Gözümden kaçmış, Meclis Başkanı Sibel Siber, Meclis’in açılışında yaptığı konuşmada durumun kısa bir özetini yapmış…
Devletin işleyişini, toplum düzenini, refahı, adaleti sağlama amaçlı olarak çıkarılacak yasa tasarılarının Meclis komitelerinde beklediğini söylüyor.
Nedeni de, yetersiz kadro ve uzman…
Eleman eksikliğinden, Komiteler istenen hızda çalışmalarını yapamıyormuş.
Ne kadar ciddi bir sorun bakar mısınız.
Devlete hala arka kapıdan partizanca istihdam yapılırken, asıl gereksinim olan alanlarda boşluk var demek ki…. Ne utanç verici… Bütçeyi niteliksiz elemana harca, ihtiyacın olan kaliteli elemanı almaya paran olmasın…
Siber, sorunun, yasama konusunda uzman hukukçulardan oluşan bir komite kurulmasıyla giderilebileceğini savunuyor…
Diğer yandan, Meclis’te hukukçu ve yasama görevlisi istihdam etmek için açtıkları münhali, Kamu Hizmeti Komisyonu bir yıldan fazla bir süredir bekletmekteymiş.
Ne bu şimdi..?
Kamu Hizmeti Komisyonu yine partizanlıklara mı başladı yoksa..?
Yani böyle bir münhali, başka bir partili bakan açmış olsaydı, böyle bekletecek miydi?
Meclis Başkanı kürsüden şikayet ettiğine göre, KHK’nun bir açıklama yapması şart oldu. Kendisi de Anayasal bir Kurum olduğuna göre, lütfen bir zahmet siyasetin dışına çıksın ve bu gecikmenin sebebini açıklasın…
Siber, tam da bu noktada sorunun özüne dair tespit yapıyor;
“Yasal boşluğun olduğu yerde maalesef partizanlık, popülizm ve rant hırsı o boşluğu dolduruyor. Yasa dışılıklara karşı denetim yetersizliği, yargı kararlarında gecikme ve mahkeme kararlarının uygulanmasındaki zafiyet devlet otoritesini zayıflatıyor; hak ve adalete olan güvensizlik artıyor. Yaşam kalitesi düşüyor”…
Öncelikle iktidarın, yani yürütmenin yasal boşlukları dibine kadar kullanmakta olduğuna gönderme yapıyor…
Neyi kastettiği çok açık. Yürütmenin attığı her adım, hukuki yönden davalara neden oluyor.
Şimdi burada hepsini tekrar tekrar saymaya gerek yok. Artık herkes biliyor.
Yasa gücünde kararnamelerin akibeti ortada. Kimini mahkemeler durduruyor, kimini geri çekmek zorunda kalıyorlar.
Ama bu dayatma kararlar ne için alınıyor..?
Aynen Siber’in söylediği gibi, partizanlık için, popülizm için, rant hırsı için. Şöyle bir baktığınızda, aldıkları kararların hiç biri halkın çıkarına değil. Ya bir kişiyi, ya da bir zümreyi tatmine yönelik…
Denetim yetersizliği, yargıdaki yığılmalar adaletin gerçekleşmesini engelliyor, geciktiriyor.
Ama en dehşeti, ‘yargı kararlarının uygulanmamasının devletin otoritesini zayıflattığını’ söylüyor ki, biz de bu satırlardan sürekli bunu vurgulamaktayız. Yüksek Mahkeme Başkanı da bizzat ihbar etmemiş miydi…
Her adımı yargıya taşınabilen icraatlara ve bu icraatları yapanlara güvenebilir misiniz? Bu ülkenin en büyük sorunu zaten siyasete güvensizlik değil midir? Güven sorunu sadece iktidarlarla kalsa iyi, yeni nesillerin adalete ve devlet düzenine olan güvenini de sarsıyor.
Böyle bir ortamda zarar gören de devletin bizzat kendisi…
Kısacası, KKTC’de demokrasi, o dıştan bakıp da övgü düzenlerin gördüğü gibi düzgün işlemiyor…
YERİN KULAĞI VAR
KILIFINA UYDURACAKLARMIŞ:
Hükümetin ithal ürünlere fon uygulamasını kaldırma nedenini bilmediğimizi yazmıştık. Tarım Bakanlığı’nın açıklaması, akşama doğru geldi. “Yönteminin tartışma yaratmayacak biçimde düzenlenmesi için” kaldırılmış. Yani, olay yargıya gitti ya, kararnamenin hukuka aykırılığı da ortada, bu defa hukuka uygun yapacaklar. Herhalde Meclis’e getirecekler… Ama anladığım kararlılar ve bir şekilde devamını sağlayacaklar. Kimse rehavete kapılmasın, herkesin gözü üstlerinde olmalı…
KTTO DA HAKSIZ KAZANÇ YAPAN ÜYELERİNİ DENETLEYECEK Mİ:
Baktım, Ticaret Odası fonların kaldırılmasından pek mutlu olmuş. Bence yine de çok sevinmesinler, çünkü kılıfına uydurulup, geri gelecek. Yalnız bu arada hazır durdurulmuşken, Ticaret Odası da bu fonu kat be kat ürünlere yansıtan ve haksız kazanç sağlayan, vatandaşı kazıklayan üyelerini denetleyecek mi? Sayın Toros her fırsatta denetimden söz ettiğine göre, Oda’nın da kendi iç denetimini yapmasını beklemek bizim hakkımız.
