İzmir’in işgal günleri.
Sene 1921.
Aylardan Ocak.
Soğuk buz kesmekte; kağnılar yorgun.
Anadolu emperyalist ülkelerin kuşatmasında.
Gelecek tekmil belirsiz…
…
O sıralarda,
Pire Limanından bir gemi kalkar.
Bunlar Yunanlı askerler.
Gemi İzmir limanına tez varır.
Ama Yunanlı gençlerin arasında 200 kişi var.
200 Komünist genç.
“Kardeşime kurşun sıkmam” diyen 200 Yunanlı.
Savaşın ve işgalin emperyalist bir savaş olduğunu söylerler.
Bu yüzden,
İlerlemeden,
Cephelere dağılmadan,
Oldukları yerde dururlar.
Elleri tetiğe gitmez.
Kurşun sıkmayı ret ederler…
…
Yunanlı komutanlar kızgın.
Ağızlarından köpürürler.
Hemen oracıkta alınır karar:
Bu vatana ihanettir.
200 genci tek saf dizerler.
200’ü omuz omuza.
Gözleri soğuk namlularda.
Ama ne sendeleyen var,
Ne kararından dönen…
…
200 gencin cansız bedenleri kardeşleri için toprağa devrilir…
…
“Kardeşime kurşun sıkmam…”
…
200 Yunanlı genç,
Balçova İnciraltı sahilinde kurşunlar göğüslerine saplanırken, tarihe gizlenmiş onurlu bir sayfa bırakırlar…
…
Olay, o yıllarda Yunan askeri arşivlerine “vatan hainliği”, “ihanet” olarak geçer.
…
200 Yunanlı…
Kurşun sıkmadılar…
…
Aradan 94 yıl geçer.
Gün gelir şair Tuğrul Keskin “Zito i Epanastasis’te” (Yaşasın İsyan) adı altında bir kitap yayınlar.
Kitap, bu olayı hatırlamaya, ders almaya, kardeşliğe, Türk-Yunan barışına yönelik.
…
“Kardeşime kurşun sıkmam…”
…
200 Yunanlı.
O kardeşine kurşun sıkmayı ret eden ve ölümü yeğleyen gençler,
Bu kahramanca olayın 94’üncü yıldönümünde,
4 Ocak günü, kurşunlandıkları yerde Türk kardeşleri tarafından anılırlar…
…
Kıbrıs’ın tarihinde kardeşine kurşun sıkmayan komünist var mı bilinmez?
































