Köşe Yazarları

11 kişi, 60 bin kişinin kaderini tayin edemez…







Lefkoşa Türk Belediye Meclisi, Türkiye’den gelen suyun tonu 2,3 TL’den alınmasını, 11’e karşı 8 oyla reddetti. CTP’li belediye meclis üyelerinin tulum olarak “hayır” dediği, TDP’li üyelerin ise bölündüğü oylamada, 3 üyenin oylamaya katılmaması, alınan kararda dikkat çeken bir başka noktaydı. CTP’li Belediye Başkanlarının yönettiği 6 diğer belediyenin, suyun bu bedel ile alınması kararını üretmiş olması ise, kafalarda soru işaretlerine neden oldu. Yani Lefkoşa’da “hayır” dedikleri suyun fiyatını, diğer bölgelerde kabul ettiler…Bunun mantıklı bir açıklaması olabilir mi sizce..? Unutmadan, bu su protokolunun altında kimin imzası var hatırlıyor musunuz..?




CTP’li üyeler bu kararlarıyla, ya Lefkoşalının temiz ve kesintisiz su almasını istemediler, ya da Başkan Harmancı’nın başarısız olması ve Lefkoşalı’nın tepkisinin Harmancı’ya yönelmesi gibi siyasi bir manevra yaptılar…



Red kararından sonra konuştuğum bir belediye meclis üyesine, “Bu kararla Lefkoşalıya büyük bir haksızlık yaptınız, bizi ağzımıza almaktan bile korktuğumuz suya mahkum etmeye hakkınız yoktu. Çocuklarımızın bu kalitedeki bir suya mahkum ettiniz, sizin de çocuklarınız var, bu kararı nasıl alabiliyorsunuz?” soruma karşılık aldığım cevap, “6 liraya su alacağıma, varsın çocuklarım da bu kokan suyu kullansın” oldu. Bu cevaptan sonra aslında başka birşey söylemenin anlamı olmayacağını anladım ve konuyu kapattım…

11 siyasi, 60 bin kişilik Lefkoşa halkını susuzluğa mahkum etti. Önümüz yaz, mevcut su kaynakları kurumuş durumda, yaz sıcaklarında “su diye” verdiklerini bile, verecek kaynağı bulamayacaklar. Sonuçta tonu 6-7 liraya alabileceğimiz, kesintisiz ve temiz su yerine, tankerlerden tonu 12-15 liraya su almaya mahkum olacağız…Bunun neresi halk yararı söyler misiniz..? Kimse kusura bakmasın ama, ben belediyeye olan yükümlülüklerimi yerine getiren birisi olarak bunu kabul etmiyorum. 60 bin Lefkoşalı’nın geleceği, 11 Belediye Meclis üyesinin ve Başkan Harmancı’nın iki dudağı arasından çıkacak bir söze bağlanamaz…

Kimse bizimle dalga geçmesin, alınan bu karar, “Lefkoşa halkının iyiliği” için alınmış bir karar da değil, tamamen kendi ideolojik çıkarları için aldıkları bir karardır…

Aslında anlamadığım bir başka konu da şu. Belediyeler daha önceleri suyu yaklaşık tonu 25 kuruş ile 1 TL arasında alıyor ve 1.5 ile 3.5 TL arasında vatandaşa satıyordu. Ve tahsil ettiği paralarla da personelin maaşlarının ödenmesine katkı yapıyordu. Gelin şöyle bir hesap yapalım. Örneğin X belediye eskiden, 1000 ton su için devlete tonu 35 kuruştan 350 TL ödeyip, tonunu 2.5 kuruşa vatandaşa satıp 2500 TL tahsil ediyordu. Şimdi ise 1000 ton suyu 2.30TL’den alacağı için ödeyeceği para 2300 TL olacak. Vatandaşa tonu 6 TL’den satarsa tahsil edeceği miktar 6000 TL olacaktır. İşte anlamadığım nokta bu. Eğer siz sattığınız suyun tahsilatını yaparsanız, aldığınız suyun parasını da ne kadar olura olsun ödemekte zorlanmazsınız…Yani ödeyeceğiniz miktar artacak belki ama, topladığınız para da o oranda artacağına göre, niye batacaksınız ki? Ha, yok eğer geçmişte olduğu gibi aldığınız suyun parasını ödemeyip, tahsil ettiğiniz parayı kar saymayı bekliyorsanız o da sizin sorununuz.

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım, “bu suyla bizi Türkiye’ye bağlayıp asimile edecekler, yarın su özelleştiğinde şirket suyu bize çok pahalıya satacak” bahaneleriniz inandırıcı değil.  Sizin asıl istediğiniz, bu su size bedava gelmeli ki, istediğinizden para alasınız, istediğinizden almayasınız ki, yarın seçim günü geldiğinde bunu oya çevirebilesiniz…

 Sizden daha uzak olan Mağusa Belediyesi tonu 2.30’dan almayı kabul edecek ama, sizin derdiniz “Lefkoşalıya daha ucuza su satmak olacak” ha. Hade ordan, kimse buna inanmaz. Vatandaşı bu kadar çok düşünüyorsaydınız, niye yıllardır 25 kuruşa aldığınız suyu 1 lira yerine 2 liraya satıyordunuz o zaman…

Sevgili Hüseyin Ekmekçi dünkü bir paylaşımında soruyor; “LTB suyu mu reddetti, fahiş fiyatı mı?” diye. Bana göre LTB fiyatı bahene ederek aslında suyu reddetti…

Sonuç olarak ben, 11 kişinin 60 bin kişi adına aldığı bu kararını tanımıyor ve reddediyorum. Aldıkları bu kararın doğru olduğun inanıyorlarsa, bu konuyu referanduma götürsünler ve kararı Lefkoşa halkına bıraksınlar. Hodri meydan diyorum…

YERİN KULAĞI VAR

KOBAYIN TEKMESİ BÜYÜK OLACAK: LTB Başkanı Harmancı, “Lefkoşa’nın kobay muamelesi görmesi beni en rahatsız eden konudur” demiş. Sayın Harmancı, Lefkoşalı on yıldan fazladır kobay muamelesi görmekte. Hem de en acımasızından. Öyle denek faresi gibi değil hem de, yük eşeği gibi. Mükellefiyetini yerine getirdi, parasını ödedi, demokratik hakkını kullandı, ama sümürülmekten kurtulamadı. Halen de sömürülmekte. Yeter artık. Göreceksiniz o kobayın tekmesi çok ama çok büyük olacak. 11’e karşı 60 bin….

ÇIKIP AÇIKLASINLAR: Cumhuriyetçi Türk Partisi, susuzluk sorunu kullanılarak belediyelerin abonelik sözleşmelerini imzalamaları konusunda baskı altına alındığını iddia ederek tepki koydu. İyi de size bağlı 6 belediye su konusunda nasıl oldu da olumlu karar üretebildi. Eğer bir baskı olduysa, çıksınlar ve bu baskıları toplumla paylaşsınlar o zaman… 

ASRIN PROJESİNE VANA ENGELİ: Türkiye’den gelen suyu asrın projesi olarak bildik. Hani bu yakıştırma da haksız sayılmayız. Kolay değil, denizin altında döşenen borularla kilometrelerce uzaktan su getiriliyor. Ama gelin görün ki, böylesi devasa bir proje “vananın bozulması” nedeniyle hayata geçirilemiyor. Sözün kısası, asrın projesi dediğimiz dev bir proje, basit bir vanaya teslim oluyor…

SÜTEK DAHA DA PARTİZANLAŞIYOR: Meclis’te dün, SÜTEK’in yönetiminde yeralan devlet memurlarının yerine, hükümetin dıştan atama yapmasına ilişkin değişiklik Yasa Tasarısı, UBP ve DP oylarıyla geçti. Gerekçe neymiş, diğer benzer kurumlarda da öyleymiş… Bütçe disipilini öngören bir hükümetin ilk yapacağı iş bu mudur? Devletin oradaki görevlileri zaten konunun uzmanı değil mi? Şimdi dıştan adamcıklarına yeni mevkiler yaratacaklar. Hem de tonlarca süt sokaklara dökülürken. Şaka gibi. SÜTEK’i özerkleştirme lafını da ağızlarına sakız etmişler. Bunun özerkleştirmeyle alakası yok. Devlet, Yönetim Kurulu’na atama yaptığına, ödenekler devletten çıktığına göre, nasıl özerkleştirme olur. Yapılmaya çalışılan, partizanlıktır. Başka da bir şey değil…

TAHSİSATLAR DA İVEDİ: Meclis’te dün bir de Sayıştay’ın yeni Yasa değişikliği için ivedilik alındı. Daha önce de yazmıştık. Özgürgün’ün kankası Sayıştay Başkanı, Kamu Görevlileri Yasası hilafına tahsisatlar istemekte. Hem de hemen, ivedilikle… Özgürgün  savunuyor, neymiş konu Komite’de ele alınırmış, Başsavcılık da görüş verirmiş, uygunsa yapılırmış. Alın size yeni yeni yükler. Siz de alım gücünüz, on yıl öncesinin üçte birine düştü diye ağlayın durun…

MESELE SADECE STAD MIYDI?: Dünkü yazımızda değindiğimiz, Karaoğlanoğlu’ndaki eylemde başlıca konu, futbol sahası ve balıkçı barınağının, bölgede inşa edilen otele katılması çabasıydı. Bunlar için CTP’ye “Olmazsa olmazlarımız” diyen Başbakan Özgürgün, dün köye gidip, Mete Atandır stadının yenileneceği müjdesi(!) vermiş. Peki ya geri kalan sorunlar? Ben yine ‘aman dikkat’ diyorum. Zeyko fabrikasının el değiştirmesi Anayasa’ya aykırı şekilde yapıldı, üstündeki inşaat da öyle. Stadı geri aldık diye rehavete kapılmamak gerek. Arkasındaki büyük rantı perdeleme amaçlı alel acele bir girişim bu…

 

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”Justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER

Özdemir Tokel: “Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisi değil, Gençlik ve Spor Destek Ofisi olur. Gençlik Dairesi projeyi yapar, Gençlik ve Spor Destek Ofisi finansmanı sağlar. İşin koordinasyonu gençlik ve sporun bağlı olduğu KKTC Başbakanlığında kurulacak bir birimle yürütülür. Olması gereken en kişilikli çözüm de budur…”.[/quote] 

 

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”Justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”] DİPTEKİLER

Atamalar Evlere Şenlik: Yeni kurulan Trafik Dairesi’nin başına, bir edebiyat öğretmeni getirilmiş. Trafik ki, en can alıcı konumuz. Daire’nin kuruluş aşamasında büyük büyük hedefler, gerekçeler vardı. Eğitimden tutun da, teknik düzenlemelere kadar. Tümüyle spesifik bir uzmanlık işi. Ülkede trafik mühendisi yoktu, ama beklenirdi ki, en azından başka bir mühendis, ya da Ulaştırmadan biri atansın. Diğer yandan, tarım, yine büyük sorunumuz. Tarım Bakanlığı Bakanlık Müdürlüğü de diğerleri gibi sadece bir idari görev değil. Teknik görevleri var ve uzmanlık gerektiriyor. Bu Daire’nin başına da, bir posta memuru getirildi. E, yani artık siz düzelme bekleyin, kalkınma bekleyin, kamuda liyakat, motivasyon bekleyin. Çok beklersiniz… [/quote] 

 

 









Başa dön tuşu