun da partiden ayrılmasıyla UBP Meclis’te azınlığa düşmüştü. Görevi alan İrsen Küçük, hükümeti kurmakta zorlanıyordu. O nedenle DP’ye büyük ihtiyaçları vardı. Gittiler, koalisyon teklifi yaptılar.
DP’nin ilk talebi, yerel seçimlerde 8 belediyede aday göstermekti. Ayrıca, İrsen Küçük başkanlığında kurulacak hükümette 3 bakanlık istiyordu. Serdar Denktaş, UBP’nin olağan kurultayının yapılacağı Kasım ayına kadar kendisinin bakan olmayacağını söylüyordu.
UBP’nin buna yanıtı, “Size 2 bakanlık veririz” şeklinde oldu. DP’nin Gazimağusa ve Değirmenlik belediyelerini alma teklifi de reddedildi. (Bugünlere nasıl da benziyor).
Sonunda DP, azınlık hükümetine destek vermekten de, yerel seçim ittifakından da vazgeçtiğini açıkladı. Koalisyon görüşmelerinin ise süreceği vurgulandı.
Ne enteresandır ki, ertesi gün, bu karar hiç alınmamış gibi, 180 derece dönüş yapan DP ile UBP hem yerel seçimlerde ittifak, hem de DP’nin UBP azınlık hükümetine destek vermesi konusunda uzlaşma sağladılar.
Ferdi Sabit Soyer bu noktada yaptığı açıklamada, her iki partiyi de ilkesizlikle suçluyordu. Soyer’in şu sözleri, bugüne ışık tutan cinstendi; “Derviş Eroğlu, hem UBP’yi, hem DP’yi, hem de ülkemizdeki bütün siyasi ilişkileri kendi merkezine bağlı olarak, negatif bir şekilde etkilemeye başlamıştır”.
Sonuçta azınlık hükümeti güvenoyu aldı.
Yerel seçim ittifakı da kör topal devam etti. Arada KTHY-Atlasjet iş birliği konusunda DP’nin ittifakı bitirme tehdidi olmuş olsa da, seçime ittifakla gidildi. UBP aday çıkarttığı 20 yerleşim yerinden 15’ini, DP ise 8 yerleşim biriminden 5’ini aldı.
Serdar Denktaş, Kasım 2010’da yapılacak UBP Olağan Kurultayı ve sonrası için iş birliği hayalleri kurarken, siyasetin acımasızlığı, vefasızlığı, ilkesizliği bir kez daha kendini gösterdi, DP’nin iki milletvekili Ertuğrul Hasipoğlu ve Mehmet Tancer UBP’ye transfer olup, hükümeti azınlıktan kurtardılar. Ardından Aralık 2010’da da DP’nin bir diğer milletvekili Ejder Aslanbaba UBP’ye geçti. Bu arada bazı Belediye Başkanları da UBP’ye geçtiler.
Sonuç DP adına hem Meclis’te, hem yerel yönetimlerde hezimet oldu.
Aradan 4 yıl geçti… İşte Serdar Denktaş bir kez daha evdeki bulgurdan olma noktasında…
Oyunu kuran aynı, oyuncular aynı, oyun aynı…
YERİN KULAĞI VAR
SİZ OLSANIZ VAZGEÇER MİSİNİZ:
UBP, DP’nin hükümete devam kararına çok bozulmuş. Onlar Denktaş’ın hükümeti bozup, UBP ile bir koalisyon yapmasını bekliyorlardı. Niye bozsun ki, elinde Başbakan Yardımcılığı’nın yanı sıra tam 4 bakanlık var. Halbuki UBP’li koalisyonda bir bakanlıkla yetinmek zorunda kalacak. Böyle bir avantajı yitirmek için adamın deli olması lazım. Üstelik riskli bir sayıyla… Siz olsanız vazgeçer miydiniz..?
BİZ SÖYLEMİYORUZ:
“Hükümetin yapısı yaşayan ölü durumundadır. Beyin ölümü gerçekleşmiştir. Hükümet, yaşayan bir ölü durumundadır. Kalbi vardır ancak beyni yoktur.” Bu sözleri biz değil, hükümetin küçük ortağı DP-UG’nin bir milletvekili söylüyor. Hatta daha da ileri giderek, CTP’nin Denktaş’a teslim olduğunu da iddia ediyor. Bu saatten sonra bu koalisyon devam etse ne olur, olmasa kaç yazar…
İSTİFALARIN ARKASINDAKİ İSİM:
DPUG Dış İlişkiler Sekreteri Serhat Kotak, partide yaşanan istifaların arkasında kimin olduğunun bilindiğini söyledi ama, isim vermekten kaçındı. Eğer biliyor ve açıklamıyorlarsa, yaşananlara ortak olmuş olur. Yok eğer bilmiyor da, sadece tahmin yürütüyorsa, o zaman da herkesin kafasını bulandırmaya hakkı yok. Demek ki bu isim, adını vermekten çekinecek kadar önemli birisi…
REYTİNG UĞRUNA:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu Meclis’te yaptığı konuşmada, UBP Milletvekili Ersin Tatar’ın “reyting” için konuşma yaptığını ifade ederek, “Ben hiç reyting için konuşma yapmadım” demiş. Bırakın konuşmayı, reyting olur diye tek bir icraat bile yapmadılar…
YOK TABİ:
UBP milletvekili Ersin Tatar, dün Meclis’te hükümet icraatları ve son ekonomik gelişmeleri değerlendirdiği konuşmasında, ülkede kaç aydır “hükümet var mı, yok mu” tartışması yapıldığını söyleyerek, “bu iş maskaralığa dönüştü” demiş. Bunu bilmeyecek ne var? İlkokuldaki çocuğa sorsanız o bile hükümetin fiilen olmadığını söyleyecek…
ANADOLU İNSANI BUDUR:
KKTC’ye su getirme projesi kapsamında önce Alaköprü Barajı’nın yapımıyla sular altında kalacak olan 4 köy boşaltıldı. O dört köyün insanları, köylerini topraklarını sessiz sedasız terk ettiler. Şimdi de aynı nedenle iki köyde 619 mezarın yeri değiştirildi. Buna minnettar olunmaz da ne yapılır? Bizden böyle bir özveri istenseydi, neler olurdu diye de düşünmeden edemiyorum…
ZİRVEDEKİLER
Serdar Denktaş: Bu ne alaka diyebilirsiniz ama, hem UBP’yle, hem CTP’yle, hatta sarayla istediği gibi oynadı. UBP ile anlaşır gibi yapıp UG’lileri kandırmayı başardı. CTP’den ise hükümeti bozma kozunu kullanarak, tüm istediklerini almayı başardı. Sayısal olarak CTP ve UBP’den daha küçük olan Denktaş’ın, iki partiye kök söktürmesi nedeniyle zirveyi hak ettiğine inanıyorum… Sonuçta oyundan karlı çıkar, çıkmaz, o başka konu.
DİPTEKİLER
Hamit Bakırcı: Bafra Arıtma Tesisi’nde yaşanan facianın görüntülerine rağmen Sayın bakan, “Bafra arıtma tesisine yapılan rutin ziyaretlerin her seferinde tesisten numune alınmıştır ve Devlet Laboratuvarı’na gönderilmiştir. Alınan sonuçların hiçbirinde limit üstü değerlere rastlanmamıştır” açıklaması yapıyor. Sayın Bakırcı’nın Beşparmaklar’ı mahveden taş ocakları konusundaki açıklamalarını da hatırlıyoruz. Keşke hiç konuşmasa, çünkü konuştukça daha da batıyor…
































