Daha önce de yazdık, bu su artık piyasa kurallarıyla dağıtılan bir meta olacaktır, NOKTA…
Bugüne kadar beleşe alınıp, üstüne de iki liradan dört liraya kadar belediye zararı ilave edilen bir su değil bu…
Kış mevsiminde can eriğin kilosu kaçadır bilirsiniz değil mi?
En basit piyasa kuralıdır bu. Olmayan şey pahalıdır. Arz talep dengesi belirler fiyatları.
Lefkoşa’da red oyu varen Belediye Meclis üyeleri “Biz suya değil, fiyata itiraz ettik” demekteler. Bizi düşünmüşler de, ödeyemeyecekmişiz.
Sebep başka, belediyenin zararını çıkartmaktır dertleri. Çünkü aldıkları suya bu kez para ödeyecekler, hem de çatır çatır…
Yahu kardeşim biz bunun on mislini ödemekteyiz her ay. Bakın ben kendi durumumu örnek vereyim. Su bitti. Yüzde doksan tuzlu, ne idüğü belirsiz olan o sıvıya bile muhtacız. Ben 18 daireli bir apartmanda oturuyorum. Depolar ortak. Sakinlerin yarıdan fazlası öğrenci. Tanker suyuna para vermiyor. Apartman aidatlarını dahi ödemiyorlar. Bu durumda ben ne yapacağım söyler mi bana bu 11 kişi? 8 katlı apartmanda kendime ayrı su borusu döşeteceğim, motor takacağım, tankerle, o beğenmedikleri fiyatın 3 misline su alacağım, bir de belediyenin saatinden geçer diye, belediyeye havadan para ödeyeceğim…
Yok öyle yağma…
Durum bu kadar nettir…
Herkes kendini bu duruma ayarlayacak…
Belediye kendi fahiş giderlerinden fedakarlık yapacak, vatandaş da öyle…
Beğenmeyen almasın, tankere devam etsin. Sen de kente sağlıklı su veremiyorsan, bırak git…
En mertçesi, referandumdur. Git referanduma, gör halini. Bakalım bu 60 bin kişi, o 11 kişinin kendisi adına verdiği “mücadeleyi” destekliyor mu, yoksa her ne olursa olsun bu suyu istiyor mu..?
“Ben de suyu istiyorum ama ret” kıyıcılığıyla bu halkı aldatamazsınız. Bu kadar basit…
CTP’nin ikili tutumu, TDP’nin ikiye, hatta üçe bölünmesi, Başbakan Yardımcısı’nın oğlunun toplantıya katılmaması hiç umurumda değil. Bunların hepsi ucuz siyaset menavraları.
Bu vatandaş bu suyu istiyor ve size rağmen alacak, göreceksiniz…
VATANDAŞ NE DÜŞÜNÜYOR..?
Radyo Havadis’te dün, ben, Hüseyin Ekmekçi ve Özdemir Tokel “Çapraz Ateş” programında su konusunu tartıştık. Bizlerin bu konudaki görüşlerini zaten biliyorsunuz ama, vatandaşlarımız da programa yoğun ilgi göstererek konuyla ilgili düşüncelerini aktardılar. İsim vermeden, programa katkı koyan vatandaşların bazılarının düşüncesini paylaşıyorum sizlerle…
*** “Kireçli sulardan makinelerimiz bozulur..Çamaşırların pis sulardan rengi değişir, sebzeleri damacana su ile yıkarız. Varsın 100 lira fazla verelim ama temiz su alalım biz razıyız…”
*** “75 milyon metreküpe 35 milyon metreküp yerel kaynaklarımızı da düşünerek su konusunda ülkenin geleceğini şekillendirecek politikalar ve uygulama şekillerini de tartışmamız gerekiyor Rekabetin olabileceği bir sistem oluşturarak bunu sağlayabiliriz düşüncesindeyim. Suyun kullanılacak yüzde 15-20 sini konuşuyorsunuz…”
*** “Benim boynuma ip geçireceğine, hükümet kendi geçirsin. Doğrusu hemen özelleştirmesidir…”
*** “Vatandaş olarak suyun özelleştirilmesinin önünü açacak hiçbir karara onay verilmemesi gerekir. Fakat su protokolunda “Madde 9 Yap – İşlet – Devret İhalesi, içme-kullanma suyu, atıksu ve yağmur suyu işletmesi ile zirai sulama işletmesi hakları,KKTC mevzuatı çerçevesinde ayrı ayrı yapılacak iki YİD ihalesiyle işletmecilere devredilir…”.(Bunun altına imzayı atan CTP’dir.MM)
*** “Belediyeler tarafından 0.25 e alınan suyun uzerinde devlet subvansiyesi nedir hesaplandı mı acaba? Yani vatandaşa maliyeti çok daha fazladır şu andaki suyun maliyeti…”
*** “Çok merak ederim acaba o ‘hayır’ diyen arkadaşlar evlerine suyu kaça alırlar…”
*** “Yahu 82. ili yapın bitsin bu iş.. Buraya 1 vali yeter. O zaman KKTC yi savunanları çok merak ederim…”
*** “Lefkoşa Melediye Meclisinin kararına göre T.C den gelen suyu istemediler. Bundan sonra Güzelyurt’tan giden tuzlu suyu onlara vermeye devam edelim. Üreticiler olarak Anamur’dan gelen suyu da biz alalım . Aksi takdirde Lefkoşaya giden suyu vermiyeceğiz . Bu böyle biline . Bu ne keyif!!!!! Şiddetle kınıyorum. Suları yok içmeye ayranla gider s…….ya . Tam da uydu bu atasözü …”
*** “Bence burda suyun Türkiye’den geleceği içindir kavgalar. Eğer bu su başka yerden gelseydi ses çıkmayacaktı 80 km mesafeden hem de deniz altından. O da yetmedi Geçitköy’de suyun döküldüğü barajimızı yapacak barajdan kentlere kadar boruları döşeyecek. O da yetmedi irsaliye hatlarını döşeyecek, döneceğiz bizler hala ne ararık. Biz resmen öküzün altında buzağı ararız…”
*** “Eskiler uzayan işler için “senin iş evgafın su meselesini da geçti” derdi. Demek ki her dönem uğraşacak bir su meselesi buluruz.Benim vana kapalı. Beyez eşya ve su tesisatı yenilemekten, tuzlu suyla ağız yıkamaktan bıktım. 10 TL tonu su satın alırım mecburen ama millet ahkam keser…”
YERĞİN KULAĞI VAR
