(18 ton pislik içinde…) hiç gece pikniğe gittiniz mi? - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

(18 ton pislik içinde…) hiç gece pikniğe gittiniz mi?

“Çöp görmekten okuyucular usanmıştır” dediğimde gazetedeki arkadaşlar şiddetle itiraz ettiler.

“Mutlaka gidip görmelisiniz oradaki rezalet ve felaketi” dediler.

Zaten 2 günde bir haberini yapıp çöp deryasını andıran fotoğraflarını koyuyorduk gazeteye.

Gidip görmek de şart olmuştu.

Gidip gördüm.  Böylesi bir güzelliği nasıl mahvettiğimizi.

“Bu pislik yığınları insan işi olamaz” dedim kendi kendime.

Ama bu insana olan saygımın bir tesellisiydi sadece.

O korkunç pisliğin içinde piknik yapanlar bile vardı.

Nihayet temizlemişler.

Tam 18 ton pislik toplamışlar.

İşte sözün bittiği yer burasıdır.

Bize miras bırakılan doğal zenginlikleri katlettiğimizin.

                                                                                              ***

Boğaz piknik alanıyla ilgili aşağıda okuyacağınız kısa öyküyü mesleğe ilk başladığım  yıllarda yazmıştım. 27  küsur yıl önce. Bu vesileyle yeniden yayınlıyorum:

“ Arabanın motoru homurdanarak dik yokuşu tırmanınca, karşınıza geniş bir düzlük çıkar. Doruklarında çam ağaçlarıyla bulutların seviştiği  geniş bir vadi. Eteklerde geniş şemsiyeleri anımsatan harnıp ağaçları… Şahikada bulunmanın ürpertisi sarar içinizi. Çevrilen kebabın kesif dumanı  bastırır dağ kokusunu. Harnıp ağaçlarının vazgeçilmez konukları neşe içinde ortalıkta koşuşturmaktadırlar. Kimileri ip çevirir. Kimileri, top oynarlar. Yaşlılar yürüyüşe çıkmışlardır. O sonsuz yolculuğa hazırlıktır belki de yaptıkları.


 Şimdilerde yeni modadır. Girne dönüşü veya Girne’ye giderken ateş böceklerini andıran ışıkları görmüşsünüzdür. Çoğu zaman durup bu insanlarla konuşmak geçmiştir içimden. Sonra arkadaşlarla planlar kurduk gece pikniğine gitmek için. Bir türlü kısmet olmadı. (Gerekçemiz her zaman hazır: Vakitsizlik). Sağdan soldan baskı yapmaya başladılar “Millet gece pikniği yapıyor. Niye yazmıyorsunuz?” diye. İyi yazalım da fotoğraf işi nasıl olacak? Çekmesine çekelim de karanlıkta çektiğimiz fotoğraflar bizim gazetede nasıl çıkar? Gün ışığında çekilenler kapkaranlık çıkınca…? Bir yığın gerekçe nedeniyle bir türlü gece pikniğine gidememiştik. Taa ki Gençlik Merkezi’ndeki arkadaşlar “Biz bu gece gidiyoruz, haydi gelin” diyene kadar. Askere gidecek çocuklar vardı. Veda gecelerini dam altında yapma yerine, gece pikniği şeklinde düşünmüşler. Piknik için gerekli malzemeleri de ayarlamışlar. 20 kişiyi aşkın bir grup Boğaz’daki piknik yerinde toplandık. Gecenin ilk saatlerinde ilk farklılığı yaşıyoruz. Geniş dallı ve kaba yapraklı bir ağaç bulmak için koşuşturma yok. Temiz bir düzlüğe çektik masaları. Sonra lambaları yaktık. Işıl ışıl oldu masaların etrafı. Hazırlık yapmak ve yemek yemek için engel kalmadı. Ve piknik ateşini yakıyoruz. Askere gidecek olanlar daha bir heyecanla yakıyorlar ateşi. Kıpkızıl alevler yükseliyor. Herkes ateşin etrafında toplanıyor. Gözler alevlere dalıp gidiyor. Ve hareketli bir müzik çalmaya başlıyorlar  Çiftler ateş dansı yapmaya başlıyor. Öylesine dalıp gidiyorlar ki, kebap çevirmek kimsenin aklına gelmiyor. Tecrübeli piknikçiler müdahale ediyorlar. Zaten ateş çoktan köz  olmuş. Etler şişlere diziliyor ve duman yükselmeye başlıyor. Kebabın nefis kokusu açlıktan guruldayan mideleri uyarınca, kebapçılara yağ çekmeler başlıyor.

    Yemek faslı kısa geçiliyor. Midesini doyuran gecenin sessizliği ile ilgilenmeye başlıyor. Rüzgarın hışırtısıyla uzaklardan gelen gizemli sesler yorumlanmaya çalışılıyor. “Kurtların ulumasıdır, az sonra burada olurlar…” değerlendirmesi kızlar arasında geçici korkuya neden oluyor. Uzakta karanlıkların içinde kahkaha sesleri duyuluyor. Sonra lambaların ışıltısı görünüyor. Gece piknikçiler birer birer gelmeye başlıyorlar. Kahkahalar, müzik sesleri gecenin büyüsünü bozuyor. Ve bizimkiler de dans etmeğe başlıyorlar. Yusyuvarlak mehtap yükseliyor dağların ardından. Yıldızlar pırıl pırıl. “Çok uzaklarda birileri bizim gibi gece pikniği yapıyor” diyor birisi yıldızlar abakarak. Gülüyoruz. Avrupa listelerinde hit olan parçalar çalınıyor. Gençler, yaşlıları “dansa” kaldırmaya çalışıyorlar. “Yaşlılar tatlı tatlı esen rüzgarla içkilerini yudumlayıp, sohbet etmeyi tercih ediyorlar. Gece pikniğinin bir diğer avantajı, 40 derece sıcakta içki içme derdi yok. Gecenin ilerleyen saatlerinde “yaşlılar” müzik setini ele geçiriyorlar. Bir zamanların ünlü slow parçaları yükseliyor. Askere gidecek olanları hüzün basıyor. Yıldızların altında artık ne zaman dans ederler bilinmez ama yıldızların altında nöbet tutmak var kaderde. Etraf temizlenerek dönüş hazırlıkları başlıyor. Gece pikniğinin bir avantajı da ortaya çıkıyor. Bakımsızlıktan ve pislikten geçilmeyen yer gece çok güzel görünür gözünüze. Aslında hiçbir şey göremezsiniz.

Güzel bir çevrede oturduğunuzu düşünmek yetiyor herşeye.

Tepenizdeki kızgın güneşten korunmak için ağaç diplerine sokulmak yok, istenmeyen bakışlardan rahatsız olmak ya da çocukların arkasından koşturmak. (Kurt masalı işinize yarayabilir.)

Yusyuvarlak mehtabın, pırıl pırıl yıldızların altında dans etmek harika. Ne o piknik sepetini hazırlamaya mı başladınız? Yanınıza kalın giyecekler almayı unutmayın.

Bu mevsimde dağ havası insanı sinsi sinsi nezle yapar.”

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar