Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

1974’lerden bugünlere: “Hâlâ ne istediğimizi bilmiyoruz! Ne kader ama!)

Kendimi “yetkili ve sorumlu büyüklerin” orta yerine atmış, “ama, ama, amaaa” diyerek araya girmeye çalışan yetkisiz ve sorumsuz bir yurttaş olarak kabul etmiş olsam da “ama ama” demeye devam ediyorum! Şunları söyleyip hatırlatmak için:

DÜNYADA İKİNCİ TÜRK DEVLETİ. 1974 Harekâtı sonlanmış, Mağusa hisarlarından inmiş işimize gücümüze dönmüşüz. Kaldığım yerden devamla günlük yazılarımı yeniden Bozkurt gazetesine göndermeye başlıyorum. Ve “Barış Harekâtı”nın henüz sönmemiş ateşleri arasında “bundan sonra ne olacaktır” sorusuna cevap arıyorum.
OLAY BÜYÜKTÜR: Dünyada ilk kez Türkiye dışında bu küçük Kıbrıs Adası’nın kuzeyinde kendi egemenlik ve özgürlüğüne sahip bir Türk devleti oluşuyor! Olayın büyüklüğü nedeniyle içim içime sığmıyor! Nitekim bu büyük heyecanla düşüncelerimi Bozkurt Gazetesi’ndeki Köşemden’e taşıyorum. Ve içimden, keşke diyorum Allah bana bir güç verse ve tüm dünyaya haykırırken sesimi duysalar… O sesimi hasbelkader dediğimce Bozkurt Gazetesi’nde şöyle duyuruyorum: İşte şimdi Kıbrıs’ta Türkiye’den sonra dünyada ikinci bir Türk devleti doğuyor… Bundan sonra artık dünyada “iki Türk devleti, iki Türk bayrağı, iki Türk oyu, iki Türk gücü” olacaktır!
Dikkatinizi çekerim: “Kıbrıs Türk halkı Kuzey’de bağımsızlık ve egemenliğine sahip çıkar, kendi coğrafyasını de fakto da olsa devlet yaparken henüz dünyada “TC dışında özgür ve egemen tek bir Türk devleti yoktur! Türki Cumhuriyetleri yoktur! Kuzey Kıbrıs ve Türkiye dışında gönderinde dalgalanan bir başka Türk bayrağı yoktur! Türkiye Türkçesini Kıbrıslı Türkler kadar konuşup yazan bir başka Türk topluluğu da yoktur! Üstelik her iki devlet de Müslüman’dır…
NE OLDU O BÜYÜK HEYECANA? Türkiye ile ilk tartışmamı, “Türkiye sizi yedirir, içirir, giydirir, cebinize de para da koyar” dediklerinde yaparım!
“Hayır” derim: “Sizin bizi yedirip içirmeniz, besleyip şişirmeniz değildir amaç!  Dünyada ilk kez kendi egemenliğine sahip olan Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durmasını, bir dünya devleti olmasını sağlamanızdır. Eğer Güney’deki Rum’la mücadele edeceksek, yarışacaksak güçlü olmalıyız. Bu da ekonomik büyüklüğü gerektirir. Bunu başarmak zorundayız…
TÜM BU HEYECANLARIM BİR YILDA SÖNER! Kuzey Kıbrıs Otonom Türk Devleti’nin sıradan bir yurttaşı olan “ben” hüsranla başımı eğer ve o büyük zafer günlerine “utanmazca tüküren “ganimetle talan ekonomisi üzerinde yükselen rezil günleri lanetlerim!..”
ANAVATAN YAVRUVATAN: Ankara’da Kıbrıs siyasi sorunu konusunda ne istediğini bilmeyen Hükümetler gelir geçer yıllar itibarıyla! Hep ayni söylemler, ayni siyasi tutumlar! “Yavruvatan’la başlayıp, “Kıbrıs’taki haklarımızı çiğnetmeyiz” hamasetine sarılı beyanlar! Bizse işittikçe bu söylemleri, “şükran sana Anavatan” deriz! Pekala ama ya çözüm? Ya “adada oluşacak iki devlete dayalı o büyük ideal?” “Egemen, özgür Türk halkı!”
Aradan kırk yıl geçer ve der ki Erdoğan, “daha geçen gün size  bir milyar verdik…”  Der ki Erdoğan’ın danışmanı, “yoksa ‘yavru’dan mı gocunuyorsunuz! Orası bizim ‘vatan toprağımızdır!’         KIRK YIL SONRA SÖYLENEN LAFLARA BAKIN! Zaten yazılarımı okuyanlar benim “Türkiye inancımı,” onsuz bu adada hiçbir yere varamayacağımızı nasıl yazıp sürekli tekrarladığımı bilirler… O kadar iyi bilirler ki bu nedenle bana “faşist” de derler, statükocu da derler! Tıpkı benim gibi düşünen binlerce Kıbrıs Türk yurttaşını işaretleyerek dedikleri gibi!           Buna karşılık iddiamıza inadımızın bıçağını sokmaya devam ederiz: “Kıbrıs Türk halkı Türkiye’nin korumacılığı ile desteği olmadan bu adada Rum’la ne mücadele edebilir ne de hakkını alabilir!” Pekala son günlerde izlediğimiz Erdoğanlı Türkiye, Kıbrıs Türk halkının bu beklentilerine cevap verecek o Türkiye mi? Politikası, kararlılığı, siyasi taktikleri ile! İki Devlete dayalı bir Federal çözümü sağlayacak politikası ile! Kuzey’i en az Güney kadar etkin ve yetkin kılacak siyasi dopingi ile…   HAYIR DEĞİL! Çünkü hâlâ KKTC’ye “bizim yavrumuz” diye bakıyor! O zaman neden kırk yıl heyamola ile geçti? Eğer “yavru” idiysek neden geleceklere “donanımlı, güçlü, güvenli, istikrarlı bir devlet olarak uzanamadık? Neden bu adada hâlâ çözümsüz, ikinci sınıf ve TC’nin beslemesi durumunda bir toplumuz?