AKIL VERMEK KOLAY:
LTB Meclis Üyesi Rauf Denktaş: “Harmancı-CTP-TDP çekişmesi Lefkoşa’yı susuz bıraktı” yorumunu yaptı. İyi de bunda oylamaya katılmayarak senin hiç mi payın yok Sayın Denktaş. Topu başkalarının üzerine atacağına keşke sana oy verenlerin sorumluluğunu biraz hissedebilseydin. Şimdi de kalkmış, “yeni önerge getirilsin” diye de akıl veriyor…
BAKAN AÇIKLASIN:
Suyun tonunun 2.30 TL olarak tesbit edilmesine, özellikle bazı belediyeler karşı çıkarak, tesbit edilen fiyata nasıl ulaşıldığının açıklanmasını istiyorlar. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, toplumsal bir krize dönen su fiyatıyla ilgili çıkıp bu rakamı nasıl tesbit ettiklerini, kalem kalem açıklasın. Böylece bu kavga biter, vatandaş da rahat eder…
SUÇLU KİM:
Bizim en büyük hatamız, her işimizi yumurta kapıya dayanınca tartışmaktır. Su anlaşması oldu bitti, biz hala suyu kaç paraya alacağımızı tartışırız. Ama hükümetlerin, su projesini en baştan iyi yönetemediğini ve bugün yaşanan krizin en büyük sorumlusunun belediyeler değil, hükümetler olduğunu göz ardı ederiz…Ve hükümetlerin bu vurdumduymazlığının faturasını da bugün vatandaş ödemek zorunda kalıyor…
İNANDIRICI OLMUYOR:
Özellikle CTP’li belediye başkanları ve CTP’li Meclis Üyelerinin, “biz suyu değil, fahiş fiyatı reddediyoruz” açıklamaları, pek inandırıcı olmuyor. Ülke genelinde yaşanan kuraklığı göz ardı ederek suyun vatandaşa ulaşmasını engelleyenler, biraz da pişman olmuşlar ki, kalkmış, böyle bir bahaneye sığınıyorlar. Kusura bakmasınlar ama, Ferdi beyin dediği gibi, “vatandaş gonnora yemez…”
SİYASİ PARTİLER NİÇİN VARDIR?:
Ya da şöyle soralım, vatandaş bunlar bizi yönetir, hakkımızı savunur diye oy vermez mi? Yoksa, ensemizde çiftetelli oynasınlar diye mi oy verir. CTP’ye bakın, diğer belediyelerde su fiyatına ‘evet’ derken, Lefkoşa’da siyasi hesaplarla ‘hayır’ dediler. TDP derseniz, paramparça. DP hükümette… Suyu savunduğunu sanırsınız ama onun üyesi de aynen diğerleri gibi sadece siyaset yaparak, oylamaya katılmıyor. Vatandaş da, tonlarca su barajda beklerken, yüzyılların en sıcağı olacak bu yaz, susuzluğa mahkum ediliyor. Zamanımızdan çaldığınız her yeni günün faturası, sandıkta şahıslarınıza ve partilerinize sunulacaktır…
KISIR DÖNGÜMÜZ:
Hem biz medya mensupları, hem de vatandaş, gündelik, zaten olması gereken ama yapılmayan zorunlu işler yüzünden, küçücük devletin dışına bakacak vakit bulamıyoruz. Kendime bakıyorum, dünyada, en azından Türkiye’de olup biteni anlamak, onları yorumlamak, belki global tehlikeler hakkında düşünmek gerekirken, sürekli içte bir mücadele içindeyim. Tek sebep var, o da devletin devlet gibi işlememesi. İyi olan ne varsa, onun bile sürekli bir şekilde bozulması, giderek bir gerileme, bir kaos, bir umutsuzluk. Bu da bizi dön dolaş bir kısır döngü içine sokuyor, düşüncelerimize bile ambargo koyuyor. Siz de öyle düşünmüyor musunuz..?
ZİRVEDEKİLER
Mehmet Çağlar: “Bir yandan ganimet düzeninin ortaya çıkardığı çalıntı/ganimet servetlerle beslenirken, diğer yandan da alıntı kavramlarla akıllarımızı desteklemeye devam ediyoruz…!
Neticede, neredeyse hiç bir sosyal olguda ittifaklar kuramıyoruz…Çünkü herkes, tüm toplum, kendi aklından memnun ve konformist görünüyor…Bize bir yargılama yetisi lâzım! Adına ‘sağduyu’ denen…”DİPTEKİLER
Sunat Atun: Herkesin inancı kendisine, kimseyi de inancından dolayı eleştirmem, aksine saygı duyarım ama, Ekonomi ve Enerji Bakanı olarak, fuar alanına “Mescit” yapılması için kurum ve kuruluşlardan maddi destek istemenizi anlamakta zorlanıyorum. Ülkede ekonomi diye birşey kalmamış ama, bizim Bakanımızın tek derdi, fuar alanına mescit yapılması. İnanın söyleyecek söz bulamıyorum…
































