Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Yurtiçinde Moody’s’in not indiriminin tartışmaları devam ediyor

Emre Değirmencioğlu
Emre Değirmencioğlu

Etki sanıldığı kadar Türk Mali piyasaları üzerinde sert etki yarartmadı (ancak şimdilik)

 

Dışarda ise Alman Deutsche Bank’a kesilen 14 milyar dolar ceza ardından bankanın hisse senet fiyatı son 30 yılın en düşük seviyesine geriledi (bakınız grafik)

 

Kıta Avrupa bankacılık sektöründeki endişeler nedeniyle risk iştahının azaldığı ve EUR’nun değer kaybetmeye gebe olduğunu düşünüyoruz. EUR/GBP paritesine dikkat (bakınız grafik)

 

USD/TL cephesinde gözler 2,97’li seviyelerin etrafındaki teknik bölgeye çevrilmiş durumda. Tutmaması durumunda 2,95 aksi durumda ise yeniden psikolojik 3 seviyesi hedeflenebilir

 

Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Türk mali piyasalarının ana teması haliyle not indirimi. 1994 senesinde kaybedilen yatırım yapılabilir notunun 2013 Mayıs ayında Moody’s’den geri alınması sonrasında 3 sene içerisinde geri kaybedildi. Moody’s analistinin Çarşamba günü darbe şokunu Türkiye’nin atlattığı yönünde Reuters’e bir açıklama yapması, akabinde acaba not indirmeyecekler mi sorusunun biraz daha güçlenmesi ile iyimser tarafa eğilen TL ve TL cinsi yatırım araçlarının 2 gün sonra not indirimi ile karşı karşı kalmasına yönelik  hemen hemen her kesiminden haklı da olsa bir tepki oluştuğunu görüyoruz. Ancak, darbe girişimi ardından Türkiye’yi spekülatif veya junk (çöp) seviyesinde zaten notlayan S&P’nin acele bir kararla notu bir basamak daha indirmesine nazaran, Moody’s Türkiye’yi neredeyse 30 aydır negatif izlemede izlediğini not etmek gerekiyor. Bu bağlamda, aslında, Moody’s’in Türk Mali piyasalarına nefes almak veya zaman kazanmak için iyi bir zaman tanıdığını göz ardı etmemek gerekiyor. Şu anda S&P’nin yatırım yapılabilir notunun 2 basamak altında notladığı Türkiye ile yine Türkiye’ye yatırım yapılabilir not veren Fitch arasında da makas açılmış durumda. İki tane olan yatırım yapılabilir nottan bir tanesinin kaybedilmesi tüzükleri gereği 2 yatırım yapılabilir not arayan küresel fonların Türkiye pozisyonların 6 ay gibi bir sürede likidite etmeleri gerektiği analımın taşırken, diğer bir can sıkıcı unsur ise, elimizde kalan yegane yatırım yapılabilir notu da 2017 yılının ilk çeyreğinde kaybetmemiz durumunda, Türkiye’nin borçlanma primlerinde de yükseliş yaşanabileceğini düşünüyoruz. Zaten, kabaca kredi mevduat rasyosunun % 120 civarında olduğu ve tasarrufların düşük olduğu bir ekonomide dış kaynak gereksiniminin de daha pahalı bir borçlanma ile sağlanması, ekonomi üzerinde ister istemez sıkıntı yaratacaktır. Türkiye’nin şu anda orta ve uzun vadeli yapısal reformları ile inandırıcılığı olan ve ekonomi kosantrasyonu yüksek sağlıklı büyümeye geçecek sektörler seçerek yoluna devam etmesi gerekiyor. Dış talebin zayıf seyrettiği, iç talebin ise hain darbe girişimi ile soğuduğu bir ortamda, palyatif çözümler ile iç talebi canlandırmak sürdürülebilir bir büyüme modeline ışık tutmuyor. Alınan önlemler ve beraberinde petrol fiyatlarının büyük yardımı ile cari açığın ekonomiye nazaran büyüklüğü göreceli olarak sürdürülebilir seviyelere gerilese de, petrol fiyatlarının yeniden yukarı dönmesi durumunda, cari açık ve canlanan iç talep yine ön plana çıkacaktır.

 