**********

Kısaca takıldıklarım: (Kudret Özarsay da siyaset sahnesinde yerini alıyor)

Cumhurbaşkanlığı seçimlerimizin “maşallahı” vardı! Sayesinde “bereket de yağdı, tabi bazı adaylar için hüsran da oldu!” Ancak: MUSTAFA AKINCI: Ne akıllarda vardı ne gönüllerde! Zaten yıllardır KKTC’de bile değildi! Çok gerilerden geldi, öne geçti ve çatlasanız şapkadan tavşan çıkartamazdınız ama bu seçmen sandıktan Akıncı’yı Çıkarttı!
Neme lazım! İleride nasıl bir forvet olacağının ispatında ilk şutunu da Erdoğan’nın kalesine çekti! Dikkat: “Erdoğan”ın! Ki Erdoğan ayılıp kendine geldiğinde ve de “kimdir be bizim kaleyi bombalayan bu adam” diye sorduğunda şaşırıp kaldı! Çünkü ne Obama idi ne Miterant ne Putin! “Anasının yavrusunun kuzusu!” Bilenlere sordum hâlâ şaşkınmış!
MEHMET ALİ TALAT: Beş yıl söyleyip ittiler, yerinden kıpırdatamadılar! Ne var ki bu süre içinde “Devletle ilgili ne kadar resmi nitelikli tören varsa, sosyal hayatın yansıması olan düğünlerle öteki faaliyetleri de programına alarak katılmadığı hiçbir etkinlik olmadı. Üstelik hemen her gün bir demeç patlatıp medyada en çok haberleri çıkan politikacı da oldu.. Ve? Evet, CTP’den Cumhurbaşkanlığı adaylığına katılmadı! Ancak bu kadar olurdu oldu! Ve bir şey daha oldu: Bu son Cumhurbaşkanlığı seçimleri sebep oldu beş yıl ortalarda gezen Talat da Partisinin başına dönmeye karar verdi!
KUDRET ÖZERSAY: Seçim kampanyası sırasında ayaküstü biraz lafladıydık. Ben her zamanki patavatsızlığımla “Arkanda bir parti desteği olmadan seçilmen mümkün değildir. (Sanki olanlar seçilmiş gibi!) Ve devam etimdi: Fakat seçmenle bire bir sürdürdüğün bu kampanya ile geleceklerin politikacısı olarak yerini çok daha başarılı ve rahat alacaksın.
Sonuçta bir parti olmadan Politika arenasında bağımsız olarak tutunmanın mümkün olmadığını anlamış olacak, “Partisini kuruyor.”
Doğrusu memnum oldum. Şu yönden. Kıbrıs Türk halkı hem siyasi yönden donanımlı Özersay’ı kazanıyor hem de kurduğu partisini. Gençler geriden gelip görev yüklendikçe Kıbrıs Türk halkının geleceği daha aydınlık ve umut verici görünüyor…