Bir haftada 300’ye yakın yeni vatandaşlık, bir o kadar da devlet arsası.
Bunların tümü, seçim yasakları başladığında yasak…
Daha önce de yazdım, yine yazacağım. Ocak ayının 7’sinde yapılacak bir seçimin seçim yasakları şimdiden başlamış olmalıydı. Yani seçime 60 günden az bir zaman var.
Ama tarih resmen açıklanmadığı için, yasaklardan yiyoruz.
Ama ne yemek…
İşin hukuki boyutunun içinden çıkamadım. Belki birisi şikayet eder, belki seçim düşer bilemem.
Ama bir tek bildiğim var, bu yaptıkları ahlaki değil.
Aslında adil de değil ya, orası kanıksandı artık. Kime arsa, kime vatandaşlık, kime istihdam olanağı verdikleri ortada. Bir hukuk devletinde uygulanması gereken fırsat eşitliği, adalet çoktan çiğnendi.
Ama UBP-DP zihniyeti için normal. Onların geleneklerinde var bu. Siyasetin dışına itilenlerle bitmiyor bu gelenek, sıkı sıkıya korunup, sürdürülüyor.
Başbakanlık Müsteşarının evinden üçüncü uyruklu bir sürü insanın seçmen yazıldığı, yine aynı müsteşarın talimatıyla defalarca seçimler öncesinde istihdamlar yapıldığı bilinen şeyler.
Seçime bir kalana kadar da yangından mal kaçıracaklar. Ustalarından öyle öğrendiler. Başka bildikleri yok. Kendilerini geliştirme çabaları bile yok. Gencinin de yaşlısının da…
Sanıyorlar ki, arsa dağıttıklarıyla, vatandaşlık verdikleriyle seçim kazanacaklar.
Öyle mi acaba..?
Bence o köprülerin altından çok sular aktı. Herkes kimin neyi, nasıl, ne için yaptığını çok iyi biliyor.
Ha, nemalananlar tabii ki oy verecekler. Bir de seçimi “kim işimi daha iyi yapar” diye görenler…
Piyasa araştırması yapar bu tipler. Onlar için adalet falan lükstür. Çocuk işe girecek mi, arsanın tapusu çıkacak mı, kimden en iyi kredi alırım, buna bakarlar. Toplumsal kalkınmayı falan da takmazlar. Kendi küçücük çıkarları herşeyin üstündedir.
Hah, tam da bu kriterlere uyan birileri vardır o listelerde. Uyum sağlanır, karar verilir.
Şimdi biz buralarda ‘hak etmeyene vatandaşlık veriliyor, ülkenin yapısı bozuluyor, eşe dosta arsa dağıtılıyor’ diye bağırınırken, onlar bunları duymaz bile, hatta bize de bozulurlar işlerine çomak soktuğumuz için.
Tamam bu kesimlerden oy alacaklar.
Ama bence o kadar.
Bu ülkede seçim sonucunu yüzen gezen oylar belirler.
Bu kez de öyle olacak gibi…
Bu vatandaşlıklar, arsa dağtımları, 1993, 2003 ve 2013 seçimlerine benzer sonuç getirecek diye düşünüyorum. O seçimlerde de aynı yöntemler dibine kadar izlenmişti.
_______________________________________________________________________________
SERDARLI’YA DA BRAVO
Güzellikleri yazmaya devam edelim.
Serdarlı Belediyesi, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın Subay Lojmanı olarak kullandığı ve yıllardır atıl durumdaki bir binayı devralmış, finansmanı da sağlamış ve köyüne bir 3- 6 yaş grubu kreş binası olarak kazandırmış.
Kreş sadece Serdarlı köyünden değil, yakın çevreden de öğrenci alacak.
Başkan Salih Bayraktar, mutlu ve gururlu. Emeği geçen tüm kurumlara, kendi Meclis üyelerine teşekkür ediyor.
