Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

188 KİŞİNİN NE İŞ YAPTIĞINI AÇIKLAYAMADILAR…

Bilmem ne kadar adam almışlar, bunların bilmem kaçı hastanede fiili olarak görev yapmaktaymış, diğerleri hakkında şaibeler muhtelif.

Dün Meclis’te tartışmayı noktalarlar diye bekledik, nafile, kıvırdılar, bitti…

Yok işe gelirlerdi, yok gelmezlerdi, yok kaç tanesi sağlıkçı, diğerleri nerede falan.

Haydi arka kapıdan doldurdunuz da akıbetlerini de mi bilmezsiniz? Birkaç gün içinde öyle şeyler duyduk ki, neredeyse isimlerine, nerede olduklarına dair biz bile bilgi sahibiyiz. Hani falan köyden kaç kişi, falan aileden kaç kişi, hepsini öğrendik. Dahası, son bir haftada yine işçi istihdamı yapmışlar. Ve tabii çoğunun da sağlıkla alakası yok.

Eğer bunları Ali Pilli kendi başına aldıysa, Başbakan şimdi mi hesap soruyor?  Zamanın Başbakanı yetki vermeseydi Sayın Pilli’nin bu kadar abartılı sayıda istihdamı tek başına yapması mümkün müydü? Hesabı Tatar’dan soramıyor tabii…

Çıkamadılar, söyleyemediler, ‘şu kadar kişi aldık, şu kadarı hemşire, bu kadarı hasta bakıcı’ diyemediler.

Hepsi çalışıyor diyor Ali Pilli. Nerede? “Başbakan açıklasın” diyor. Başbakan çıkıyor, Ünal Üstel ne dediyse o” diyor. Neymiş? “Şu anda maaş alıp çalışmayan herhangi bir personel yokmuş”… Ama nerede olduklarını bir türlü açıklayamıyorlar…

Sonra şaka gibi bir açıklama daha. Sağlık Bakanı, aynı konuşmanın içinde “Denetlemede sıkıntılar yaşanmaktadır. Denetim yapacak personel sayısı yetersizdir” diyor. O halde, al bu 200 kişiyi, eğitimden geçir, koy denetim yapsınlar. O da mı olmuyor? Onu da mı yapacak durumda değiller?

Ne kadar çiğ, ne kadar ufak hesaplar…

Devlet bunların elinde resmen oyuncak. Hem bunların, hem de kapılarında geçici tayin için talepte bulunanların oyuncağı.

Öte yandan, Hemşireler ve Ebeler Sendikası Başkanı İbrahim Özgöçmen, 91 hemşirenin sınavda başarılı oldukları halde, ödeme çıkmadığı için işlerine başlayamadıklarını söylüyor.

Sınavı geçen ve hemşire olan hem de kadrolanacak liyakata sahip hemşirelere ödenek yok, Ali Pilli’nin, Ersin Tatar’ın ya da genelde UBP’nin keyfe keder belirlediği iki yüz bilmem kaç kişiye ödenek var. Geçiciymiş, mevsimlik işçiymiş falan. Her halukarda bir ödeme yapılıyor. Üstelik bunların süreleri bitince durdurulacağının da bir garantisi yok. Devlete kapağı atan kalıyor. Onun için değil midir ki, neredeyse geçicilerin, işçilerin, sözleşmelilerin sayısı, kadroluların sayısını geçti… Yüzlerce amele almış, başlarına mühendis alamıyor.

Maliye Bakanı çıkıyor, hayat pahalılığını 4 ay daha durmayı düşünüyoruz” diyor. Çünkü kasada para yok. Akıllarına gelen tek kaynak, memurun hakkı olan maaş… Hayat zaten pahalı, dövizin durumu yine ortada, gittikleri yer memurun cebi. Ama diğer taraftan, kamuyu ha bire niteliğini bile açıklayamadıkları kitlelerle doldurmaya devam ediyorlar. Toplayamadıkları verginin haddi hesabı yok.

Ersin Tatar seçim kazansın diye pandeminin arkasına saklanıp yaptıkları bu istihdamlar, bu zihniyetin elinde ne hallere düştüğümüzün en somut örneğidir. “Niye bu haldeyiz” diye sormayın kendinize, işte bundan…

 

YERİN KULAĞI VAR

NİYE AYRI AYRI?:

Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi’ndeki partileri ayrı ayrı çağırmayı seçmiş. İnsanın aklına “neden” diye geliyor. Hepsiyle farklı telden mi konuşacak? Söyleyeceği farklı gerekçeler mi var? Diğerlerinin bilmemesi gereken bir şeyler? Neden böyle bir toplantı ya toplu halde, hatta Meclis Genel Kurulu’nda yapılmaz? Herhalde bir konsensüs sağlanmayacağını bildiğindendir…

 

“SEÇİM TARİHİNE 3 PARTİ KARAR VERECEK”:

Başbakan kürsüden seçim tarihi için önce partimle, sonra da diğer parti başkanlarıyla görüşeceğim” diyor demesine de önce Özdemir Berova, ardından Dursun Oğuz katıldıkları programlarda hükümet protokolüne rağmen Ekim ayında erken genel seçim olmayacağını söylüyorlar. Maliye Bakanı Oğuz, “şu an seçim değil sağlık ve ekonomik sorunları çözme ortamıdır” diyerek, “Nisan ayı içerisinde seçim tarihi netleşir diye düşünüyorum. Hükümetin 3 ortağı var ve seçimin tarihine 3 ortak karar verecektir” dedi. Yani birileri istedi diye, hükümet programında vardır diye seçim yapacak değiller!!!  Size hep diyorum, o koltuklardan zor kalkarlar, kalktıkları anda tepetaklak gideceklerini biliyorlar.

