Koltuğa oturur oturmaz, geçmişte istihdam edilenleri bir bir atacaksın, yerine kendi adamlarını alacaksın….
Hiç birinin diğerinden farkı yok.
Kıb-Tek’de işten durdurulanlar, alındıklarında çok yazdık…
CTP içindeki hesapların bir parçası oldukları söyleniyordu…
Hatta zamanın Genel Sekreteri Kutlay Erk, “Söz verdik alacağız” da demişti…
Mevsimlik işçi kaleminden alınmışlardı, savunma da buydu. Ama bakın görün, 2 yıldır o mevsim hiç bitmemiş…
Şimdi bu yanlışa “dur” dedi diye, yeni Kıb-Tek yönetimini alkışlayalım mı..?
Zor…!
Çünkü onları getiren, yani yeni güç, daha beterini yapmakta…
Olmayan makamlar, mevkiler yaratarak, tam bir nepotizm, eş, dost akraba kayırmacılığına girişmiş vaziyette…
Şimdi ne CTP’lilerin bağırmaya yüzü var, ne de “şimdi bizim dönemimiz, beni de al” diyen UBP,DP’lilerin suçu… Düzen bu…
Bakın, her bakanlığa 30 tane de sözleşmeli alacaklarmış…
Koşun, koşun, kapişari bunlar…. Batan geminin malları….
E, peki altına sayfalar dolusu imza atılan o işbirliği protokolu, ona bağlı mali protokoller ne olacak?
Orada “tasarruf” yazmıyor mu, kamunun yükünün, bütçenin üstündeki kamu giderlerinin azaltılması yazmıyor mu?
Dünkü Bakanlar Kurulu kararlarına baktım; ooooooo, ne kadar borç varsa dağıtmışlar. Daha da teşvikler, destekler sırada…
Gelir arttırıcı bir karar da bekledim…
Hani kaçağın üstüne gidecekler, denetimleri arttıracaklar falan, öyle bir şey yok. Türkiye verecek, onlar dağıtacak…
Eski hamam, eski tas, ama nereye kadar…?
Bütçeyi denkleştireceğim diye göbeği çatlayan CTP’li Maliye Bakanlarının döneminde bile bunlar yapıldıysa, Ankara’nın keseyi açtığı UBP-DP neler yapmaz…
Ben mi anlamıyorum. Böyle mi olmalı bu işler?
Belki de öyledir… Benim aklım almaz…
Ama iki şeye canım sıkılıyor ne yalan söyleyim…
Bir; geçmişte kendi yaptıklarını başkası yapınca kıyameti koparanlara…
İki; hovardalıkların bir iki senede sonu gelince -ki geliyor-, bakanlıkların kapısına dayananlara…
Bakın Sunat Atun ne diyor; “halkın güvenini kazanan, yılladır halktan oy alan kişilerin attığı adımların bu şekilde dillendirilmesinin art niyetli olduğunu düşünüyorum”…
Gördünüz mü….
Susun da oturun…
YERİN KULAĞI VAR
CESARETLENDİREN DE YARGILANSIN:
Karpaz Altın Kumsal’daki yapıların yıkılması belli ki farklı şekillerde yorumlanıyor. Ortada bir karar var, ancak konunun bir de vicdani boyutu vardır diyenler de var. Siyasi birileri bu insanlara “yapın da korkmayın” demiştir mutlaka. Ancak ortada bir mahkeme kararı var ve hukuk devleti isek, herkesin bu karara uyması gerekir. Bence mahkeme, bu insanlara bunları söyleyen her kim ise onları da yargılamalı. Sırf siyasi ikballeri için buna izin verenler, en az işletmeciler kadar suçludurlar.
