Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Akılcılık ve kurumsallaşma

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde en büyük sorunlardan biri sorunların çözülememesi ve var olan sorunlara her yeni günde yenilerinin eklenmesine neden olunmasıdır.

Özellikle de kamu sektöründe…

Kamuda sorunlar arttıkça elbette ki bu diğer alanlara da yansıyor ve ülkede iş yapmak, üretmek zorlaşıyor.

Verimlilikten hiç söz etmeyelim.

Kuşkusuz bunun en büyük nedenleri meselelere akılcı bir şekilde yaklaşıp karar üretememe, sıkışınca hukuktan uzaklaşma ve  kurumsallaşamamadır. Bir de hesap verme zorunluluğu olmadığının bilincinde keyfi davranışlar sergilemektir.

Son dönemlerde Kuzey Kıbrıs’ta hükümetin aldığı bir çok kararın hukuki sorunlar nedeniyle mahkemelerce durdurulması ülke gerçeğini yansıtması açısından önemli bir göstergedir.

Bizim gibi gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerin meselelere akılcı yaklaşmama ve hukuk tanımama en büyük sorunudur.

Akılcı yaklaşımın ve hukukun etkin olmadığı yerde keyfilik, yolsuzluk ve yozlaşma, çıkar ilişkileri, ‘gör beni göreyim seni’ yaklaşımı, kamu kaynaklarının çar çur edilmesi öne çıkmaktadır.

Gelişmenin önü de bu sorun nedeniyle tıkanmakta, kamuda yapılanma ahbap- çavuş ilişkileri ile şekillenmekte, kurumlar kişilerin inisiyatiflerine terk edilmekte, ülke keyfi kararlarla yönetilmekte, siyasi çıkarlar gözetilerek kısa vadeli kararlar alınmakta, kişisel siyasi rant elde etme güdüsü öne çıkmakta, yolsuzluklar için zemin yaratılmaktadır.

Böyle bir ortam içerisinde ne siyasete ne de kamu kurumlarına güven sağlanabilir.

Kuzey Kıbrıs’ta siyasete olan güvenin yerlerde sürünüyor olmasının nedeni kısaca budur.

Akılcı yaklaşımlardan ve hukuktan ne kadar uzaklaşırsanız ülkedeki yapıyı kişi ya da kişilere, feodal ve partizan ilişkilere bağımlı hale getirirsiniz.

Kıbrıs konusunda çözümün çok yakın olduğunu konuştuğumuz bu günlerde içerde akılcılık ve hukuktan bu kadar uzak bir anlayışla yola devam etmeye çalışıyor olmamız Kıbrıs Türkünün geleceğini tehdit eden büyük bir sorundur.

Biz bu şekilde uluslararası toplumun, AB’nin bir parçası haline gelemeyiz.

Verimliliğin lafta kaldığı, liyakatin parti bağlarına ve siyasi kişilere hizmete tercih edildiği, akılcılığın uğramadığı, hükümet eliyle hukukun hiçe sayıldığı bir yapı ile biz var olamayız.

Bunun için değişmeliyiz.

Kurumsallaşmaya, kurallara, hukuka, liyakate, verimliliğe önem vermeye ve eski alışkanlıklardan kurtulmaya bakmalıyız.

Hesap sormayı ve hesap verebilirliği kültürümüzün bir parçası haline getirmeliyiz.

Böyle gelmiş, böyle gidecek yanılgısını artık bir yana bırakmalıyız.

Hiçbir şey sonsuza kadar olduğu şekliyle devam edemez.

Artık halk olarak bunu görmeli ve gerçek anlamda bir değişim için kolları sıvamalıyız.

Buna Kıbrıs konusunda çözüme bu kadar yaklaşıldığı bir ortamda her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır.

Daha da önemlisi gelecek nesillere yaşanabilecek bir ülke bırakabilmek için rasyonelliği, kurumsallaşmayı, liyakati, verimliliği artık daha fazla gecikmeden öne çıkarmak zorundayız.

Başka yolu yoktur.