 

ÖĞRETMEN PARA ETMİYOR!:

“Evet, öğretmenlik riskli bir meslektir ama Araç Kayıt da risklidir, ayrıca devamlı olarak maliyeye bir getirisi de vardır…” diyor Sağlık Bakanı Ünal Üstel. Aslında maliyeye hiçbir maddi getirisi olmayan, maliyenin kasasına para getirmeyen bu öğretmenleri niye aşılasınlar. Öyle ya, varsa yoksa para. Eğitim aksamış, çocuklar perişan, yarın öbür gün okullar açıldığında risk altına girecekler ne önemi var.

 

PİLLİ TEHDİT ETTİ:

Ali Pilli dün Meclis’te kendi partisini resmen tehdit etti.  Bakın ne dedi, “Unutmasınlar ki bu ‘Covid-21’lerin yaşaması için bizlere ihtiyacı vardır, Ali Pilli gibi kişileri yok ederlerse, onlara direktif veren kişilerin yaşaması için bizlere ihtiyacı vardır, çok iyi düşünsünler karar versinler”. Ha beni bitirirseniz, ben de sizi bitiririm, bana ihtiyacınız var…. Biz de Sayın Pilli’nin söylediklerine işte bunun için itibar etmiyoruz. Sonunda o da bu pazarlıkların içinde ve oyununu bir güzel oynuyor…

 

EMRİN OLUR:

Kuzey Kıbrıs’ta “yatırımcı düşmanlığı” olduğunu söyleyen KKTC Otelciler Birliği ve Casino İşletmecileri Birliği Asbaşkanı, Merit Crystal Cove Otel Genel Müdürü Ercan Turhan, 1 Mayıs’tan itibaren çift PCR’la herkesin Kuzey Kıbrıs’a karantinasız şekilde gelebilmesi yönünde karar alınmasını talep etmiş. Pandemi öncesine kadar ülkenin turizmden yıllık gelirinin 960 Milyon Dolar olduğuna dikkat çeken Turhan, bu yıl ise bu gelirin 200 Milyon Doları bile bulamayacağını kaydetti. Bunun ne kadarı devletin kasasına giriyor acaba onu da açıklasa ya. Geçen sefer bastırdınız ve ülkeye karantinasız girişleri başlattınız, vergileriniz Aralık 2021’e ötelendi, bu halk hala bunların sonuçlarını ödüyor…

 

AL SANA TASARRUF:

Pandemi hastanesinde çalışan sağlıkçılar 24 saat nöbet tutarken Maliye Bakanlığı bugün itibariyle sağlık çalışanları için ücretsiz yemek servislerinin durdurulacağını açıkladı. Pandemi hastanesinde doktorlar 24 saat, hemşireler ise 17’şer saat nöbet tutarak görev yapıyor. Yüzlerce partili arka kapıdan devlete istihdam edilirken tasarrufu unutan hükümetin tasarruftan anladığı da bu… Vicdana sığmaz. Hadi yine gidin hastane kapısına çiçek dağıtın.

 

ZAM YÜZDE 30:

Türkiye’de ayçiçek yağına gelen zam bize fazlasıyla yansıdı. Tam yüzde 30. Et öyle, süt öyle, her şey öyle. Buna bir de dövizi ekleyin. Malum Türkiye ile her türlü ticaret dövize dayalı. Böyle bir durumda bir hükümet ne yapar? Piyasayı kontrol eder değil mi? Ersan Saner hükümeti ise, hayat pahalılığı ödeneğini durduruyor ki, biraz da nefes alabiliyorsak, onu da almayalım…

İŞTE SİZ BUSUNUZ: Erhürman, ‘dövizle ilgili bir şeyler yapılmalı’ diyor, atama Başbakan “hükümet olarak gerekli kararları üreteceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” cevabını veriyor. Aynı anda Maliye Bakanı, üretecekleri kararın hayat pahalılığını 4 aylığına durdurmak olduğunu açıklıyor. İnsafsızlığa bakar mısınız? Pahalılığı da durdur o zaman… Peki aynı kararnameyi toplayamadıkları vergiler için niye geçirmezler? Yapamazlar çünkü. Onlar vergi ödememeye, teşviklerini de almaya devam edecekler, personellerini bile ödemeyip, devletten destek alacaklar, siz memurlar, biz emekliler onların yüzsüzlüklerinin bedelini enflasyona yenik düşürülerek ödeyeceğiz. Çünkü seçim var…. Bravo hepinize. Oyları da onlardan alırsınız artık.