MUHALEFET KRİZLE BOĞUŞUYOR:
Memleket elden gidiyor ama, muhalefet partileri kendi iç krizleriyle boğuşmaktan, ülke gündemine konsantre olamıyor. İçteki kötü yönetim yanında, Kıbrıs konusunda önemli günlerden geçiyoruz ama, ana muhalefet CTP, ülke sorunları yerine kendi sorunlarıyla uğraşıyor. Diğer muhaleet partisi TDP’de de durum ne yazık ki CTP’den farklı değil. Ülkeyi UBP-DP ikitdarının insafına terk ettiler…
KASIT DA VAR İHMAL DE:
Girne’de atık suların yine denize akıtılması üzerine Çevre Koruma Dairesi Müdürü Abdullah Aktolgalı, “kasıt ya da ihmal tespit edilmesi halinde gerekeni yapacağız” diyor. Hiç aramasın, ben söyleyeyim kendisine, kasıt da var, ihmal de. Kim mi yapmış, Girne’yi çok katlı inşaat izinleriyle boğanlar kimse, onlar… Halihazırda 15 ton kapasiteli arıtma tesisi olan Girne’nin, mevcut nüfusla 80 bin tonluk tesise ihtiyacı var. Arıtma yetersiz kaldığına, kanalizasyon denize veriliyor, bunu da biliyoruz. Durum bu kadar açıkken, hala daha emirname değişiklikleriyle izinler arttırılmakta. Ne beklerdiniz..?
KKTC KLASİĞİ:
Havadis gazetesinin dünkü manşetiydi. Cinayete teşebbüsten tutuklu buluna Ali Altun, Anayasaya göre suç olmasına rağmen işini yapacak başka yeterli sayıda eleman olmadığından ameliyat günleri hastahaneye gelip, perfüzyonistlik görevini yapıp, hayat kurtarıyor. Alın size partizan istihdamların bir sonucu daha…. Böylesi önemli bir görevi yapacak yeeterli eleman yoksa eğer devletin elinde bu devletin acizliğini gösterir…
KEŞKE YAPILABİLSE:
Meclis Başkanı Sibel Siber, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın müzakere süreciyle ilgili Meclisi bilgilendirmesinin ardından yaptığı açıklamada, halkı bilgilendirmek adına, ileride açık oturum da talep edeceklerini söyledi. Keşke yapılabilse. Olası bir referandumda oy verecek olan halkın masadaki durumla ilgili bilgilendirilmesi çok önemli. Birileri zaten kendi kafasına göre halka yalan yanlış bilgiler vermekte, kafa karışıklığı yaratmakta. Çok fazla detaylı olmasına gerek yok… Ancak söylenebilecek olan da var mutlaka… Gerçekleri ilk ağızdan öğrenmek ve ona göre karar vermek vatandaşın en doğal hakkı…
ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: “Elbette bu aşamada çok umutlu konuşamıyoruz. Kıbrıs Rum tarafının 2016 yılı içerisinde bir çözüme ulaşılmasına dair bir kararlılık içerisinde olmadığı gibi de bir gözlemimiz vardır. Anastasiadis’in liderlik sergilemesi halinde niye bir çözüm olmasın? KKTC olarak bizim çözüme inancımız tamdır. Kıbrıslı Türkler dünyadan tecrit edilmiş bir şekilde yaşamayı hak eden bir halk değildir…”.
DİPTEKİLER
LAÜ: “Türkiye’de ne varsa burada da olacak” diyorlardı ya, yavaş yavaş omaya başadığını görüyoruz. LAÜ’de düzenlenecek sempozyuma katılacak akademisyenler, Türkiye’deki OHAL uygulaması bahane edilerek, listeden çıkarıldılar. Türkiye’deki OHAL uygulamasının yansımaları bizde de görülmeye başlandı ama, LAÜ gibi bir kurumun bundan etkilenmesine anlam vermedim… LAÜ akademik özgürlük konusunda sınıfta kaldı…
