Ne güzel…
Yoktan var edenleri, taş üstüne taş koyanları görünce insan seviniyor…
_______________________________________________________________________________
YERİN KULAĞI VAR
İLLE DE SEÇİM Mİ OLMALI:
Hep diyoruz ya, “keşke hergün seçim olsa” diye. Memleket seçim havasına girdi ya, yıllardır iş yapmayan, sorunlara çare üretmeyen bakanlar son günlerde resmen atağa kalktı. Gümrükleri sıfırlayanlar mı istersiniz, online hizmet verenler mi yoksa, reformları ard arda patlatanları mı… El altından yapılan istihdamlar, “bu kez işin garanti” diye verilen sözler. Ve alt yapısı olmayan yüzlerce arazi peşkeşi. İyi de bunları yapmak için ille de seçim mi olması gerekiyor…
BIRAKMAK DA BİR ERDEMDİR:
Kimileri “artık tamam, bu kadarı yeter” diyerek aday olmaktan vazgeçiyor, kimileri ise babasının tapulu malı gibi “ille de koltuk” diyor. Yıllarca Meclis’in koltuklarında oturup, toplum için hiç bir şey yapmayanlar, kazanma hırslarını yenemediler. Adam gibi gitmek varken, birilerinin, “bırak artık” demesi mi lazım ya da sandıkta yenilerek mi gitmek gerekiyor, anlamakta zorlanıyorum. Bu kadar kavganın arasında CTP’de Kalyoncu, Albayrak, Yorgancıoğu ve Soyer’e bir parantez açıp kutlamak gerek…
ÜLKEYE HİZMET ETMEK:
Bu sözü özellikle de seçim dönemlerinde herkesin ağzından duyarsınız. Hatta sadece kendine ya da partisine hizmet ettiğini çok iyi bildiklerinizden de…Üstelik bu tipler, asıl niyetlerini gizlemek adına yüksek sesle haykırırlar ülkeye nasıl hizmet edeceklerini. Öylesine eğreti durur, öylesine komik olurlar ki…
KAVUN DEĞİL Kİ KOKLAYASIN:
Aday isimleri kulislerde dolaşıyor. Hergün yeni bir aday adayı çıkıyor karşımıza. Bazen öyle isimler duyuyoruz ki, “yok artık” diyoruz. Kusura bakmayın ama bu işin de bir raconu olmalı. Nasıl ki bir işe girerken bilgi ve birikiminiz sorgulanır, bence vekillik de öyle olmalı. Bunu yapacak olan da partilerdir. Şöyle bir geri çekilip, vitrine koyduklarına baksalar ne dediğimi anlayacaklar…
EMEKLİYE İŞ:
Sadece Meclis seçimleri değil, yerel seçimler için de hareketlilik başladı. Partiler daha şimdiden belediye başkan adayları için nabız yoklarken, mevcut belediye başkanları seçim yatırımlarına hız verdi. İddiaya göre Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü, belediyeden emekliye ayrılan bazı isimleri yeniden istihdam ederek oy toplamaya çalışıyormuş…
SORUN TAVURİ DEĞİL:
Tavuri İçişleri Bakanı olursa, Osman Asilkent de hayda hayda İçişleri Bakanlık Müdürü olur. Aslında garip olan Tavuri ve Asilkent’in kaç para dolandırdığının önemi yok. Bir arkadaşımın dediği gibi, “Ülkede yurttaşlar, İçişleri Bakanı’nın olmayacak bir işi rüşvet karşılığı çözebileceğine ve bu rüşveti bizzat talep edebileceğine inanıyorsa sorun çok büyüktür”…
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Kemal Atatürk: Bugün ölümünün 79. yıldönümü… Dünyada O’ndan başka hiç bir ideolog, hiç bir lider daha yok ki, ölümünün üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen, hala ulusuna yön versin, ışık olsun, benimsensin, takip edilsin, kitleleri sürükleyebilsin, kurtarıcı olarak görülsün… O büyük dehanın önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz…
________________________________________________________________________
DİPTEKİLER
Utanmamız Gerekirken: Yeni yapılacak 765 kişilik cezaevi gazetelerin ön sayfasında haber oluyorsa ve ilgili bakan da bunu şikar bir işmiş gibi gösteriyorsa eğer, oturup iki defa düşünmek gerek. Ülkenin halini göstermesi açısından utanılacak bir durum. Aslında utanmamız gerekirken, bunu icraat diye sunanlara yazıklar olsun…
