TOP AKINCI’DA:
Din İşleri Başkanı Talip Atalay’la ilgili o kadar çok ihbarlar alıyoruz ki sormayın. Hükümetin de Atalay’la ilgili bazı sıkıntılar yaşadığını biliyoruz. Ancak, kimse cesarat edip de o son adımı atamıyor. Görünen o ki, iş sizin omzunuza kalacak. Eminim sizler de, Talip beyle ilgili iddiları duyuyorsunuz. Bu konuda bir girişim başlatmayı düşünüyor musunuz? Zaten görev süresini dolduralı da, epey bir zaman oldu…
SESSİZ KALINCA OLACAĞI BUYDU:
Limasol’da konferans verdiği sırada, kendisine saldıran faşist ELAM örgütü üyelerinin beraat etmesi, Mehmet Ali Talat’ı şaşırtmamış. Hatta bekliyormuş ve “bugüne kadar kimi cezalandırdılar ki…” demiş. Dünya kadar video varken, polis mahkemede kanıt sunmamış… Peki neden bu meselelerin üstüne gidilmez? Neden tüm dünyanın duyması için gereken yapılmaz? Neden kıyamet koparılmaz? Talat da o gün yaptığı açıklamada, “Soğukkanlı olmalıyız, böylesi azınlıkta olan fanatiklere izin vermemeliyiz” demişti. “Aman çözüm aleyhtarı görünmeyelim” diye diye bugünlere geldik. Adamlar rahat, artık her an her yerde saldırıya uğrayabiliyoruz…
BU NASIL MEVSİMLİK İŞÇİ:
Kıb-Tek’de mevsimlik işçi statüsünde işe alınan, ancak 2 yıldır görevlerine devam eden 42 kişi için “işten durdurma” kararı verildi. Şimdi bu kararı eleştirmek mi lazım yoksa, alkışlamak mı lazım bilemedim. İnsanların böyle bir dönemde, hele de bayram öncesi işten durdurulmaları içimi sızlatıyor. Tamam ama, “mevsimlik işçi” statüsünde alınan bu kişiler nasıl olur da 2 yıl kesintisiz çalışabiliyor? Keşke herkesin bir işi, evine götürecek ekmek parası olsun. Ama kalıbına uydurulup yapılan tüm istihdamlara da karşı çıkmak, hepimizin görevi olmalı…
TAŞ OCAKLARI VAKFI NE YAPMIŞ:
Taş Ocaklarının çevreye duyarlı bir şekilde işletilmesi, faaliyeti bitenlerin araziyi rehablite ederek terketmesi amacıyla kurulmuş bir Vakıf varmış. Adı TAŞOVA… 2008’de kurulmuş. Bir AB projesi. Faaliyetlerine baktım, seminerler, kitaplar falan. Ancak bugüne kadar herhangi birinin işletmesinin denetlenmesini sağlayabilmişler mi? Ya da bölgenin rehabilite edilmesini? Bakanlıklar üzerinde baskı oluşturabilmişler mi? Gönüllü ve duyarlı bir çalışma ama, korkarım sonuçsuz kalmış ki, dağlar oyulmaya devam ediyor…
SİZCE ÖDERLER Mİ?:
Devrim Barçın su tartışmalarıyla ilgili aslında kimsenin düşünmediği bir konuyu gündeme taşıdı. Barçın diyor ki; “Su faturasını bir yıl sonra şirket tahsil edince halk, su kesilme tehditi olmadığı için diğer vergilerini gidip belediyeye sizce öder mi? Şimdi bu vergiler su faturasında geliyor o sebeple suyu kesilmesin diye çoğu insan ödüyor diye düşünüyorum . Sizce bu durum belediyelerin gelirlerini azaltacak mı ?” İlginç ama, düşünülmesi gereken bir konu. Varsın onu da belediye düşünsün diyenler çoğunlukta…
ZİRVEDEKİLER
Sıla Usar İncirli: Tıp–İŞ Başkanı İncirli, “Sorunumuz, Türkiye’den gelen hekimlere sağlanan olanaklar ve verilen ücret değil. Sorun, bizim almadığımız ücretler, devletin bize layık gördüğü ücretlerin düşüklüğüdür” eleştirisinde bulundu. Bu yıllardır böyle, iş kendi insanımıza geldi mi, bırakın bonkör olmayı, hakettiklerini bile vermeye yanaşmayız…
DİPTEKİLER
Aldığınız Kararın Arkasında Duramadınız: Bütün tehlike şu son bir kaç gün için miydi? Güney’deki büyük yangından telaşa düşen bizimkiler, bir anda vur deyince öldürdüler. Tüm piknik alanları dahil, ateş yakmayı yasaklamışlardı hatırlarsanız. Ne oldu..? Daha yazdıkları yazının mürekkebi kurumadan kararı iptal ettiler. Nem mi düştü, yoksa sıcaklık mı? Aldınız bir karar, bari adam gibi uygulayın. Attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değsin… Yarın Allah etme bir yangın daha çıkar, gene yasaklarlar…
