Tüm bunlar toplumun her kesimi tarafında tartışılmaya, not indirimini haklı, haksız, yanlı, ekonomik darbe olarak niteleyenler olsa da, Türkiye ekonomisinde haftabaşında görülen fiyatlama aslında tahmin edildiği kadar büyük çapta yıkıma işaret etmedi. USD/TL kurunun geride bıraktığımız Cuma gecesini 2,95’i seviyelerde tamamlamaya hazırlanırken gelen not indirim haberi ile hızlı bir şekilde 3 seviyesini test etse de, dün kurun yeniden 2,9660 seviyesine kadar gevşediği ve 2,97’li seviyelerde olan önemli teknik bölgede denge aradığını görüyoruz. Darbe girişimiden sonra olduğu üzere, gerek yurtiçi yerleşiklerin döviz satışına bilinçi veya satılan opsiyonlar ile zorunlu bir şekilde geçmesinin yardımım ile kur daha dengeli ve alımları karşılayacak düzeyde bir performans sergiledi. Borsa cephesi ilk gün bankacılık endeksinin önderliğinde % 4’e yakın değer kaybetmesi ardından dün günü sınırlı yükselişle 77,160 puan seviyesinden tamamladı. Faiz cephesinde gösterge 2 ve 10 yıllık tahvillerde yükseliş görülse de, dün tahvil piyasasından da 10-15 puan civarında geri çekilme görüldü. Türkiye’nin risk göstergeleri olarak takip ettiğimiz 5 yıllık CDS primleri 260 puan seviyesine yaklaşarak gelişmekte olan ülkeler arasından en riskli kategorisinde üçüncü sıraya yerleşti.

 

Aslında, yukardaki iki parakrafı okuyan bir yatırımcının kafasının bir miktar karıştığını hissederek üçüncü parakrafa başlamak isterim. Kıta Avrupasında büyüyen bankacılık sektörüne yönelik endişelerin git gide daha vahim bir hal alabileceği endişesi ve bunun da küresel risk iştahı üzerinde yaratacağı ilave bozulma ve Türkiye cephesinde not indirimi sonrasında beklenilen kadar bir bozulma olmaması, bu sürecin önümüzdeki günlerde de bu şekilde devam edeceği anlamını taşımıyor. Bir kere, not indirimi ardından yurtiçi yerleşiklerin döviz satışları piyasadaki arz talep dengesini kısa bir süre de olsa dengeleyecek olsa da, yatırım yapılabilir notun kaybedilmesi ardından Türkiye’den çıkmaya başlayacak fonların vereceği satış baskısını önümüzdeki haftalarda kademeli olarak izleyeceğiz. JP Morgan’ın yayımladığı raporu referans göstererek, Türkiye özelinde, Ekim sonunda kadar 3,6 milyar dolar civarında bir çıkış olacağı tahmin ediliyor. Bu bağlamda, önümüzdeki haftalarda bir miktar sıkıntılı bir piyasa ile karşı karşıya kalabiliriz.

 

Yeni gün başlangıcında, Asya piyasalarında % 1,5 civarında satıcılı bir görünüm var. Günün veri takvimi ise zayıf. ABD’de açıklanacak dayanıklı tüketim mal siparişleri takip edilebilir. Türkiye cephesinde kur seviyesine yönelik yatırımcılardan yoğun soru  alıyoruz. Kısa vadede, kurun yeniden psikolojik 3 seviyesine oturma ihtimali var özellikle 2,97’li seviyelerin tutması halinde. Benzer bir şekilde alternatif piyasalarda da (borsa ve tahvil) hafif çapta bozulma yaşanabilir. Temkinili bir yatırım davranışı takınmak gerektiğini düşünüyoruz.

 

 EUR/GBP paritesinde 0,8600 seviyesinin altında büyük çaplı bir düşüş görülebilir

 

Alman Deutsche Bank’a kesilen ceza ve Alman Hükümeti’nin Deutsche Bank’ı kurtaramayacağı dedikoduları; İtalyan Bankaları’nın alarm veren sermaye durumu nedeniyle Avrupa Bankacılık sektörü genelinde dolaşan kara bulutlar, İtalya Başbakanı Renzi’nin reformların hızlanması için bu sene referanduma gideceği ve eğer referandumdan hayır gelirse istifa edeceği ve böyle bir durumda iktidara gelmesi beklenen yeni partinin AB karşıtı olması….Tüm bu sırası ile satır başları EUR üzerinde önümüzdeki günlerde sıkıntının artabileceğine işaret ediyor. Sterlin cephesinde ise Brexit ardından İngiltere Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesi ve bu sene bir kez daha faiz indirimi beklentisi oluşsa da; EUR/GBP paritesine teknik olarak bakıldığında 0,8600 seviyesinin aşağı yönlü geçilmesi ile düşüş eğilimli seyrin sertleşebileceğini, Euro’nun Sterlin karşısında değer kaybetmeye başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda EUR/GBP paritesinde aşağıda 0,8330 seviyesini hedefleyeceğiz.

 

 

  Deutshce Bank hisselerinde çöküş devam ediyor

 

ABD Hükümetinin 2008 krizinde verdiği ipotekli kredilere ilişkin Alman Deutsche Bank’a kesilecek cezanın (14 milyar dolar) gölgesinde hisse senedi fiyatı (10,55) hızla tek basamak seviyelerine yöneliyor. Guardin’a göre, Deutsche Bank’ın varlıklarının toplamının 1,8 trilyon EUR ki bu rakam Alman ekonomisinin yaklaşık yarısı. 2008 finansal krizinden çıkabilen Deutsche Bank’a yardım yapılması (bail out) şimdilik beklenmese de, Merkel’in en son tahlilde devreye girebileceği konuşuluyor.

 

Kaynak: Reuters

 

İktisatbank’ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari