04 Aralık 2016

Oy kullanmaya gitmeli mi gitmemeli mi?

Haber İçi Üst

Hükümetin düşürülmesi sonrasında sürpriz şekilde, Başbakanlığa getirilen Dr. Sibel Siber ve kabinesi göreve başladı. Sayın Siber ve yola çıktığı arkadaşlarından ortamın bir anda güllük gülistanlık haline getirilmesini, yani mucizeyi gerçekleştirmelerini beklemek tabii ki hayalciliktir. Zira mucizeler için bile, belli bir zaman gerekir ve maalesef, kıymetli meslektaşımın bu mucizeyi gerçekleştirecek yeterli zamanı yoktur. Aslında her kesim tarafından kabul gören düşünce şudur ki; geçiş hükümeti seçim sürecini adaletli bir şekilde geçirirse başarılı sayılacaktır.
Seçim deyince içim buruluyor. Ülkemiz de yapılan siyaset, artık insanımızı heyecanlandırmıyor. Seçim sistemi ve siyasi partiler yasasında yıllardır vaat edilen değişikliklerin yapılmaması, partiler içi çekişmelerin vatandaşın gereksiz zamanını çalması, siyasetçinin bir söylediğinin ötekini tutmaması, skandaldan başka bir şey üretmemeleri, insanımızın siyasetten ilgisini kaybetmesine neden olmuştur. Eminim ki bu sebeptendir bu gün seçim olsa katılım oranı eskisi gibi yüksek olmayacaktır. Bu iddiam parti yetkililerin çıktıkları televizyon radyo programlarında sözü uzatmadan devamlı seçime katılım çağrısı yapması ile adeta kanıtlanmaktadır. Onlarda yaratılan ortamın vatandaşlara verdiği umutsuzluğu farkındalar, bunun seçim sandığına yansımaması için çalışıyorlar. Ama yıllardır yaratılan kirliliği, bir ayda unutturmak çok da kolay değildir. Zaten bu cihettendir ki bu dönem, eskinin aksine, partilerin aday adayı bulmakta çektiği sıkıntı da ortadadır.
Kişi olarak sorarsanız benim de motivasyonum yoktur. Aylar önce yazdığım yazıda “eğer seçim sistemi çarşaf liste ile seçime gidilecek şekilde değişmezse ben oyumu kullanmayacağım” diye belirtmiştim.
Seçimi boykot etmek de bir tavırdır. Böyle bir tavrın gelişip yayılması için de birilerinin liderliğinin gerekmediği ortadadır. Gezi Parkı’ndaki örgütlenme modelinden yola çıkarsak, sanal medya üzerinden, ülkedeki sisteme inanmayanların, olabilecek gelişmelerde figüran olarak görünmek istemeyenlerin, umudunu yitirmişlerin örgütlenip “boykot” tavrını destekleyebileceği de ortadadır.
Ancak bu tavrı geliştirip tam anlamıyla desteklemeden önce “boykotu yaparsanız seçim sonrası yaşanacaklara karşı söz hakkınızı kaybetmiş olursunuz !” eleştirileri de vicdanı zorlamaktadır. Bir de çocukluğunuzdan beri bizlere dayatılan “oy kullanmak vatandaşlık görevidir” klişesi var. Gerçektende vatandaşlık ödevimizi yerine getirmemenin verdiği sıkıntıyı aşabilir miyiz, bilemem. Zira kişinin kendi içinde, kendine rahatsızlık veren bu duyguyu yenebilmesi zor bir olaydır. Başarabilenler boykotu yapacaktır.
Neticede bir seçim olacak. Sandığa gitsek de gitmesek de sonunda bizi yönetecek (!) olanlar bu seçimden çıkacaktır. Bari doğru insanların seçimine katkım olsun diye düşünmüyor değilim. Bunları düşündükçe de ikileme düşüyor sandığa gidesim geliyor. Sonra tekrar “aman be Ankara ne isterse o olmayacak mı? Boş ver…” diye güllabi suyu gibi oturuyorum.
Aday listelerinin içindeki bir kaç yeni parlayan genç isminde sandığa gitmem yönünde bana ivme sağladığını söyleyebilirim. Bunlar isimleri şimdi buradan saymam diğerlerine haksızlık olur. Ama yine de siyasetimize katkı koyabileceğini umduğum bu kişilerin halen vekil olmadığını söylemekte sakınca duymuyorum. Neden sakınca duymuyorum diye sorarsanız? “Halen vekil olanların karne notları çok zayıf da ondan” diyebilirim sizlere…
Herkesin aklında kendi kendine sorduğu bir soru var: “Oyumu kullanmaya gidecek miyim gitmeyecek miyim ?..”Bu soruya olumlu yanıt alacak hale getirmek , Parti liderlerimizin samimi söylemlerine , parti programlarının gerçekçi yazılmasına bağlıdır. Ve belki de seçim biter bitmez yapılacak ilk mevzuat değişikliğinin seçim sistemi ve partiler yasası üzerine olacağı konusunda ortak söz verilmesidir.
Bu koşullar gerçekleşirse oy kullanma oranı artar mı? Bu sorunun cevabını ancak 28 Temmuz akşamı sandıklar açılırken bileceğiz…
Ben kendim oy kullanmaya gidecek miyim? Dedim size beni sandığa çağıran çok yeni isimler var. Ama yetecek mi? Bu soruya cevap olarak “Yukarıda saydığım gelişmelere bağlı “ diyorum.
Ve şunu da belirtmek istiyorum. Boykot yapmak ya da oy kullanırken mühür basmak ya da karma oy kullanmak. Bunların hepsi demokratik hakkımızdır. Ve biz bireyler bu hakkımızı kendi aklımızla kullanacağız. Herkesin bu hakka saygı duyması ise beklentimizdir

Ve Şiir:

Umutlanmayacağım
Umutlanıp da keyifli gevşekliğimin
tadını bozmayacağım
Beklemeyeceğim kimseyi ve kimseden
“Beyaz Deniz”in küçük oynaş dalgalarına karşı
Aslan sütü içip, kedi gibi gerinerek
Yan gelip yatacağım
Kan köpüğü devrimler ummadan yaşayacağım…

AYŞEN DAĞLI

Anlayamadıklarım
Ataerkil geleneğin yarattığı erkek egemenlik düzeninde, bir mola alıp kadını, geçici bir süre için dahi olsa Başbakan yapan, erkeklerimiz, bu kısa sürede tahakkümlerini kaybetme ihtimali olduğunu hiç mi düşünmediler? Bu hafta da bunu anlamadım…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam